Hoşçakal Bafana

Yönetmenliğini Bille August'un yaptığı film, Mandela’nın cezaevi yıllarında geçiyor.

Perşembe, 26 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Işıkların sönmesiyle yükselen Güney Afrika ezgisi, yakın tarihimizde Apartheid karşıtı mücalede yaşanan acıları filmin her karesinde hissettirmekte.

Bille August filmin odak noktası olan, James Gregory direnişine damgasını vuran Nelson Mandela’nın cezaevi yaşantısını ve Gregory’deki değişimleri irdelemiş.

Bir subay olan Gregory, Kroostad Adası'na çıkmasıyla ünlü mahkum Maddela ve ANC militanlarının yaşadığı tarihe tanıklık eder.

Çocukluk arkadaşı olan Fafana’dan öğrendiği yerel dil sayesinde Mandela ile ilişki kuran Gregory, cezaevi yönetimi tarafından Sansür Denetim Kurulu'na getirilir.

Gregory gizli yazışmaları deşifre eder. Bu deşifrasyon sonucu ANC militanları yakalanır veya öldürülür. Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ispiyoncu olan Gregory, yükselen direnişten etkilenmeye başlar ve yeni arayışlara girer.

Güney Afrika’da 18 milyon yerliye karşı 4 milyon olan beyazların yaşadığı ayrıcalığı her beyaz gibi Gregory’nin eşi Gloria’da yaşar. Onlara göre siyahlar vahşi ve teröristtir. Çünkü beyaz yönetim tarafından yapılan ayrımcılık, otobüste, okulda, iş yaşamında ve her yerde bunu körüklüyordu. Tıpkı Kürtler gibi kendi ülkelerinde yabancı olarak yaşayan Güney Afrikalılar bugünde bu gerçeği yaşamaya devam ediyorlar.

Keşisen Yollar


Mandela ile Gregory’nin yolları kurdukları ilişki Gregory’nin gizli arşivden ANC’nin deklerasyonunu bulup okumasıyla başlar.

BUGÜN MANDELA
Dilerseniz sizi Güney Afrika‘ya götürüp neoliberal politikalar sonucunda yaşanan özelleştirme sürecini anlatayım. Neoliberal politika, özelleştirme politikası işçilerin düşmanıdır. Güney Afrika hükümeti işçilerin gücünü yok edebilmek için bu neoliberal politikaları hayata geçiriyor. Aynı zamanda bu hükümetler Nelson Mandela gibi çok değerli insanları da bu neoliberal politikaları kabul etmek zorunda bıraktı. Belki bunu duyduğunuzda şaşırmış olabilirsiniz. Şaşırdınız mı?

Güney Afrika Cumhuriyeti‘nden Özelleştirme Karşıtı Forum temsilcisi Richard Mokolo'nun Söz Alınterinin Kurultayı'nda yaptığı konuşmadan
Beyazların dahi okuması yasak olan bu deklerasyonda tüm ırkların eşit olduğu yazılıydı. Gregory ve Mandela’nın ilişkileri artık bu aşamadan sonra farklılaşmaya başlamıştır.

Büyük Ayaklanma


Soweto öğrencilerinin ANC çağrısıyla başlattıkları boykot genel greve dönüşür. 1976-77 arası Soweto sokaklarında yüzlerce Afrikalı can verir. Bu dünya kamuoyunda büyük tepkiye yol açar.

80′li yılların ortasına gelindiğinde Aparthaid karşıtı kapitalist devletler beyaz yönetime baskı yapmak zorunda kalır.

Mandela’nın oğlunun öldürülmesi yeni bir sürecin başlangıcı olur. Halk ayaklanmalarını kontrgerilla eylemler durduramaz. Derin devlet bütün bunlardan sonra deklerasyon yöntemiyle Mandelayı serbest bırakır.

Güney Afrika’da yaşananları, Gregory üzerindeki değişimi, eşini ve daha birçok detayı çarpıcı bir biçimde işleyen film tarihe tanıklık yapar nitelikte.

Finalde mesaj çok açıktır: Mandela’nın yumruğu sıkılı, Amanda marşı söylenir. Zindandan iktidara giden yol Goodbye Bafana olarak filme rengini verir.