Cumartesi, 21 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)
Eğitim-Sen bölgesel mitinglerin ardından eyleme devam ediyor. Bugün Niğde'de 100'e yakın eğitim emekçisinin katılımıyla yaklaşık 1 saat süren bir oturma eylemi yapıldı. Eylemin haberini Eğitim-Sen Niğde Şubesi'nin internet sitesinden aktarıyoruz.
Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi ilimizde de alanlara çıktık. Saat 13:00'da Hükümet Meydanı'nda Ek Ders Genelgesi ve Yönetici Atama Yönetmeliği'ne karşı tepkimizi dile getirdik. Aynı zamanda 25 Nisan'da yapacağımız sevk eylemine katılım çağrısı yaptık.
Basına ve kamuoyuna;
Eğitim emekçilerinin öğrencileri önünde kurşunlandığı, sendikalarımızın kundaklandığı, Malatya örneğinde olduğu gibi eli kanlı gerici faşist canilerin katliamını gördüğümüz bir ülkede ekonomik ve demokratik haklarımızı savunmak için bir araya geldik.
Başta Malatya’da yaşanan insanlık dışı vahşeti lanetliyoruz. Halkı kamplara ayırmanın ve düşmanlık tohumları ekmenin hemen her yolunu deneyen ve bunu kanla yapan gericiliğe ve faşizme karşı dinimiz, dilimiz, ırkımız ne olursa olsun tüm işçi ve emekçileri birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı, Ek Ders Ücretlerimizden Elini Çekmelidir!

AKP hükümeti bugüne kadar yaptığı her uyguluma ile eğitim emekçilerini mağdur etmiştir ve bugün de yeni mağduriyetler yaratmaya devam etmektedir. Son olarak ek dersler ve yönetici atamaları ile ilgili olarak yapılan düzenlemeler ve uygulamalar, yeni haksızlıklar ve eşitsizlikler ortaya çıkarmıştır.
Geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, ders ve ek ders saatlerini düzenleyen mevzuata ilişkin ciddi değişikliler yapılmış, siyasal kadrolaşma yolunda yönetici atama yönetmeliği yayınlanmıştır. Son birkaç ay içinde yapılan hukuksal değişiklikler, eğitim emekçilerinin yaşadıkları sorunları çözmek bir yana onların daha fazla mağdur olmasına neden olmuştur.
Öncelikle ders ve ek ders saatlerini düzenleyen mevzuat üzerinden yayınlanan genelge ile, öğretmenler herhangi bir nedenle okula gelemedikleri bir günde, örneğin mazeret izni aldıklarında, hasta sevki aldıklarında ya da raporlu olduklarında o günkü ders saati sayısının tümü ve ona karşılık gelen hazırlık ücreti de eklenerek kesilecektir. Hangi amaçla yapıldığı bizce belli olan, ancak 600 bin öğretmenin ders ve ek ders hakkını açıkça ellerinden alan bu uygulamanın ciddi bir hukuksuzluk olduğu açıktır.
Öğretmenlerin önceden belirlenemeyen ve istenmeyen sebeplerle; hasta olmaları, gerektiğinde mazeret izni almaları, kendilerine hekimlerce rapor verilmesi gibi yasal hakları engellenmek istenilmektedir. Bu durumda yüz binlerce öğretmen, günlük ders ücretlerinin tamamının kesilmesi tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Diğer kamu görevlileri ile Milli Eğitim Bakanlığı yöneticilerinin bu gibi yasal hakları engellenmezken, öğretmenlerin bu yasal haklarının ücret kesilmesi tehdidiyle karşılanması, MEB’in gözünde öğretmenlere ne kadar değer verildiğini göstermektedir. Bu durumun hak ve adalet kavramlarıyla, anayasal eşitlik kavramlarıyla bağdaştırılması mümkün değildir.
Yine geçtiğimiz hafta içinde il milli eğitim müdürlüğü tarafından okullarımıza gönderilen bir yazı, Bakanlığın cebimize göz dikmesini çok daha iyi açıklamaktadır. Söz konusu yazı 16 Aralık’tan bugüne geçen süre içinde her hangi bir nedenle okula gelmediğimiz günlerin ek ders ücretlerini yeni yönetmeliğe göre geriye dönük 6’şar saat üzerinden kesecektir. Bu da Nisan ayı ek ders ücretlerimizi hak ettiğimizin çok altında alacağız demektir.
Danıştay’ın bu tür geri ödemelerde uyulması gereken süre ile ilgili kararı gereği, yukarıda bahsettiğimiz gibi bir uygulama hukuka aykırı olacaktır. Nisan ayında geriye dönük ek ders ücreti kesilecek öğretmen arkadaşlarımız mutlaka sendikamıza başvurmalıdır. Eğer mücadele edip genelgeyi geri çektirmezsek başta genelge olmak üzere, bu ve benzeri uygulamalar önümüzdeki günlerde karşılaşacağımız yeni hak gasplarının habercisidir.
