Çarşamba, 18 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)
II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihat ve Terakki Fırkası emperyalistlerle birlikte sendika kurma ve grev yasağı koydular. Tatil-i Eşgal Kanun-u Muvakkatı'dır baskının adı. 1909'da uygulamaya konuldu yasa. Fakat işçi eylemleri engellenmedi.
Zamanında ödenmeyen ve çok düşük ücretler, günde 9 saatten fazla çalışma, vb. taleplerle grevler, eylemler sürdü. 1909 yılında Üsküp'te, Bulgar, Sırp yani azınlıklar ve Türk işçilerinin katılımıyla kutlandı 1 Mayıs ve 100'den fazla işçi ellerinde bayraklarla yürüdü.
Selanik'te bir bildiri dağıtılarak imparatorluğun bütün temasının seçme ve seçilme hakkının tanınması, emeği koruyucu yasaların çıkarılması ve grev kanununda değişiklik yapılması istendi.
1 Mayıs kutlamaları uzun bir dönen Bulgar, Yunan, Rum sosyalistlerinin öncülüğünde yapıldı. 1910 yılında Selanik ve başka bir kaç Rumeli şehrinde, 1911'de Üsküp, Selanik, İstanbul, Edirne ve başka Trakya şehirlerinde kutlandı.
Selanik'teki gösteriye 14'ten fazla sendika, Yahudi, Bulgar, Yunanlı ve Türk işçiler katıldı. Yük arabası sürücüleri, mavnacılar, liman ve yükleme-boşaltma işçileri iş bıraktılar. 4 ayrı dilde konuşmalar yapıldı, mitinge 2 bini aşkın işçi katıldı.
1912 yılında Selanik'te ve İstanbul'da yapılan kutlamalara 7 bini aşkın işçi iş bırakarak katıldı. Bir parkta toplanmak isteyen işçilere asker ve polis saldırdı.
Yasaklara Rağmen 1 Mayıs
1913 yılından itibaren 1 Mayıs engellendi. Birinci Emperyalist Savaş dönemi boyuncada yapılmadı. 1908 - 1914 dönemi işçiler açısından zor ve acılıdır.
Ne var ki tüm yasaklamalara rağmen grevler engellenemedi. Polisle işçilerin çatışmaları sürüyordu. Hatta Selanik Valisi Sadrazam'a bir rapor göndererek
"Bundan sonra kimseye sendika kurma yetkisi vermeyelim. İzinleri de geri alarım, işçiler sosyalist oluyor" diyordu.
Emperyalist işgal de grev ve direnişleri durduramamıştı.
1920 yılında tramvay işçileri 3 gün süren bir grev yaptılar. İşçiler emperyalistler tarafından tutuklandılar fakat, zam almayı da başardılar. İşçiler günde
18 saat çalıştıklarını açıkladılar. Ve aynı yıl
İstanbul'da 1 Mayıs kutlama kararı alındı.
Trabzon ve başka Karadeniz illerinde gösteri ve yürüyüşler düzenlendi.
1921 yılında ise baskı ve yasaklamalara rağmen kutlama yapıldı. İstanbul'da hemen hemen tüm işçiler iş bıraktı. Tramvay işçileri, fabrika işçileri vb. vb. kızıl bayraklar açıldı, işçiler o gün kendilerine içki içmeyi yasakladılar.
1923 yılında yerli ve emperyalist işletmelerde çalışan işçiler "
yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs'ın işçi bayramı olarak tanınması, 8 saatlik iş günü, hafta tatili, sendika kurma ve grev hakkı" talepleriyle greve çıktılar. 1923 1 Mayıs'ı grevlerle örüldü. Bu genişleyen sürece müdahale edilerek 1 Mayıs yasaklandı. Fakat başta İstanbul olmak üzere
Ankara, İzmir ve
Adapazarı'nda kutlamalar yapıldı.
1923'de
İzmir İktisat Kongresi'nde yasak kaldırıldı. 5 kadın işçinin sunduğu önergede şu talepler yer alıyordu:
Amele yerine işçi denilecek. İşçilere sendika kurma hakkı tanınacak. İş günü 8 saat olacak. 1 Mayıs işçi bayramı olarak kanunlaşacak. İşçiler yılda bir ay izin kullanacaklar. Seçimler mesleki temsil usulüne göre yapılacak. 12 yaşından küçük işçi çalıştırılmayacak. Tatil günleri ücret verilecek. Sakat işçiler korunacak. İşçiler için sigorta kururlacak. İşçiler için hastane yapılacak. İşçilere sosyal mesken yapılacak. Vergi adaleti sağlanacak.
