Faşizm gemi azıya aldı. Kirli savaş taktiklerini şimdi sendikacılara yönelik de işletiyor.
Önce 4 Nisan günü yolda önü kesildi. Önünü kesen kendisini "devlet" olarak tanıttı fakat "hükümetle karıştırmamasını" belirterek...
Kaçta evden çıkıp kaçta döndüğünü, evli ve eşinin hamile olduğunu, kullandığı arabanın başkası adına kayıtlı olduğu ve hatta telefonda görüştüğü kişilerin dökümünü kendisine bir bir saydı.
Polis olduğunu direkt kimliğini göstermek yerine tehdit içerikli kanıtlayan bu kişinin istediği ise Ankara'da daha önce defalarca yaşandığı gibi: Muhbirlik!
Fakat bu sefer muhbirleştirilmek istenen bir devrimci değil, sendikacı: Büro Emekçileri Sendikası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Akbaba.
Teklifin kabul edilmemesi halinde sendikacıyı hamile eşini rahatsız etmekle tehdit ettiler; memurluktan atma ve diğer sendikacı arkadaşlarına zarar verme tehditleri de cabası.
Akbaba'nın onursuzluğu hiç düşünmeden reddetmesi üzerine ise sokak üzeri sorgu ve tehdit kendisine 9 Nisan gününe verilen randevu ve şu gözdağı ile son buldu: "Sen şimdi basın açıklaması falan yaparsan senin için hiç iyi olmayacağını bil. Sonrasını düşün, sonunu düşün."
Akbaba'nın faşist tehditlere prim vermeyip, 9 Nisan günü belirtilen yere gitmemesi üzerine polis tehditlerin dozunu arttırdı. Cep telefonu mesajları, arabasının camına bırakılmış notlar ve takip...
Ajanlık dayatmasıyla ilgili olarak KESK ve BES dün Ankara Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaptı ve ardından da suç duyurusunda bulundu.
Akbaba savcılığa sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürü ile ismini ve eşkâlini tespit ettiği bir TMŞ polisini şüpheli şahıs olarak gösterdi.
KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul'da ajanlık dayatmasında bulunan kişinin eşkalinin belli olduğunu, konunun ve suç duyurusunun takipçisi olacaklarını belirtti.
Ankara'da daha önce 2 BES iş yeri temsilcisi iş yerinde sendikanın dergisini dağıttıkları için memurluktan atılmıştı.