Eylemci anlatımlarından -2

Kararlıyız! Oraya gideceğiz... Hedefimiz Taksim. Kavga ede ede Taksim'e gireceğiz!

GÜNCEL
Çarşamba, 2 Mayıs 2007 (19 yıl 5 ay önce)

I
1 Mayıs sabahının erken saatlerinden itibaren devlet terörüyle Anadolu yakasından Avrupa yakasına emekçilerin geçişleri engellendi. Sabah erken saatlerinden itibaren başlayan trafik Boğaziçi Köprüsü'nden Ümraniye girişine kadar uzanıyordu. Emekçiler Ümraniye’den köprü girişine kadar yürüyerek ilerlediler. İşlerine gitmek için yola çıkan emekçiler, köprünün girişinde biriktiler. Yaklaşık 500 kişi otostopla karşıya geçmeye çalıştı ama devlet bunu engelledi.

Bunun üzerine alkışlarla yürüyüşe geçen arasında Alınteri okurunun da bulunduğu 5 kişinin, çevredekilere, “Köprüyü yürüyerek geçeceğiz, sizde katılın, koyun gibi burada dikilmeyin” sözleriyle yaklaşık 150 kişiyi buldu kitle. Alkışlarla yürüyenler “AKP istifa”, “Vali istifa” sloganlarıyla köprünün girişine kadar yürüdü. Burada Çevik Kuvvet polisinin engeliyle karşılaşan emekçiler kararlı biçimde “Karşıya geçmek istediklerini” ortaya koydular. Bunun üzerine polis, yoldan geçen boş araçları durdurarak emekçileri bindirdi. Emekçiler karşıya direniş ile geçti. Taksim’e ulaşıldı.

II
Sabahın erken saatlerinde Kartal’da otobüs bekliyoruz. Otobüsün engellendiğini öğrenince orada bulunan sendikacılarla ve devrimcilerle görüşüyoruz. Devrimci siyasetlerin de otobüsleri yok. Yaklaşık 200 kişi var. Sendikalı işçilerde Taksim kararlılığı var. Sendika başkanı telefon görüşmelerinden sonra bilgi aktarıyor. “Arkadaşlar Belediye işçileri Beşiktaş’ta Taksim'i zorluyor." İşçiler sloganlarla yanıt veriyor. Bir kısım ise sessiz.

Sendika otobüslerinin engellenmesinin ardından, sendika başkanı “Burası da 1 Mayıs alanı” deyince işçilerden ilk tepkisini alıyor. Burada kalmayacaklarını söyleyenler oluyor. 15 kişiyiz. Bir an önce Taksim’de olmak istiyoruz.

Yanımızdaki genç arkadaşlar “Onlar gitmiyorsa biz bir şekilde gidelim” diyor. İşçilere dönüyoruz. “Biz gideceğiz” diyoruz. Arkasından sendika otobüslerine atlıyoruz. İlk bindiğimiz otobüste işçiler “Biz aramızda başka grupları istemiyoruz” diyor. Alınteri okurları olduğumuzu, işçi olduğumuzu, aynı yere gittiğimizi anlatmaya çalışsakta başka bir otobüse geçiyoruz.

Otobüste marşlar söyleniyor. Sendika başkanı uyarıda bulunuyor: “İnisiyatif dışına çıkmayalım arkadaşlar”. Trafik kilitlenmiş... Anadolu Yakası'nın buluşacağı belediye otobüsleri garajına giriyoruz. Burada alkışlarla karşılanıyoruz.

Bir süre sonra sendikacılardan “Her yer tutuldu. Biz de buradayız” açıklaması geliyor. İşçiler karşı çıkıyor. “Kavga ede ede Taksim’e gireceğiz. Burada kim duyar sesimizi. Burası olmaz.” Tartışmalar başlıyor. İşçiler tepkili, işçilere yöneliyoruz. Taksim’e gideceğimizi söylüyoruz. Kararlıyız, Oraya gideceğiz. Net açıklama geliyor. Sendikacılar; her yer tıkalı, vapurlar çalışmıyor dedikçe biz de çalışıyor diye işçilere yöneliyoruz. “Bundan sonra DİSK’in eylemlerinde göremezsiniz beni. Böyle olmaz. Bir daha böyle olmayacak” diyen işçiler sendika başkanlarına tepkilerini koyarak garajdan ayrılıyorlar.

Devrimci siyasetlere ve sendikalara gitme kararımızı söylüyoruz. “Ortak bir tavır sergileyelim.” diyoruz. Sendikacılar, “Gelmeyeceklerini, otobüs verebileceklerini” söylüyor. Devrimci siyasetler ise 1 Mayıs Mahallesi'ne çekileceklerini söylüyor. Biz Taksim diyoruz. 15 kişilik grubumuz 30′a yükseliyor. Atlıyoruz İETT’ye yol boyunca marşlar söylüyoruz. Taksim’in hala zorlandığını duyduğumuzda alkışlarla coşkumuz artıyor.