Kongre'de 1 Mayıs'ın işçi bayramı olması ve sendika kurma haklarına kavuşmaları ve halen yürürlükte bulunan
"Tatil-i Eşgal" kanunun işçi lehine düzeltilmesi kabul edildi. Toplantıda işçilerle tüccarlar ve sermaye temsilcileri arasında sert tartışmalar yaşandı. Alınan kararlar hiçbir zaman uygulanmadı.
Cumhuriyet İle Birlikte 1 Mayıs Yasaklandı
Cumhuriyetin ilanından sonra ilk 1 Mayıs'ta işçilerin 1 Mayıs'ı bahane ederek ayaklanacağı haberleri yayıldı. Bu arada İstanbul'da grevler devam ediyordu. Grevlere askerler ve polisler saldırdı. Ve 1 Mayıs yasaklandı.
Fakat Ankara'da
İmalat-ı Harbiye işçileri tarafından bir toplantı ve birkaç etkinlikle 1 Mayıs kutlandı.
1925 yılında Kürt isyanı bahane edilerek
Takrir-i Sükun Kanunu çıkarıldı ve tüm sendikal haklarla birlikte 1 Mayıs'ta yasaklandı. Devreye
İstiklal Mahkemeleri girdi.
Amale Teali Cemiyeti vb. derneklerin yöneticileri tutuklanarak İstiklal Mahkemesi'nde yargılandılar. 7 ile 15 yıl arasında hapis cezası aldılar.
50 Yıl Aradan Sonra 1 Mayıs Alanlarda Kutlandı
Sınıfın artan mücadelesi 1 Mayısların meşrulaşmasını, kitlesel ve militan kutlanmasını beraberinde getirdi. 50 yıl aradan sonra 1 Mayıs ilk kez
1975 yılında alanda kutlanacaktı.
1971 yılına gelindiğinde grevdeki ve direnişteki işçi sayısı
20 bini bulmuştu. Grevde ve direnişte olan fabrika sayısı ise
97 idi.
15-16 Haziran büyük direnişi Türkiye işçi sınıfı tarihinde yerini aldı. Mücadele devam etti ve 1975 yılına gelindi. O yıl 1 Mayıs alanlarda kutlandı.
1976 yılında
DİSK'in
Taksim'de düzenlediği 1 Mayıs'a karabalık bir işçi kitlesi katıldı. Taksim'deki eyleme kimi kaynaklara göre 150, kimilerine göre ise 400 bin işçi katıldı.
Kanla Bastırılmak İstenen Sınıf Mücadelesi
Ve kanlı
1977 1 Mayıs'ı! 500 binin üzerinde işçi, emekçi, devrimci aktı alana. Beşiktaş ve Saraçhane'de toplanılarak iki koldan Taksim'e akıldı. Her yer kızıl bayraklarla, pankartlarla donatılmıştı. Sokaklar tümüyle işçilerinindi. Türkiye'nin her yerinden katılımlar olmuştu. Türkiye tarhinin en kanlı ve en kalabalık 1 Mayıs'ı yaşanacaktı.
Faşist rejim sınıf ve kitle hareketinin gelişen sokak insiyatifinin doruk noktasından birini kanla boğmaya çalıştı. Fakat '77 1 Mayıs'ı tarihteki yerini aldı. İşçi ve emekçilerin belleklerine silinmemek üzere kazındı.
Namlunun Ucundaki Huzur
Yıl
1979! IMF ile Ecevit hükümeti arasında görüşmeler sürmekte idi. Sınıf ve emekçileri daha fazla soymanın, baskı altına almanın anlaşmaları yapılıyordu.
Öte yandan Türk-İş Genel Başkanı kaşarlı ağa Halil Tunç, Ecevit hükümetini koşulsuz destekledi. İşçi ücretlerini dondurmak başta olmak üzere birçok baskı anlamına gelen Toplumsal Anlaşma'nın özel sektörde uygulanmasını istedi.
Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Mayıs törenlerini yasaklayacağını açıkladı. İstanbul ve Ankara'da sokağa çıkma yasağı uygulanacağı belirtildi. 1 Mayıs İstanbul'da kutlanmayacak, 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı getirilecek ve 1 Mayıs günü Taksim alanına "
ordunun sancağı dikilecekti". Burjuva gazeteler
"huzur namlunun ucunda" diye yazıyorlardı.