Bugüne kadar yaptığımız yerel ve bölgesel eylemler, bakanlığa teslim ettiğimiz on binlerce imzaya ve açtığımız davaya rağmen Bakanlık yanlışta ısrar etektedir. Eğitim emekçilerinin gerçek ve öncü gücü olan sendikamız Eğitim-Sen genelge geri çekilene kadar eylemlere devam edecektir. Diğer sendikaların neredeyse sustuğu bir dönemde geleceğimize sahip çıkan sendikamız ve üyelerimiz bundan sonra da aynı tutumu sergileyecektir. Söz konusu genelge ve diğer hukuksuz uygulamaların son bulması isteniyorsa, başta sendikamıza üye olmak ve bizimle mücadele etmekten başka bir çözüm yolu yoktur.
Bunun için
25 Nisan Çarşamba günü, hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanacak ve Türkiye’nin her yerinde alanlara çıkacağız. Çarşamba günü saat 12.00'da yine bu alanda yapacağımız sevk eylemimize tüm eğitim emekçilerinin katılımını bekliyor, Eğitim-sen pankartı altında mücadele etmeye çağırıyoruz.
Eğitimde Büyük Bir Kadrolaşma Operasyonu İle Karşı Karşıyayız!
İktidar olduğu günden bugüne siyasal kadrolaşma alanında karşısına çıkan her fırsatı değerlendirmekte son derece başarılı olan AKP, bu başarısını kendi yandaşlarına yeni kadrolaşma fırsatları yaratmada da göstermektedir. Son olarak 13 Nisan Cuma günü yayınlanan yönetici atama yönetmeliği, Milli Eğitim Bakanlığı’nın konu kadrolaşma olunca ne kadar yaratıcı olduğunu göstermiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği ve onun ardından jet hızıyla çıkarılan genelge, Bakanlığın kadrolaşma konusundaki gözü karalığını bütün açıklığı ile gözler önüne seriyor. Önceki yönetmelikte sınav koşulunun yanı sıra valiliklere taktir yetkisi verilmiş, sendikamız valiliklere verilen taktir yetkisinin yönetici atamalarında objektifliği zedeleyeceği ve kayırmalara yok açabileceği kaygısıyla yargı yoluna başvurmuştu. Açtığımız dava sonucunda yürütmenin durdurulmasını sağladık. Ancak son çıkan yönetmelik, öncekinden daha geri düzenlemeler içermekte, yönetici atamalarında sınav ve değerlendirme şartlarını ortadan kaldırılmaktadır. Bunun anlamı, olabilecek en asgari objektif değerlendirme kriterlerinin bile ortadan kaldırılmasıdır. Yönetmelikle sınav koşulu kaldırılmakta, atanacak yöneticiyi belirleme yetkisi, büyük oranda okul müdürlerine ve milli eğitim müdürlerine verilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, geçmiş yargı kararını dikkate alarak objektif bir yönetmelik çıkarması gerekirken, bunun yerine sınavı tümüyle ortadan kaldıran, kapıları ardına kadar siyasal kadrolaşmaya açan bir yönetmelik çıkarmasının kabul edilir bir yanı yoktur. Üstelik bakanlık, bununla da yetinmeyerek yönetmeliğin 13 Nisan Cuma günü çıkmasından iki saat sonra yıldırım hızıyla bir genelge çıkararak 16 Nisan Pazartesi gününden itibaren okullarda bu uygulamayı başlatmıştır. Sendikamıza gelen bilgilere göre bu zaman diliminde AKP, tarihinin en hızlı kadrolaşma operasyonu ile adını rekorlar kitabına yazdırmaya adaydır. İlimizde 100 civarında, ülke genelinde de 20 bine yakın idareci kadrosu bu biçimde doldurulmaya çalışılmaktadır. Yangından mal kaçırır gibi yapılan bu uygulamanın hukuka, mantığa ve insanlığa sığan hiçbir yanı yoktur.
Yönetmeliğin 13 Nisan Cuma günü yayınlanmasının ardından AKP, yandaşlarını Cumartesi ve Pazar günleri toplayarak okulları paylaştırmıştır. Bu toplantılarda yönetici atanması için istenen koşullardan birisi de AKP’ye yakın sendikanın üyesi olmaktır. Bu durum göstermektedir ki, Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarında ortaya çıkan ortam fırsat bilinerek, onbinlerce yönetici ataması bir oldu bittiye getirilmek istenmektedir. Bir duyuru yapma nezaketi bile göstermeyen Milli Eğitim Bakanlığı’nın, asıl niyetin kadrolaşma olduğu ortaya çıkmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, yargının kararı üzerine objektif bir yönetmelik çıkarması gerekirken, bunun yerine sınavı tümüyle ortadan kaldıran, kapıları ardına kadar siyasal kadrolaşmaya açan bir yönetmelik çıkarması, kadrolaşmada ne kadar gözü kara olduklarını göstermiştir.
