Perşembe, 19 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)
UFUK ÇİZGİSİ, Sayı: 60
Türkiye’de 2007 1 Mayıs’ı öncesi, işçi-emekçi kitlelerin boydan fotoğrafı, dünyanın değişmekte olan havasının izdüşümlerini yansıtmıyor henüz. Sınıfın değişik bölük ve katmanları içerisindeki 1 Mayıs’a yönelik çalışmalarımızda, karşımıza çıkan, en başta bu oluyor.
İşçi sınıfının geniş kitleleri, 1 Mayıs’ı devrimci bir siyasal sınıfsal özdeneyim olarak bilinçlerine kazımamış; devrimci siyasal ve sendikal örgütlülük, birlik ve dayanışmanın suyunu henüz kana kana içmemiş durumdalar.
Ancak elbette ki, tablo bundan ibaret değil. Taksim'in gündemleşmesiyle, son 20-30 yılın mücadele birikimlerinin kırıklıklarına rağmen, onu bilincinde ve yüreğinde tarihsel ve sınıfsal bir özlem olarak taşıyan emekçilerin heyecanına da tanık oluyoruz.
Terazinin diğer kefesinde ise, aşırı çalışma ve sefaletin, özgürlükten ve her şeyden yoksunluğun, sınıf birliğini hissedememenin acısı, hoşnutsuzluk ve öfkesi var.
1 MAYISI BİLİNÇLERE KAZIMAK
O halde, tüm çalışmalarımızın odağında, 1 Mayıs’ın yeniden kazanılması duruyor. 1 Mayıs’ı bir, üç, beş günde yeniden kazanamayacağımızı bilerek…
Ama asıl, devrimci 1 Mayıs’ın proletaryanın sınıf bilincinin sıçramalı gelişimindeki öneminin derinden kavranışıyla… Sınıf çalışmasında
süreklilik, devrimci bir siyasal-sendikal içerik ve kitleleri özneleştirme halkasını sıkı sıkıya elimizde tutarak…
SOSYALİST YARIŞMA RUHU, COŞKUSU ve NEŞESİYLE
Bütün bunların 1 Mayıs çalışmalarındaki karşılığı somut, elle tutulur ve ölçülebilir olacaktır elbette: Şu kadar bölgede, şu kadar fabrikada, işyerinde, semtte, okulda… özenli bir ön hazırlıkla yapılan, şu kadar katılımın olduğu ve katılanların 1 Mayıs 2007′nin bulunduğu alandaki örgütleyicisi olarak çıktığı
işçi-emekçi-öğrenci toplantıları.
Toplantıların 1 Mayıs sonrasına da akıtılacak ve öncü işçilerin
“eylem ödevi” olacak tarzda hedeflendirilmesi, içeriklendirilmesi ve örgütlenmesi.
Etkili bir tarzda kullanılan sözlü ve görsel araçlarla desteklenen, kitleleri çekim gücüne sahip, yürütücülerini de eğitip geliştiren bir ajitasyon/propaganda.
Şu kadar gazete satışı, bildiri, bülten vd. dağıtımı, bu kadar afiş ve duvar gazetesi. 1 Mayıs’la ilgili üç talep için şu kadar yerde toplanan şu kadar imza.
Sosyal-kültürel kaynaşmayı sağlamakla kalmayıp siyasal mesajlarımızın güçlü bir biçimde verildiği, profesyonelce örgütlenmiş, katılanlarda güven ve dinamizm yaratan kitle etkinlikleri.
Basınımızda, internet sitelerimizde 1 Mayıs’a ve içerisinde yer aldığı siyasal konjonktür içerisindeki önemine ilişkin yazılar, sürekli güncellenen 1 Mayıs röportajları, işçi ve emekçilerden sınıf kardeşlerine çağrılar.
1 Mayıs gününe kadar değil, 1 Mayıs sonrasında da asla tavsamayacak tarzda planlanmış, hedeflendirilmiş, iç örgüyü güçlendiren, hiçbir devrimci işin boşlukta kalmadığı, temposu yüksek, birbirini bütünleme ve sosyalist yarışma ruhu, coşkusu ve neşesiyle sürdürüldüğü sınıf ve kitle faaliyeti.
Bu çalışmanın içerisinde enerjisiyle pırıldayan, sınıf kardeşlerini aydınlatan ve eyleme çeken işçilerden
öncü işçi kurullarının oluşturulması. Proletaryanın öncüsünün soluk borusundan içeriye giren taze sınıf ve kitle rüzgarı; emekçilerin soluk borusundan içeriye giren proleter sosyalizm rüzgarı!
ARADA BİR KAMA!
1 Mayıs’ı bu ruhla karşılamak, çoğu kez yaşandığı gibi 1 Mayıs öncesi kaslarını açıp hamlıklarını gideren, alana taşıyacağı kitleleri
“hatırlayan” genel devrimci “
rutin”den çok farklı olmalıdır elbette. Ama yalnızca bu değil!
1 Mayıs 2007, aynı zamanda, o, toplumsallaşmış rejim krizi içerisinde emeğin kendi sözünü,
kendi bayrağı altında ve kendi eylemiyle söylemesinin taşıdığı siyasal önem açısından da son yılların 1 Mayıs’larının “rutin”inin de dışına çoktan çıkmış bulunuyor.
Hrant Dink’in cenazesi ve
Newroz’un arkasından, meydanların
“orta sınıflardan şoven milliyetçiliğe sevgilerle” doldurulduğu
14 Nisan kontra gösterisi 1 Mayıs’la araya kama gibi girdi.
Bu kamayı çekip çıkarmak, kontranın bağrına geri göndermek, 14 Nisan’ın rövanşını almak, 1 Mayıs’ta emekçilerin boynunun borcu haline geldi.
