İmza standımız hem geçmişe tanıklık etti hem de bugünün gençliğinin sorgulayıcılığına...
Devrimci 1 Mayıs Platformu'nun stand aktivitesi dün Taksim'de başladı...
Daha önce haberimizde yer verdiğimiz gibi stand açılışı polis baskısı ve gözdağı girişimi ile başladı.
Basın açıklaması ve imza toplama faaliyetini engelleyemeyen devlet emekçilerle aramıza set çekmek, tedirginlik yaratmak amacıyla bir grup çevik kuvvet polisini stand çevresinde konumlandırdı.
Onların varlığına rağmen imza çalışması başlatıldı ve geçenlere bildiriler de dağıtılarak Taksim'de 1 Mayıs yasağına son verilmesi, 1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edilmesi ve 1977 1 Mayıs katliamı sorumlularının yargılanması taleplerinin propagandası yapıldı.
Yaklaşık bir saat sonra çevikler çekilip gittiler. Biz ise propagandamızı getirilen megafonla yapmaya başladık.
Megafon ilgiyi arttırmıştı, stand önünde imza kuyrukları oluşmaya başlayınca sayısı iki olan imza kağıdını dörde çıkardık bu sırada da imza atanlarla konuşup sohbet etmeyi ihmal etmedik.
İmza için gelenlerden de bizlerle sohbet etmek isteyenler oluyordu. Özellikle "Kanlı Pazar" ve '77 1 Mayıs'ını yaşamış olanlar bizlere o günleri gözleri dolarak bazen öfkelenerek anlatıyor, ateş açılan yerleri tarif ederek elleriyle gösteriyorlardı.
“Ben 13 yaşındaydım o günlerde, oradan babamla geçiyorduk, ne olduğunu bile anlamamıştım. Sonradan 'Kanlı Pazar' denildi o güne” diye anlatmaya başlamıştı Nurettin amca:
77′de artık örgütlüydüm ve iş yeri temsilcisiydim. İşte şu Kazancı Yokuşu'nun başında bir eczane vardı o zaman oradan ateş açıldı. Birde şuradan ve şurdan, bu eski otelin üstünden de açıldığı söylendi ama ben görmedim onu.Bir başka tanıksa gene eczaneden bahsederek,”herkes eğilmişti, ben özellikle eğilmedim kimin ateş ettiğini görmek istedim, bugün bile görsem tanırım o şerefsiz katili” diye öfkeyle anlatıyordu o günü.
Ben kırk yıldır şu yokuşun aşağısında otururum. Kime sorsanız tanır beni. O gün biz çoluk çocuk kahvaltı başına oturduk yedik içtik. Gürültüleri duyduk ama burası hep hareketlidir. Kalktıktan sonra dışarıya çıkınca öğrendik kan gövdeyi götürmüş. Üzüldük tabii üzülmezmi insan onca can. İşte şuradan ateş etmişler, komşular söyledi. Orada eczane vardı eskiden.Anlatımları bitince bizleri evine davet ederek ayrıldı yanımızdan. Daha sonra tekrar uğradı, alışverişe çıkmış gidip çocukları göreyim ne yaptılar diyerek dönüş yolunu uzatıp uğramış yanımıza bizde sandelyesini alıp gelmesini bizimle oturmasını söyledik, sevindi ama “iş, güç, çocuklar olmaz ki, siz gelin işiniz bitince” diyerek ayrıldı yanımızdan.