Ama
İzmir'de,
Samsun'da,
Diyarbakır'da vb. alanlaral çıkıldı ve düşmana inat sınıf gücü gösterildi. Türkiye işçi sınıfı tarihi o zamana kadar devrimci hareketlerle tam olarak buluşamamıştı. Bu nedenle '79 1 Mayıs'ı hem devrimciler açısından hem de sınıf açısından önemliydi.
Baskılar sokaklarda göğüslenmiş ve nitelik olarak bir üst düzeye sıçramıştı. Gösterilerin merkezinde devrimciler duruyordu. Antifaşist güçler devrimci bir temelde birleştirilmişti. Revizyonist akımlar tecrit edilmişti.
'79 1 Mayıs da Sıkıyönetim ile sınıf ve kitle hareketinin önü kesilmek istenmiş ama öfke bentleri yıkıp geçmişti. Revizyonist akımlar Sıkıyönetim'e alkış tutarak umutsuzluk yaymaya çalıştılar. Süren devrimci mücadeleyi ve kitlerin artan öfkesini gizlemeye ve faşist rejimin gücünü abartmaya çalıştılar.
Revizyonistler, sendika ağaları 1 Mayıs'ı engellemek istediler. '79 1 Mayıs'ı Sıkıyönetimi aşmış ve sınıf mücadelesine moral aşılamıştı. Bu moral gücü kitle mücadelesine yansımıştı.
80 Karanlığı 89'da Yarıldı
'80 askeri faşist darbesi ve ardından gelen karanlık yıllar. Sendika ağaları yine sınıfın önünde barikat oluşturdular ve
1987'ye gelindiğinde 1 Mayıs kapalı salonlara taşındı.
'89 yılı Bahar Eylemleri'ne sahne oldu. Bu dalga 80 sonrasının en kitlesel ve yaygın işçi eylemleriydi. Özgürlük alanları kavgayla yarılmıştı ve yarılacaktı. Komünistler, devrimciler, işçi ve emekçiler 1 Mayıs'ta
Taksim'i zorlayacaklardı.
Taksim ve civarlarında çetin çatışmalar yaşandı. Taksim
Tarlabaşı'nın ara sokaklarında uzun süre sürdü çatışmalar.
Mehmet Akif Dalcı polisin açtığı ateş sonucu şehit düştü. 1 Mayıs tekrar yasaklandı. Rüzgar kesilemedi.
Yine Yasak Yine Alanlar
'90 Mayıs'ında ise faşist rejim tarafından öncesinde semtler tutuldu, fabrikalar kuşatıldı.
"Alana izin yok" denilerek kitlelerin beynine bu yasak kazınmak istendi.
Buna rağmen İstanbul ve birçok ilde alanlara çıkıldı.
Merter Çeşme'de,
Dolapdere'de,
İncirli'de... İstanbul'un birçok yerinde eylemler yapıldı, yollar kesildi, polisle çatışıldı. Türk-İş öncesinden 1 Mayıs'ın içini boşaltmak için yine salonları gösterdi. Ama 1 Mayıs salonlara sığmadı, sığamazdı.
Özgürlük Alanları Kavgayla Açıldı
91 yılında 1 Mayıs öncesinde polis bir çok dernek, ev, iş yerini bastı ve çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. 1 Mayıs günü
Saraçhane'den
Taksim'e doğru yürüyüşe geçildi. Devrimcilerin öncülüğünü yaptığı eyleme 600'ün üzerinde katılım oldu. Burada polisle çatışıldı, 4 polis yaralanırken 60 kişi gözlatına alındı. Birçok semtte yapılan gösterilere polis saldırdı.
Devrimci bir 1 Mayıs
Sonraki yıllarda 1 Mayıslar hep alanlarda kutlandı. 1909 yılında başlayan zorlu kavga geleneği devam etti ve
96 1 Mayıs'ında komünistlerin önderliğinde devrimci bir 1 Mayıs yaşandı.
2007 1 Mayıs'ı Faşizme Tokat Olmalı
2007 1 Mayıs'ı militanlık, kararlılık ve kitlesellikle kutlanmalıdır. Sokak inisiyatifini tümüyle kendi ve ırkçı faşist kurtçukların ellerine almak isteyen devlete alanlardan bir tokat olmaldır.
İşçi ve emekçilerin, devrimcilerin, komünistlerin yıllarca süren mücadelelerinin sonucunda kazanıldı alanlar şimdi onu sahiplenmek, savunmak ve daralttıkları çemberin içinde boğulmayacağını gösterilmek zorundadır. Başta Taksim olmak üzere işçi ve emekçilerin kanıyla kazanılan alanlar yeniden özgürleştirilmelidir. Özgürlük alanları kavgayla açılır, yarılır....