İstanbul'da fotoğraf geçidi

İstanbul'da kent-kentlileşme temasıyla dünya çapında bir fotoğraf festivali başladı.

Salı, 15 Mayıs 2007 (19 yıl 5 ay önce)

ULİSfotoFEST İstanbul'07, 10 Mayıs'ta başladı. Fotoğraf Vakfı (FV), İstanbul Saydam Gösterileri, Fotoğraf Derneği (İFD), Selanik Fotoğraf Müzesi ve Noorderlicht Fotoğraf Vakfı'nın düzenlediği ULİSfotoFEST-İstanbul'07, dünyanın her köşesinden fotoğrafları ve fotoğraf sanatçılarını İstanbul'da buluşturuyor.

İstanbul'un çeşitli yerlerinde gerçekleştirilecek fotoğraf sergi ve gösterilerini, panel ve konferansları, film gösterimlerini, atölye çalışmalarını, fotoğraf okumalarını kapsayan Festival'in açılışı, 11 Mayıs Cuma günü, eski Şan Tiyatrosu'nda yapıldı.

Kent, kentlileşme


Kent ve Kentlileşme, ULİSfotoFEST'in 2010 yılına kadar çeşitli yönleri ile ele almayı planladığı kavramlar olarak seçildi. Her yılın Festival ana teması, Kent - Kentlileşme kavramlarının çerçevesinde işlenecek, detaylandırılacak.

ULİSfotoFEST, Kent ve Kentlileşme kavramlarını şöyle ele alıyor:
Kentin ortaya çıkışını insanların doğaya biraz daha hakim olmaya başladıkları, ürettiklerinin kendi günlük gereksinimlerinden fazla olduğu, dolayısı ile de artık doğanın zorlamaları karşısında göç etmek zorunluluklarının azaldığı M.Ö. 7 binlere kadar geri götürmek mümkündür. Üretilen fazlanın miktarsal olarak artmaya başlamasıyla farklı alanlarda üretim yapan toplulukların ürettiklerini birbirleri ile değiştirmeye başladıkları ve bunun için de bir ortak değiş tokuş veya pazar mekanı oluşmaya başladığı yerdir ilk kent.

İnsanlar avcıtoplayıcı toplukluklar olarak konar göçer bir yapıdan görece daha yerleşik bir yapıya geçerken konar göçer yapının unsurları da yerleşik yapının gereklerine paralel olarak değişiyordu. Bunun en önemli sonucu işbölümü olmuştur. Belli bir alanda üretim yapma yetisinin geliştirilmesi olarak tanımlanabilecek uzmanlaşma aynı zamanda diğer gereksinim duyulan maddelerin üretiminin artık o kişi/aile tarafından yapılmaması ve dolayısı ile başkalarından edinilmesi alamına gelmekteydi. İnsanların belli üretimlere yoğunlaşması ve diğer üretim alanlarından uzaklaşmaları avcı toplayıcı topluluklarda olmayan bir ilişki türünün ortaya çıkmasına neden oldu: trampa ve giderek ticaret. Bu ise başlı başına kent olgusunun hem nedeni hem de sonucu olarak insanların yaşamına girdi, giderek ona hakim oldu.

İnsanlar kentleri oluşturdukça bu evrimin bir parçası oldular. Oysa başlangıçta kentlere gelen, kentler kuran, kentlere yerleşen bu insanlar konar göçer yaşamın ve avcı toplayıcı toplumsal yapının ve ilişkilerin belirlediği alışkanlık ve kültür öğeleri ile birlikte kentin içine girdiler. Bu olgu hem kentin yeni oluşan kültürel ve toplumsal yapısını etkiledi hem de yeni kentlilerin kentileşme süreçlerini belirledi.

Kent tarihteki upuzun yolculuğunun bugünkü oluşumuna erişmesine giden evre ise sanayileşme sürecidir. Bu süreç malların ticaretinin gereksinim duyduğu yerleşik pazar mekanlarının ötesinde artık topraklarda çalışma imkanı kalmayan insanların sanayi üretiminde çalıştırılmak üzere belli üretim merkezlerinin oluşturulması ile belirlenir.

Bu evrede insanlar topraklarından ayrılarak, yüzyıllardır yaşadıkları feodal kültür ilişkilerini de beraberlerinde taşıyarak artık topraklarının ve bir şey üretecek bir araçlarının da olmadığı kentlere yerleştiler.