Vapurda bize gelen haberler üzerine daha da heyecanlanıyoruz. Taksim’e çıkacağız. Arama noktalarından geçip İstiklal Caddesi'ne geldiğimizde en öndeki pankartımız arkasına diriliğimizle, kararlılığımızla yerleşiyoruz. Sonrası gaz, slogan, gaz, slogan…

III
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs'a gitmek için Gebze'den sabah 7:30'da yola çıktık. Fakat bu yıl önceki yıllara göre anlamı daha farklı ve bizim için daha büyük öneme sahipti. Yıllardır bizlere kapatılmış bir alanı tekrar kazanmak için gidiyorduk. Akşam saatlerinde Taksim'e giden tüm otobüslerin seferleri iptal edilmiş, karşıya giden vapur seferleri iptal edilmiş.

Biz de kendi alanımızdan otobüs tutarak Taksim 1 Mayısı'na katılacağız. Sabah yola çıktığımızda polis otobüsümüze izin vermiyor. Biz daha otobüse ulaşmadan şoför kaçıp gidiyor. Hemen trene yöneliyoruz. Kadıköy'e kadar bir sorun yaşamıyoruz. Eminönü'ne vapur seferleri var. Her yer tutulmuş ve 1 Mayıs'ı artık solumaya başlıyoruz. İstanbul felç olmuş durumda. Herkes yoğun bir telaş içerisinde kimisi işine yetişmek derdinde, bizler de Taksim'e çıkma...

Sirkeci tren garında buluşuyoruz. Hedefimiz Taksim'e ulaşmak. 30 yıl öncesinden bizlere uzanan ellerle buluşmak, onları mücadelelerinde bıraktıkları noktadan devam ettirmek ve bir adım öne çıkarmak. İkişerli üçerli gruplar halinde Galata köprüsüne doğru yürüyoruz. Burada başlıyor aramalar. İlk aramadan geçtikten sonra devam ediyoruz İstiklal Caddesi'ne yaklaştıkça polis barikatları ve sayısı artıyor. Bir arama, bir arama daha.. Caddenin girişinde geri çevriliyoruz, tekrar tekrar yokluyoruz, sonunda başka bir noktadan geçiyoruz.

Şimdi İstiklal Caddesi'ndeyiz. Meydana doru yürümeye devam ediyoruz. Burada bir araya gelmek için toplanırken bir grup toplanmış slogan atıyordu. Hemen koştura koştura bizde sloganlara katıldık. Devrim ve 1 Mayıs şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunduk. Devam ettik sloganlara 'Her yer Taksim, her yer direniş' sayımız yaklaşık 100.

Bir yoldaş kitle ortasına geçip "Arkadaşlar hedefimiz Taksim!" deyince meydana doğru yürüyüşe geçtik. Polis barikatına doğru yürüyoruz.

Şimdi barikatın önündeyiz. Polis çaresiz kalmış artık, "Burada basın açıklaması yapın dağılın" diyor. "Hayır, Taksim bizimdir, işçilerin, emekçilerindir, meydanda basın açıklaması yapacağız" diyoruz. Saniyeler geçtikçe sayımız artıyor artık yüzler değil binleri buldu sayımız. Ne aramalar, ne otobüs seferlerinin iptali, ne gözaltılar engelleyemiyor buluşmamızı. Hedef Taksim olunca kilitleniyoruz, o meydan bizim, bizim olacak.

İlk olarak basın açıklamasına izin veriyorlar. Çevik Kuvvet barikatı açılıyor. Daha sonra biz yürüyüşe geçmeye hazırlanırken daha büyük bir yerlerden polise emir geliyor ve tekrar barikat kapatılıyor. "Güvenliği alamayacaklarını" söylüyorlar, korkuyorlar bizden, bunu ifade ediyorlar. İstanbul Emniyet Müdürü geliyor. Tam "Dağılın" uyarısı yaparken yuhlamaya başlıyoruz.

Arkasından gaz bombası atmaya başlıyorlar. Göz gözü görmüyor. Bir tarafdan panzerle su sıkıyorlar üzerimize. İrili ufaklı çatışmalar sürüyor ara sokaklarda. Bir ara TMMOB binasına sıkıştırıyor bizi polis. Kapalı mekana tekrar tekrar gaz bombası atıyor. Binanın içinde havasız kalıyoruz aramızda gazın etkisiden dolayı fenalık geçirenler var. Tekrar toparlanıyoruz, üstümüzü başımızı silkeliyoruz, fenalaşan arkadaşlarımıza ilk müdahaleleri yapıyoruz; Gebze'de yapılacak olan 1 Mayıs'a da Taksim ruhunu taşımak için yola çıkıyoruz.