Gazete ve tokaya kota

Sincan Kadın'da tutsakların günlük gazete arşivine el konuldu, baskılar sürüyor!..

GÜNCEL
Pazar, 15 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Sincan Kadın Hapishanesi'nden İzmir Cezaevi İnisiyatifi'ne gönderilen iki mektup baskı ve yasakların büyük keyfilikle sürdürüldüğünü bildiriyor.

30 Mart tarihinde askerler tarafından genel arama yapılarak tutsakların gazete arşivlerinin tamamına el konuldu.

Ayten Özdoğan mektubunda bunun, Adalet Bakanlığı'nın son genelgesine dayanılarak iç görüşü engellemek amacıyla yapıldığını vurguluyor. Bilindiği gibi tutsaklar hücreler arası haberleşmeyi toplarla sağlıyor.

Saldırı elbetteki direniş iradesini kırma ve gözdağı verme amacı taşıyor. Bununla birlikte, hücrelerinde 3 kitaptan fazlasını bulunduramayan tutsakların eski gazetelere ulaşması engellenerek üretkenlikleri de ketlenmek isteniyor.

Gazete arşivlerine el konulan genel arama her hücreye doluşan 20 asker tarafından yapıldı. Askerlerin onursuz üst araması yapma girişimi ise tutsaklar tarafından engellendi.

Bunların dışında Ayten Özdoğan kendilerine gönderilen gazete ve dergilerin verilmediğini de bildirdi.

İzmir Cezaevi İnisiyatifi'ne başka bir mektupta basın açıklamasına katıldığı için tutuklanan ve ancak 2. duruşmasında tahliye edilen Gökçe Otlu'ya ait.

Otlu mektubuna "Sevgili İCİ ailesi, kuşun dahi geçmediği SİNCAN mahallesinden yazıyorum yine..." diye başlıyor.

Gökçe Otlu mektubunda Adalet Bakanlığı'nın F tipleriyle ilgili yayınladığı son genelgesinin konularından birini oluşturan görüşler üzerindeki baskı ve saldırıları bildiriyor.

Tokanın bile Kotası var


Sincan'da 3, 5 ve 7'şerli gruplar halinde haftada iki saat görüşe izin veriliyor.

Otlu görüşe giden tutsakların yanına selpak ve toka almasının dahi yasaklandığını bildiriyor:
Görüşmeye çıkarken yanına selpak dahi almazsın. Çünkü yasak. İlginç bir örnek anlatayım. Saç tokalarının bile burada kotası var. İki toka dışında almak yasak. Doğal olarak uzun saçlı arkadaşlar saçlarını kalemle topluyorlar. Ayrıca görüşe çıkarken bu saçlarını topladığın kalemin içi dahi (ucu olmasa bile) yanına alman yasak. Selpak gibi temel bir ihtiyacı yasaklayan mantığa aslında çok şey söylenebilir. Ama satırların "görülmüştür"lü yanı maalesef engel oluyor...
Ayrıca hapishanede görüşe çıkılan ilk haftanın ardından herkese, görüşe çıkarken arama esnasında slogan attığı gerekçesiyle disiplin soruşturması açıldı. Soruşturma kapsamında tutsaklara üç ay iletişimden men cezası verilmek isteniyor.

Otlu en son Seval ve Arzu adlı tutsakların hücre içinde hücreye atıldığını da bildiriyor ve "Günde bir saat havalandırmanın açık olduğu 8 metre karelik yerlerde 20 gün tutuldular" diyor.

Kadın tutsaklar üzerindeki tecridin F tipi düzeyine çekilmesi amacıyla açılan, işkenceli sevklerle doldurulan, her yeni hapishanede olduğu gibi faşizmin devrimci iradeyi kırmak için her türlü psikolojik savaş yöntemi ve iğrençlikle saldırdığı ve her yeni hapishanede olduğu gibi hakların dövüşe dövüşe kazanıldığı Sincan Kadın Hapishanesi'nde faşist baskı ve yasaklar da, direniş de sürüyor...

Tutsaklar tekli hücrelerde tutulma ve gün boyu yüksek sesli müzik dinletme saldırılarını direnişle püskürttükleri gibi devrimci kimlik ve kişiliklerine yönelik her saldırıyı dün olduğu gibi bu gün de boşa düşüreceklerdir.

Duvarların ötesi bildiğiniz gibi... direnişin kazanım gücünü belirleyecek temel aktörlerden dışarısıysa bize bağlı!..