İnsan mı statü mü?

"Çok değerli ailem. Bana yaptığınız tüm masraflar boşa gitti. İngilizce öğrenemedim."

GENÇLİK
Pazartesi, 7 Mayıs 2007 (19 yıl 4 hafta önce)

Bodrum Yalıkavak'ın tanınan ailelerinden Karapınar'ların 23 yaşındaki oğlu dün akşam yukarıdaki satırları kaleme aldıktan sonra İngilizce öğrenemediği için intihar etti.

Geçen sene Eskişehir'deki Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nden mezun olan 23 yaşındaki Mahmut Karapınar, 8 ay önce İngilizce öğrenmek amacıyla ABD’ye gitti.

Santa Barbara kentinde günde 8 saat yabancı dil dersi alan Karapınar, ailesiyle yaptığı telefon görüşmelerinde İngilizce’yi öğrenemediğinden yakınıyordu.

Önceki gün ABD’den dönen Karapınar, ailesiyle birlikte akşam yemeğini yedikten sonra odasına çekildi.

Ailesine "Çok değerli ailem. Bana yaptığınız tüm masraflar boşa gitti. Ne yaptıysam İngilizce’yi öğrenemedim. Size ve akrabalarıma karşı çok mahcubum. Bu utançla yaşamam mümkün değil, beni affedin" diye yazdığı notu yatağının üzerine bıraktı.

Ve babasına ait av tüfeğini çenesine dayayıp ateşledi.

Şimdi haberlerde Mahmut'un "içine kapanık ve çok gururlu biri" olmasından bahsediliyor.

Bir nevi "harakiri güzellemesi" yapılıyor intihara karşı...

Oysa onu intihara sürükleyen, başarının tek ölçütünün para olmasıdır.

Çocuklarımızın eğitiminin, insanal gelişiminin dahi yatırım amacı ve değerinden başka bir şey taşımamasıdır.

Bu ülkede, üniversiteyi kazanamamak intihar gerekçesi ama kazanmak da yetmiyor!

Geleceğe güvenle bakmak ve bu nedenle hayallerini gerçeğe çevirmek için lüks bir tatil beldesinin güçlü bir ailesinin üyesi olmak da yetmiyor.

Mahmut'un yaşamı paranın mutluluğu ne kadar diye soruyor?

Almanya'da 2006 Kasım'ında 18 yaşındaki Sebastian Bosse bir yıl önce mezun olduğu okulu basarak 16'sı polis 27 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmişti. Aşağıda onun mektubuna bir kez daha yer veriyoruz:

SEBASTİAN'IN MEKTUBU


Eğer kişi yaşamında mutlu olamıyorsa ve her geçen gün sorunları daha da çok artıyorsa, o kişiye bu hayattan kaçmaktan başka bir yol kalmamaktadır. Bu nedenle karar verdim. Belki bazı insanlar devam edebilirlerdi, daha iyi olacak diye düşünebilirlerdi.

Ancak öyle olmayacak. Bana yaşamı öğrenmem için okula gitmem gerektiği söylendi. Böylece ileride daha güzel bir yaşam sürecektim. Ama markalı bir araba, büyük bir ev, en güzel kadın insana ne getirebilir. Sonuçta her şey kıç kadar değerli. Eğer karın, arabanın benzin fiyatını ödeyemediğin için senden nefret etmeye başlarsa veya seni kahrolası evinde kimse ziyarete gelmezse...

Okulda öğrendiğim tek şey hayata karşı mağlup olduğumdur. GGS okulundaki ilk yıllarımda tüketici ruhuna kapılıp arkadaş edinme çabasına dahi girdim. Bu insanlar beni kişi olarak değil, bir statü sembolü olarak gördüler. Ama hemen uyandım. Dünyanın bana göründüğü gibi olmadığının farkındayım. Bunların bir illüzyon olduğunu ve medya tarafından yaratıldığını biliyorum.

Şimdi daha çok nasıl bir dünyada bulunduğumun farkındayım. Sadece paranın hükmettiği bir dünya. Okulda bile her şey bu eksen etrafında dönüyor. En yeni cep telefonu, en yeni giysiler en doğru "arkadaşlar". Bunlardan biri yoksa, hiçbir değerin de yoktur. Bu insanlara jocks denir. Jocks’lar pahalı kıyafetler ve güzel kızları elde etmek için birinin yanında olanlardır.

Bu insanları lanetliyorum, hayır insanları lanetliyorum. 18 yaşında insanların topluma uyduklarında mutlu olacaklarını öğrendim. Ancak bunu yapamazdım ve istemiyordum da. Ben özgürüm. Hiç kimse yaşamıma karışamaz. Buna karışmaya kalkan da bedelini öder. Elveda insanlık.