Eğitim Sen olarak, milli eğitim müdürlerini ve valileri uyarıyoruz. AKP’nin bu oyununa alet olmayın. Eğer bu kadrolaşma operasyonunun bir parçası olursanız, siz de hukuk dışı davranmış ve suç işlemiş olacaksınız.
Bu haksız ve hukuka aykırı uygulamalar ilimizde de jet hızıyla hayata geçmektedir. Yönetmeliğin yayınlanmasından çok önce belirlenen kişiler yönetmelik yayınlanır yayınlanmaz hedeflenen okullara idareci olarak yerleştirilmiştir. Sınav kazanan ve idareci olma vasıfları taşıyan bir çok eğitim emekçisi başvuru yapma hakkı elde etmek bir yana sadece hızla yapılan atamaları izlemekle yetinmişlerdir. Dilekçe ile il ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine başvuran çoğu arkadaşımız
“biz oraya idareci atadık” cevabı ile karşılaşmışlar, kimilerinin ise dilekçeleri dahi kabul edilmek istenmemiş ve geri çevrilmişlerdir.
Özel yapılan toplantılar ve telefon trafiği ile bizce hukuksuz ancak kendilerinin benimsedikleri yönetmelik bizzat kendilerince ihlal edilmiştir. Üyelerimiz adına hak aramak için yaptığımız görüşmelerde de, yönetim kurulu üyelerimize
“sizi ne ilgilendiriyor” cevapları verilmiş, basına sundukları açıklamalarda da yaptıklarından iftihar ile bahsetmişleridir. En son İl Milli Eğitim Müdürünün basına yapılan atamaları açıklayarak,
“daha 100'e yakın atama yapacağız” sözleri tüm kamuoyuna nasıl meydan okuduğunun, hak hukuk yasa kanun tanımayacağını açıkca göstermektedir.
Yine en demokratik hakkımız olan, kamuoyunu bilgilendirmek amaçlı basına yaptığımız açıklamalar, aynı zihniyete sahip kişilerce çarpıtılmak istenmekte, kamuoyu yanlış bilgilendirilmekte, açıklamalarımız içinden özenle seçilen ve çarpıtılan cümleler ile dava ile tehdit edilmekteyiz. Anlaşılan o ki, bu yollara başvuranlar ne Eğitim-Sen’imizi ne de yöneticilerini ve üyelerini zerre kadar tanımamaktadırlar. Onlarca yıllık mücadelemize bir an olsun bakacak olurlarsa Eğitim-Sen’imizi tanıyacaklardır. Binlerce dava, idari ceza, sürgün, baskı ve sindirme çalışmalarına rağmen, hatta en son Gebze’de faşist bir tetikçi tarafından kurşuna dizilen üyemiz
Hüseyin CEBE katliamı ve benzeri olaylara rağmen Sendikamız onurlu ve namuslu binlerce üyesi ile birlikte yüz binler adına kararlı bir mücadele yürütmektedir. Bizi hükümetlerin yanında tekmile geçenlerle, 5 YTL’ye emekçilerin taleplerini hiçe sayanlarla karıştırmamalıdırlar.
Bugün gücü elinde bulundurup tüm yetkiyi sınırsızca kullananlar yarın aynı hukuka er ya da geç ihtiyaç duyacaklardır. Uyarılarımız dikkate alınmalı, bu haksız ve hukuka aykırı işleyişe bir an önce son verilmelidir.
Bundan önceki kadrolaşma girişim ve uygulamalarında olduğu gibi, bu hukuksuzluğa da seyirci kalmamız beklenemez. Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması için 16 Nisan Pazartesi günü davayı açmış bulunuyoruz. Gerek yönetici atama yönetmeliği, gerekse ek ders ücretlerimizin gasp edilmesine karşı hukuksal ve örgütsel mücadelemizi sürdüreceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Haklarımız bir bir elimizden alınırken beklemenin, bir başkasından medet ummanın, aşağılanmaya ve yok sayılmaya sessiz kalmanın sırası değil. Ve sormak istiyoruz; ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?? Tüm eğitim emekçilerini 25 Nisan Çarşamba günü, saat 12.00 da yapacağımız sevk eylemine katılıp gücümüzü hep birlikte göstermeye çağırıyoruz.