Salı, 10 Nisan 2007 (19 yıl 4 ay önce)
YAŞANACAK DÜNYA
Mrina (Maroc):
Bir beklentim yok. 25 yıldır burada yaşıyorum. Temizlik işinde çalışıyorum. Seçim bana yeni ve daha iyi bir iş vermeyecek. Daha önceki seçimleri de gördüm. Çok şey değişmedi. Sarkozy’nin gelmesini istemiyorum. Ama o kazanacak diye düşünüyorum.
Ali (Cezair):
Hiçbir şey düşünmüyorum. Bu bizimle ilgili değil. Oy kullanamıyorum. Oy kullanacaklar düşünmeli. İki kuzenimin kağıdı olmadığı için gönderildi. Ben şimdilik buradayım. Bu bir tesadüf. Kimin geldiği önemli değil. Bize iyi şeyler getirsin.
Pierro (Fransız):
Sosyalist Parti'nin kazanmasını istiyorum. Çünkü Sarkozy Fransız kültürüne göre biri değil. Fransızlar, eşitlik, özgürlük, adalet kavramlarını oluşturana kadar epey bir çaba harcadı. O bunları bir anda yok edebilecek biri. Bu nedenle oy kullananların buna dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Çok acı bir kayıp olur. Bizler yabancılara düşman değiliz. Sarkozy, tüm Fransızlar göçmenleri istemiyormuş gibi bir politika yapıyor. Ama bu doğru değil. O kendi istediği bir şey.
Alaine (Fransız):
Öğrenciyim. Ben LCR (Devrimci Komünist Ligi)’in kazanmasını istiyorum ama bu çok güçlü bir ihtimal değil. Kaybetse de onu destekleyeceğim. O gençlere bir şey verebilir. Sarkozy ya da diğerleri gençlere bir şey veremeyecek. Çünkü yaşlıca düşünüyorlar. Geçen yıl yaşadığımız iki aylık süreç ondan kaynaklıydı. Bütünüyle gençlere karşı. Hangi arkadaşımla konuşsam onlar istemiyor Sarkozy’i. Ama birileri istiyor; çünkü anketlerde birinci oluyor. Bu spekülasyon da olabilir. 22 Nisan çok önemli. Fransızlar bu tarihe kilitlenmeli.
Charlille (Fransız):
Beni ilgilendiren bir konu değil. Politikayla ilgilenmiyorum. Politika insanlar için değil. Bilim kurgu filmi gibi. Hayatı bulandırıyorlar. Kim kazanır bilmiyorum. Kazanan bizim için iyi şeyler yapsın yeterli. Bu kadar!
FRANSA’da SEÇİMLER

Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri 22 Nisan ile 6 Mayıs tarihlerinde iki tur üzerinden yapılacak. Bu seçim Fransa’nın iç ve uluslararası alanda izleyeceği politikaları belirlemesi açısından çok önemli. Seçimler daha çok merkez sağı temsil eden Halk Hareket Birliği (UMP) adayı Sarkozy ve Sosyalist Parti adayı Royal arasında geçecekmiş gibi gözükmekle birlikte, Demokrasi İçin Birlik Partisi adayı Bayrou da mevcut politik dengeleri etkiliyor.
Koz; göçmenler!
Göçmenler yine seçim propagandasının en önemli figürlerinden biri.
Sarkozy 2005 yılında yaptığı bir açıklamada,
“göçmenlerin en az yüzde 70’nin ülkesine gönderilecek” demişti. Seçim propagandasında ise,
“Fransa’nın kaliteli ve nitelikli iş gücüne dayanan göçmenlere ihtiyacı olduğunu” sık sık vurgulayarak göçmen politikasını sermayenin neo liberal birikim politikalarına uygun hale getirmeyi hedeflediğini ilan etmektedir. Faşizan politik savunu ve değerlendirmeleriyle Le Pen’in taklidi Sarkozy, en son
Göçmen ve Milli Kimlik Bakanlığı’nın kurulacağını açıkladı.
Devletin bütünsel dönüşümü!
Fransa tekelci kapitalizminin neo liberal saldırı politikalarında yeterince yol alamaması, sık sık direnişlerin duvarına toslaması, Sarkozy’nin seçim propagandasının başlıca malzemesi. Bu yolun Fransa emekçilerine takılmadan düzlenemeyeceğini iyi bilen Sarkozy ve şürekası, baskıcı-faşizan uygulamaların artırılmasını savunuyor.
“Devletin bugünkü yapısı küresel kapitalist sisteme uygun değil”miş,
“değişim kaçınılmaz”mış!.. Bunun için ne mi yapılmalıymış?!
“Devlet üst düzeyde merkezileşmeli; ulusal güvenlik konseyi kurulmalı, ordunun savaş kapasitesi artırılmalı, polisin yetkileri genişetilmeli”ymiş!
Royal ve yanılsama rüzgarı!
Seçimin diğer favorisi olarak görülen
Royal, De Gaulleci bir söyleme sarılarak Fransız siyasetinin geleneksel tabanına hitap etmeye çalışıyor. Ancak bunda bile son derece silik ve hamasete dayalı bir duruş sergiliyor. Hazırladığı 100 maddelik sosyal-liberal içerikteki seçim programı ile Fransız sermayesinin tepkisini toplarken, Avrupa’da Blair’in başlattığı sosyal-liberal rüzgara benzer bir rüzgar estirmesi sürpriz olmayacaktır! Ancak bu yanılsamanın tıpkı Blair’de olduğu gibi erken dağılacağı da aşikardır.
Bayrou?!
Burjuva partilerinin savunuları arasındaki fark nüanslardan kaynaklandığı için, sık sık söylemler ve oynanan taban birbirine karışmaktadır. Bu durum ortada tüm kesimlere dönük daha “dengeli” bir siyaset izleyen
Bayrou’nun yükselişine zemin sunuyor. Bayrou sessiz ve dingin bir muhafazakar. Fransız taşrasını temsil ediyor ve duruşu ile geleneksel Fransız seçmeninin aradığı pek çok özelliği kendinde topluyor. Ani yükselişi Fransa’da seçim sürecinin nasıl kritik bir dengede ilerlediğini gösteriyor.
Hepsi aynı, asıl aktör emekçiler!
Cumhurbaşkanlığını kim alırsa alsın, Fransız burjuvazisinin istemleri doğrultusunda politikalar izlemek zorundadır. Asıl sorun karşılarında görecekleri direniştir. Bunu deneyimleriyle bilen burjuva partileri, manevralarını buna göre ayarlamaktadır.
Burjuvaziye seçimlerde politik manevralar yaptırtan Fransız emekçileri, yapılan hesapları bozmasını da bilecektir. Perşembenin gelişini anlamak için, geçmiş çarşambalara, direnişlerle burjuvazinin politikalarının püskürtülmesine bakmak yeterlidir!