Oury Yalloh davası

Yeni bir gözaltında infaz ve "ödüllü" mahkeme süreci bu sefer Almanya'dan:

DÜNYA
Pazar, 29 Nisan 2007 (19 yıl 3 ay önce)

Berlin YAŞANACAK DÜNYA


7 Ocak 2005 tarihinde Almanya’ya Sierra Leone'den gelen Oury Yalloh, Dessau karakolunda bir hücrede, diri diri yanmış bir vaziyette ölü bulunmuştu.

Polis bu ölümü intihar olarak tanımladı. Fakat Yalloh’un elleri ayakları bağlıydı ve kendisini yakması mümkün olmayacak şekilde döşeğine bağlanmıştı.

Oury Yalloh ilticacıydı. O gece iki kadın "Oury Yalloh bizi rahatsız etti" diyerek polis çağırıyor.. Gelen polis Oury Yalloh’u kimlik kontrolü için karakola götürüyor ve bağlıyor. Saatlerce fayansla döşeli bir hücrede öylece kalıyor. Hücre'de mikrofon, video kamera ve yangın alarmı var. Her yarım saatte bir- iki polis gidip kontrol ediyor.

Polislerin çelişik ifadelerine göre; öğlen saatlerinde yangın alarmı geliyor, alarm polis tarafindan kapatılıyor. Daha önce zaten mikrofonunu "Çok bağırıyor" diye iki sefer kapatıyorlar.

Polis en nihayetinde, hücrenin kapısını açtığında artık kara bir duman çıkıyor. Ve çağrılan itfaiyeye sadece Oury Yalloh'un cenazesini söndürmekten başka bir şey kalmıyor.

Anti-faşist kamuoyu devrimci, demokratlar bu açıklamaya asla inanmadı ve ırkçılığın yoğun olduğu Dessau’da bu işin peşini bırakmadı. Irkçılığa karşı mücadele insiyatifi, Yalloh insiyatifi ismiyle kurduğu oluşumla; geceler, film gösterimleri, yürüyüşler, paneller düzenledi. Mahkemeye sürekli olarak kitlesel katılım çağrıları yaptı, uluslararası heyetlerin mahkemeyi takip etmesini sağladı.

Oury Yalloh'u anma inisyatifinin iki senelik yoğun çabasından sonra, nihayet iki polise "İntiharı engellemediği ve yardım etmedi" diye (!) dava açtılar. Oury Yalloh'un üstünü arayan polis, siyah olan Yalloh’a karşı olduğunu gizlemiyordu. Sözde "Oury Yalloh'un hücrede bir çakmağı varmış" diye ifade verdi.

İkinci polis (Aynı zamanda, o gün sorumlu olan ve mikrofonu, yangın alarmını kapatan polis) görev başındayken, 2 sene önce yine aynı hücrede gözaltında bir kişi ölmüştü. O zaman hiç bir dava açılmadığı gibi, bu "penner" (Berduş, sarhoş) olduğu iddia edilen kişiyi kimse sormadı.

Oury Yalloh anma İnisyatifi olmasaydı, bu olayda hiç bir araştırma olmazdı. İnisyatif; bu davada gerçeklerin ortaya çıkmasını ümit ettiği için, dava açılmasını talep etti. Fakat ilk mahkeme günlerinde hakim tarafsız olmadığını gizlemeye dahi gerek duymadı. Bunu mahkemeyi izlemeye gelen uluslararası gözlemcilere de belirtmiş.

Durmadan Oury Yalloh'u "Saldırgan bir uyuşturucu kullanıcısı" yapmaya çalıştı. Yine ilticacı olan şahitlere kötü davrandıktan sonra, hep gülümseyerek polislerin avukatlarına döndü.

Geçen hafta olan mahkeme günlerinde bir bayan polis soruşturuldu. Özellikle mağdurun avukatları tarafından sorularla sıkıştırıldı. İnisyatif, Oury Yalloh'un annesi ve abisini de Sierra Leone'den getirtti. Ve üç tane avukat davaya baktı.

Bu bayan polis, daha önce, olay gününde üst aramakla görevli polis aleyhine açıklamalarda bulunmuştu. "Mikrofonu kapattı, hareket etmedi" diye ifade vererek. Ertesi gün (2005) bir daha sorulduğunda ifadesini geri çekmişti.

Persembe günü tüm gün boyunca sorgulanan bayan polis, aksam saat altıdan sonra, sorularla sıkıştırılması karşısında, oldukca çelişkili ifadeler vermeye başladı. Savcı artık "Bayan Schöppner, bende, artık, üç yada istersem dört değişik ifadeniz var, hangisine inanayım?“ dedi.

Fakat basın temsilcileri saat üç-dört arası mahkemeden ayrılmıştı. Buna rağmen, tüm gazeteler, radyolar TV kanalları "Bayan polis iş arkadaşını suçlamıyor" diyerek mahkemeyi lanse etti.