Bu ise, İstanbul’da Taksim’de ve diğer illerde de
“Her yer Taksim, her yer 1 Mayıs alanı” ruhuyla gerçekleştirilecek 1 Mayıs gösterilerinde yaşam bulacak.
1 MAYIS TAKSİM'DE KAZANILACAK
Adı son yıllarda başta DİSK olmak üzere sendika bürokratları tarafından sık sık anılıp kolaylıkla da geriye çekilen, devrimciler ve kitlelerde bir güven ve özgüven sorunu yaratan
Taksim’i işçi-emekçi kitlelerin ortak hedefi haline getirmek için yoğunlaştırıyoruz çalışmalarımızı.
Yalnızca Taksim’i hedef göstermekle kalmaksızın,
“Nasıl bir Taksim” sorusunun devrimci yanıtını da vererek ve böylelikle Taksim hedefinin arkasında kararlılıkla durulmasını, onun sınıfı bölme, belleğini silme, dikkatini dağıtma, gerilim içerisinde paralize etme planlarını bozacak tarzda geniş kitleler için çekim oluşturmasını sağlayacak bir içerikle yürütüyoruz.
Emekçi kitlelerde Taksim kararlılığı, ancak
“Nasıl bir Taksim” sorusunun devrimci yanıtı ile yaratılabilir.
Onun
tarihsel anlamı ile mevcut siyasal konjonktür arasındaki bağlantı, burjuvazi ve kontrgerilla ile tarihsel ama aynı zamanda güncel bir hesaplaşma olarak anlamı,
faşist milliyetçilik ile liberalizm arasında sıkıştırılan emekçilerin devrimci sınıf bayrakları altında yürümesinin önümüzdeki sınıf mücadeleleri açısından önemi kavratılarak büyütülebilir.
TABANDAN ALANA
Devrimci 1 Mayıs’lar, işçilerin, bulunduğu işyerinde, fabrikada, kaderlerini sendika ağalarının, bürokratlarının eline, iki dudağının arasına bırakmaksızın, bizzat kendi örgütlenme ve mücadelelerinin ürünü olan öncü işçi kurullarının inisiyatifi ile örgütlenerek kazanılabilinir.
1989, 1990 1 Mayıs’larında, kendilerine sefalet ve postaldan başka bir şey vermeyen
12 Eylül rejimine karşı nasıl Taksim’in her yerinden işçi, emekçi, devrimci inisiyatifi fışkırıyorsa, bugün de kölece çalışma ve yaşama karşı her fabrikada, işyerinde 1 Mayıs örgütleme komitelerinin kurulması, işçilere 1 Mayıs’ın anlamını anlatan geniş katılımlı toplantılar düzenlenmesi, 1 Mayıs için imzaların toplanması, 1 Mayıs’a katılımın işçilerin ortak bilinç ve iradesi fışkırmalıdır.
ÖZ SUYU İL İL DALLARA YÜRÜMELİDİR
1 Mayıs 2007′de Taksim başlı başına siyasal, moral anlama sahip bir hedeftir. Ancak, bu, sınıf ve kitle hareketi açısından diğer il ve bölgelerin öneminin olmadığı anlamına gelmez.
14 Nisan’ın rövanşı yalnız Taksim’de değil, buralarda da alınmalıdır. İşçi hareketinin yeni filizlerine 1 Mayıs suyu verilmeli; sınıfın birleşik gücünü görmeleri, özgüvenle ilerlemeleri için bulundukları ilin kavga meydanlarına yürümeleri sağlanmalıdır.
Örneğin
Ankara, 14 Nisan’dan sonra 1 Mayıs’ta kızıl bayrakları ile selam durmalıdır. Bir bölümü darbeci bir gösteriye katıldığının farkında bile olmayan, 1 Mayıs’a da gitmeyi hedefleyen orta ve orta alt sınıflara proletaryanın yakın markajını yapmalıdır.
Örneğin
İzmir, Newroz mitingindeki saldırılardan sonra gerilemediğini, kaslarını işçi sınıfının gücüyle sertleştirdiğini ortaya koymalıdır.
Örneğin
Mersin, Serbest Bölge’den yükselen alevlerin öyle kolay kolay söndürülemeyeceğini 1 Mayıs alanında göstermelidir.
İşçi-emekçi kitle hareketinin 1 Mayıs’ın tadını 30 yıl sonra alabilmiş bölgelerdeki bölükleri, Taksim’e selamlarını her zamanki gücünü aşan bir kitleselliği yakalayarak göndermelidir.
1 MAYIS'ta SINIF ONURU YÜRÜR
1 Mayıs, emperyalist ve işbirlikçi sermaye için, faşist milliyetçisinden liberaline rejimin sahipleri için bir korku günü olacaksa, bu aynı zamanda onun işçi sınıfının
üretimden gelen gücünü kullanarak sokaklara çıkmasıyla olacaktır.
1 Mayıs, unutulmasın,
“Şalterleri indir, alanlara!” günüdür. 1 Mayıs, yuppi “insan kaynakları müdürü”nün, tacizci ve küfürbaz ustabaşının, her türden patron işbirlikçisinin suratına tükürülüp sokaklara akma günüdür.
Sınıf bilinci, onuru ve cesaretidir.
Kadını erkeği, emeklisi çocuk yaştaki, vasıflısı vasıfsızı, formeli informeli, mavi yakalısı beyaz yakalısı ile… Kitleselliğinde ifadesini bulan militanlığı ile… Dünya proletaryasına
“İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği” selamı ve
“Bağımsız Sosyalist Türkiye” bayrağı ile…
Taksim’de ve her yerde!