Sokaklar emekçilerindir!..

Eğitim-Sen'in bölgesel mitingleri 6 bini aşkın kişinin katılımıyla İstanbul'da sona erdi

Pazar, 8 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Eğitim-Sen tarafından öğretmenlerin mesleki sorunları ve tırmanan hak gasplarına karşı "İnsanca Bir Yaşam Demokratik Türkiye" başlığıyla yapılan bölgesel mitinglerin Marmara ayağı bugün Kadıköy'de gerçekleşti.

Marmara mitingi diğer bölgelere göre daha kitlesel olsa da, katılım emekçi memurlarda memnuniyet yaratmadı.

Mitingin en canlı kolu Bursa olurken, genel olarak yürüyüşdeki nisbi coşku miting alanına girer girmez dağıldı.

Polis bariyerleri ve yığınağıyla kelimenin tam anlamıyla "F tipi miting alanına" çevrilen alanın öğretmenlere dar geleceği umulurken, arama noktalarından geçişin ardından daha ilk elde gerçek bir dağılma yaşandı.

Körfez Öğretmenevi işçileriSendikal dayanışmanın yokluğu ise alandan acı acı sırıtıyordu. Eğitim-Sen'in bağlı olduğu KESK bile mitinge katılım göstermedi. Mitingte sendikal cepheden bir tek Limter-İş yer aldı. Bunun dışında 17 gündür grevde olan Körfez Öğretmenevi işçileri de mitinge dövizleriyle katıldı. İşçiler Oleyis sendikasında örgütlülüklerini sağlarken patronun sendikal örgütlülüğü tanımaması ve toplu sözleşme masasına oturmaması sebebiyle greve çıktılar.

Mitinge, ırkçı faşizm ve neoliberalizm karşıtlığı damgasını vurdu. Yürüyüşte sloganlar sistemli bir şekilde değil daha çok bireysel olarak başlatılıyordu. Kortejlerin içinden yükselen ve dağılan sloganlar özgürlük talebinin dışa vurumlarıydılar:

"Öğretmene Uzanan Eller Kırılsın", Faşizme Karşı Omuz Omuza", "Irkçı Gerici Eğitime Hayır", "Parasız Eğitim Parasız Sağlık", "Özgür Basın Susturulamaz", "Katil ABD Ortadoğu'dan Defol", "Ücretli Köle Olmayacağız", "Yaşasın Halkların Kardeşliği", "Gün Gelecek Devran Dönecek MGK Halka Hesap Verecek"...

Eğitim-Senİstanbul 7 No'lu Şube mitinge hazırlığıyla dikkat çekti. Uzunca bir şerit üzerine talepler ve sloganlar yazılarak pankartlaştırılmış ve tıpkı bir güvenlik şeridi gibi korteji sarmıştı. Şube üyeleri ayrıca çizimlerle 2 pankartta yapmışlardı.

İznik Şube "Yaşasın Demokrasi Mücadelemiz" pankartıyla yürüyüş kolundaki yerini alırken, İstanbul 2 No'lu Şube'nin pankartlarından biri 1 Mayıs'a dönüktü: "Halkların Kardeşliği İşçilerin Birliği İçin 1 Mayıs'ta Alanlardayız".

Hüseyin CebeKatledilen Hüseyin Cebe'de birçok pankart ve dövize taşınmıştı. "Hüseyin Cebe Aramızda / Ölümsüzdür" sloganları da kortejlerden yükseldi.

İşsiz ve Güvencesiz Eğitim İşçileri Örgütlenme Girişimi ise "Ücretli Köle Olmayacağız" pankartıyla mitinge katıldı. Bu kortejde Devrimci Proleter Gençler de yürürken sık sık, "Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni", "Güvenceli İş İstiyoruz", "Sözleşmeli Köle Olmayacağız" sloganları atıldı.

Miting Enver Karagöz ve Hüseyin Cebe şahsında mücadele şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

Yapılan konuşmalar ise iki vurgu etrafında toplanıyordu: Sokakları ırkçı faşistlere, okulları eli kanlılara; sosyal haklarımızı neoliberallerin insafına bırakmayacağız!..

Eğitim-Sen Başkanı Alaaddin Dinçer ise yaptığı konuşmada daha özelde, Eğitim-Sen'in Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik tavrını da belirtti. Neoliberal politikaları temel hizmetler alanına yayan AKP'nin kendini dayatmacı tutumlarının da, "cumhuriyet - laiklik" maskeleriyle darbeci paşaların linç harekatının da karşısında yer alacaklarını vurguladı.

Ayrıca Dinçer, Ek Ders Genelgesi'nin geri çekilmemesi durumunda sıranın iş bırakmaya geldiğini de belirtti.

Eğitim-Sen mitingMiting Eğitim-Sen İstanbul 5 No'lu Şube üyelerinin oluşturduğu Güneşe Yolculuk Müzik Grubu ve Gökhan Birben'in şarkıları ile sona erdi.

Bölgesel mitingler daha kitlesel bir katılım ve sınıf dayanışması yönüyle zayıf kalsa da, şovenist hezeyanın Eğitim-Sen'de derin bir çatlak oluşturamaması ve ırkçı faşizme karşı bir duruşun ortaya konulmaya çalışılması yönüyle güçlüydü.

Eğitim-Sen'in eylemlerinde asıl boşluğu ise öğrenciler yaratıyor. Özellikle Meclis'te bulunan yetkin mühendislik, sözleşmeli öğretmenlik, mesleki yeterlilik yasası, yabancıların çalışması hakkındaki yasa vb. ile diplomalı işsizliğin derinleştirileceği bir süreçte bu boşluk daha fazla göze çarpıyor. Fransa, Almanya ve son olarak Yunanistan'da ortaya konulan birleşik mücadele ise sadece kazanım yaratma değil sınıf mücadelesini ivmelendirme yönünde de bu boşluğun kardırılması ihtiyacını çığlıklaştırıyor.