Aydınlardan muhtıraya karşı bildirge: "Muhtırayı geldiği yere sanal dünyaya hapsedelim!"
205 yazar, sanatçı, gazeteci ve insan hakları savunucu 27 Nisan muhtırasına karşı ortak bir bildiriye imza attı.
Bildiri, bugün TMMOB'da yapılan basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu. Bildiri de muhtıra "muhtıra" olarak nitelendirildi, çözüm "işçi ve emekçilerin mücadelesi" olarak konuldu ve Kürt halkının yanında olunduğu net bir şekilde vurgulandı.
"Türkiye, cumhuriyet tarihinin beşinci askeri müdahalesini yaşıyor. Genelkurmay 27 Nisan 2007 tarihli internet muhtırası ile bir kez daha düzenin silahlı bekçiliğine soyunmuştur" diyen aydınlar, siyasi hayatın en önemli kararlarının muhtıranın talepleri doğrultusunda alındığına vurgu yaptılar.
Anayasa Mahkemesi'nin TSK'nın talebi doğrultusunda karar verdiği, TSK'nın başlamış Cumhurbaşkanı seçimini yarıda durdurduğu belirtilirken, varolan parlamentonun feshi ve yenisinin seçilmesinin de muhturanın sonucu olduğu söylendi.
Muhtıranın açıkca darbe tehdidi içerdiğini belirten aydınlar, "Türk Silahlı Kuvvetleri gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır" ve "Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz bir şekilde ortaya koyacaktır" ibarelerinin başka bir şekilde yorumlanamayacağına dikkat çektiler.
Askeri darbenin ne anlama geleceği ise 12 Eylül rejiminin bıraktığı mirastan belli olduğu söylendi. Askeri darbelerin halklara karşı, kazanılmış hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik olduğu vurgulandı. Bildirinin bu kısmında ordunun da AKP'nin de ABD yandaşı olduğu belirtilirken, siyasal islamın elini güçlendirenin askeri yönetim olduğu ortaya konuldu:
12 Eylül rejimi altında, Türk-İslam sentezini yerleştiren, din derslerini zorunlu hale getiren, böylece siyasal İslam'ın elini güçlendiren askeri yönetim olmuştur. Kısacası, büyük işçi ve emekçi kitlelerin hayati çıkarları silahlı tehdit altındadır.Muhtıranın Türk olmayan ve şovenizm karşıtı olan herkesi "daimi düşman" ilan ettiği ve egemenler arası güç mücadelesinin bir parçası olduğu da bildirgenin konusuydu:
Üstelik, laikliği koruma kisvesi altında verilen ve fakat özünde emperyalizmin de müdahil olduğu egemenler arası iktidar mücadelesinin bir vurucu aracı olan bu muhtıra aynı zamanda başta Kürtler olmak üzere, TC'nin Türk olmayan bütün yurttaşlarını ve şovenizm karşıtı olan herkesi "daimi düşman" ilan ediyor."Ne mutlu Türküm diyene anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır" cümlesinin anlamının bu olduğunu belirten aydınlar, "Oysa Türk halkı Kürt halkının dostudur ve öyle kalacaktır, halkların kardeşliğini savunacaktır" dedi.
Ne gerekçe ile olursa olsun askeri darbeye karşıyız. Muhtıranın sahipleri suç işlemiştir. Bütün darbeci generaller yargılanmalıdır! Emeğin güçlerini birleştirerim. Bu muhtırayı geldiği yere, sanal dünyaya hapsedelim!Bildirge yazar Haluk Gerger tarafında okunurken, daha sonra Ferhat Tunç, Celalettin Can, Sungur Savran ve Necati Abay'da söz alarak konuştular.