Adana'da 1 Mayıs temposu

İşçi ve emekçilerin 1 Mayıs'la, Alınteri'yle; 1 Mayıs ve Alınteri'nin ise işçi ve emekçilerle dolduğu bir günden kesitler.

Pazar, 22 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Adana'da 1 Mayıs gazetemiz bildirilerimiz ve bu kez afişlerimizle bir kez daha Mobilyacılar sitelerinin önündeyiz. Birer ikişer işçiler dağılmaya başladıklarında bildirilerimizi veriyor. 1 Mayıs çağrısı yapıyoruz. Gazetemizi tanıtıp satıyoruz. Yaklaşık bir saat içinde 60 adet gazete satılmıştı bile. İşçilerle konuşuyor, 1 Mayıs sözü aldıktan sonra ayrılıyoruz.

Sitelerin çevresinde ve işçilerinin yoğunlukla oturduğu Levent Mahallesinde afişteyiz şimdi. Etraftan kadınlar ve işçiler sürekli soruyor bunlar ne için diye çevremizde toplanıyor. Biz de 1 Mayısı tekrar, tekrar anlatıyor, bir yandan da afişlerimizi asıyoruz. Çevremiz gittikçe kalabalıklaşıyor. Bir yandan biri afişi tutuyor biri duvara asıyor bir diğeri kovaları taşıyalım mı diye soruyor. Gördüğümüz ilgi karşısında bir türlü Levent Mahallesinden çıkamıyoruz. Aynı anda 3,4 ev bir den çay demlemiş bizi çay içmeye çağırıyorlar. Daha bildiri afişlik çok yer var diye ayrılmaya çalışsak da bizi bırakmak istemiyorlar. Israrlar sonucu sadece bir evde çay içmeye tarar veriyoruz.

Bir inşaat işçisinin evindeyiz. 25 yıl önce Van’dan göç etmiş kendine çocuklarıyla birlikte başını sokabilecek küçük bir ev yapmıştı. "Burada en şanslı benim" diyor. "İnşaat işine gidiyorum çocuklarımın ekmeğini çıkarabiliyorum. Kıt kanaat da olsa. Ama yine de çevredeki herkes gibi biz de sefaleti yaşıyoruz" diyor. "25 yıl önce Van’da bir kere 1 Mayıs'a gittim. Bir de Adana’da Newroz’a. Sizi gördüm ya bu sene de alandayız sizle" diye anlatıyor duygularını, özlemlerini.

Çevremizdeki mobilya işçilerinden ve çay davetlerinden izin isteyip kovalarımız fırçalarımızla yola düşüyoruz tekrar. Levent Mahallesinin çıkışına kadar iki mobilya işçisi de bize eşlik ediyor afişlerimizi asarken. Daha sonra 19 Mayıs Mahallesi Anadolu Mahallesi derken akşamı ettik. Anadolu’yu afişlerken yine çay, yemek sohbeti davetleri alıyoruz emekçilerden. 50 metre gitmeden işçiler, emekçi kadınlar "Yorulmuşsunuzdur" deyip, bize yine çay ikram ediyor. Ayak üstü biz de boş durmuyoruz tabi çaylarımızı içerken etrafımızı saran emekçilerle, küçük esnaflarla bol bol sohbet edip kahvelere girip bildirilerimizi dağıtıyoruz.

Akşam oluyor, bildirilerimiz ve afişlerimiz bitmişti ama ellerimizde fırçaları görenler bize hala duvar gösterip sohbet etmeye çalışıyor, sohbetler açıyorlar. İşlerimiz çok yoğun ama böylesine bir hasret nasıl geri çevrilir ki? 1 Mayıs'tan önce hep birlikte bir piknik düzenlemekte anlaşıyoruz.