Sevsinler sizin "demokratlığınızı"!

"Mazlum demokrat" rolünü pek seven İslamcılar 1 Mayıs'a karşı devletten daha devletçi...

GÜNCEL
Salı, 1 Mayıs 2007 (19 yıl 5 ay önce)

Müslümanlığı bir inanç olarak yaşamakla yetinmeyip siyasi bir kimlik aracı ve referans noktası haline getiren "islamcılar", bu ülkede uzun yıllar "mağdur"u oynamışlardır!.. "İnançlarını özgürce yaşayamadıklarını, devletin baskılarına maruz kaldıklarını vs. vs." iddia etmişlerdir.

Son yıllarda ve Cumhurbaşkanlığı çekişmesi sırasında şimdilerde bu "mağduriyet edebiyatı", türban konusunu simge olarak kullanmaktadır. 28 Şubat sonrası itibariyle buna bir de "demokrası" retorigi eklendi. Türban dahil kendilerini ilgilendiren her talebi, "sadece kendimiz için istiyorsak namerdiz" sahtekarlığını anımsatacak şekilde genel bir "demokratik hak ve özgürlükler savunuculuğu", "inançlara ve düşüncelere saygı" edebiyatı vb. eşliğinde gündeme getirir oldular.

Onların bu konuda ne kadar samimi oldukları Kanlı Pazar'lardan Sivas'a kadar uzanan kanlı bir tarihin galerisinde pratik olarak da sergilidir. Kendilerinden farklı olanlara yani kendi "öteki"lerine karşı tahammülsüzlük ve kayıtsızlık konusunda, karşısında "mağdur" pozuna büründükleri devletten ya da bugün tepki duydukları "laikçiler"den hiçbir farkları yoktur!..

Taze örnek: 1 Mayıs!..


1 Mayıs'ta devlet, AKP Hükümeti ve onun İstanbul Valisi İstanbul'u savaş alanına çevirdi. Sıkıyönetim dönemlerinde dahi rastlanmadık uygulamalarla bütün şehir terörize edildi. İnsanlar yollarda sefil ve perişan. Neredeyse her ipini koparana açık olan Taksim Meydanı'nı 1 Mayıs'a, işçilere ve devrimcilere kapalı tutmak için yapıldı bütün bunlar.

Hal böyleyken, kendilerine dokunan birşey olduğunda "mazlum ve mağdur demokratı" oynamayı pek seven İslamcılara bakıyorsunuz, sinsi bir jargonla devletten daha devletçi bir tutum sergiliyorlar.

AKP hükümetinin borazanlarından Yeni Şafak gazetesi, internet yayınlarında, "Taksim inadının faturası halka çıktı" şeklinde bayağı bir popülizm eşliğinde faturayı 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen sendikalara ve devrimcilere kesmeye yelteniyor. Mikrofonlarını İstanbul'un beceriksizliği ve gericiliğiyle ünlü AKP uşağı valisinin ağzına dayamış, insanların tepkilerini 1 Mayıs eylemcilerine yönlendirmeye çalışıyor.

Bu da kesmiyor Yeni Şafak borazanını, aynı kumaştan dokunduğu Vali'nin ağzından Çağlayan, Kadıköy, Kazlıçeşme'nin de bundan sonra miting alanları olmaktan çıkarılıp devletin işine gelmeyen bütün gösterilerin İstanbul'un iyice dışına sürülmesinin zeminini bugünden hazırlamaya soyunuyor.

İkiyüzlülük o kadar bariz ve mide bulandırıcı ki, Taksim 1 Mayıs Alanını, hem de bir 1 Mayıs günü işçilere ve emekçilere çok gören Yeni Şafak, aynı gün yan sütunlarında da yazarlarının ağzından; "Demokrasinin bir oyun olmadığına", "Demokratik süreçlerin içe sindirilmesi gerektiğine", "Ya laiksın, ya düşman şeklinde bir ötekileştirmenin ürkütücülüğüne", "Her türlü sivil toplum reaksiyon tarzının, mitinglerin, yürüyüşlerin, eylemlerin demokrasinin vazgeçilmez unsur ve gerekliliklerinden biri olduğuna" vb, vb. dair yazılar döktürüyor...

Sevsinler sizin "demokratlığınızı"!.. Sizin "demokratlığınız" da işte bu kadar! Sizler de, "laiklik partizani" Genelkurmay demokratları gibi sadece "kendinize müslüman", sadece "kendinize demokrat"sınız!..