Bu uzun yolculuğa dönüp bir daha bakacak olursak sürekli bir değişim ve dönüşüm içindeki bir olgudan, kentten sözedip durduğumuzu görürüz. Kentlileşme dediğimiz bu değişim ve dönüşüm süreci zaman zaman insanların kendi istemleri dışında ve bazen de onlara karşın oluşurken, bu dayatma ile yaşamak durumundaki insanlar da süreci hem kendi aralarında hem de kentle kurdukları farklı ilişkiler ile bu kentlileşme sürecini etkilemeye çalıştılar. Bu kentileşme süreci aynı zamanda ve kaçınılmaz olarak bir dizi kesişimlerin oluştuğu ve ortadan kalktığı sürekli bir evrim sürecidir de.

Bu kentlileşme dediğimiz süreçler yumağı ona malzeme olan insanların hem bireysel olarak hem de kendilerine benzer durumda olanlarla bilinçli veya bilinçsiz olarak oluşturdukları kimlik gruplarının ilişkileri, dokunmaları, uzak durmaları, zaman zaman bireyin zaman zaman da bu grupların kendilerine ve kendilerini oluşturanlara yabancılaşması; ardından bireyin yeni bir düzleme varması, inmesi, sürüklenmesi sonucu yeni kimlik gruplarının oluşması ve bunların birbirleri ile yeni kurulan dokunmaları ve dokunmaktan kaçınmaları ile örülüdür.

ULİSfotoFEST 2007 ana teması: Kesişmeler


İstanbul'da Fotoğraf festivaliKesişmeler hangi anlamına bakarsak bakalım bir şeylerin temasını, ortaklığını anlattığı kadar o şeylerin ortak, aynı, benzer olmayan; belki de taban tabana zıt yönlerini de içinde doğal olarak barındırıyor. Böyle baktığımızda matematikteki kümeler örneğinde olduğu gibi kesişen kütlelerin veya kümelerin veya düzlemlerin veya kütlelerin belki de ortak olarak algılanan noktalarından çok farklı olan noktaları vardır.

Sözünü etmeden geçilemeyecek bir başka boyut ise zaman. Zaman en az mekan kadar kesişmeleri yaratan bir faktör. Yani kesişmeden sözetmek için kesişenlerin aynı zaman ve mekan boyutunda bulunması gerekli. Acaba öyle mi?

Aynı zaman diliminde farklı anları yaşamak bir olgu olduğu kadar farklı zaman dilimlerinde aynı anı yaşamak da bir olgu. Bu durumda bir kesişmeden söz edebilir miyiz?...

Çevremizde yaratılan çizgilerin oyuncuları değil miyiz? Çoğu zaman o çizgilerde saklı birer nokta oluvermiyor muyuz. Bulunduğumuz düzlem sürekli bir dalgalanma halinde ve farklı farklı düzlemlerle kesişmelere olanak tanıyarak rol bütünlüğü/çelişkileri yaratmıyor muyuz, kendi içimizde, çevremizde, okyanuslar arasında? Aynı zaman diliminde, birimiz gözümüzü açıyor, birimiz kapıyor, bazılarımız ise aynı anda üzülüyor, gülüyor, (içteki) savaşın acısını yaşıyor. O çizginin noktaları birbirini etkiliyor ve bir bütün içindeki etkileşim bizleri oluşturmuyor mu? Bu kesişmeler değil mi bizleri birbirimize bağlayan ve itip kopartan?

Kent içindeki kesişmeler bizi diğer ülkelerle, kentlerle, köylerle bağlıyor ve aynı zamanda tam tersi. Kimimiz rolümüzü iyi oynuyor, kimimiz sadece kendi çizgimizde dolanıyoruz.

Kesişmeler değil midir sözlerimizi dile döktüren, kesişmeler değil midir bizi sorgulattıran ya da donuk bırakan, kesişmeler değil midir bizi bağırtan, kesişmemeler değil midir bizi bilinçsiz bırakan?

Kesişme, aynı yazıyı okumaktır farklı dillerde, farklı kıtalarda, aynı sözü/fikri dile getirmektir anlatabileceğin beden dili ile, geceyi ve gündüzü beraber yaşamaktır farklı bedenlerde... Kesişmelerin şekillenmesine meydan oluşturmaktır bize kalan...

Sizce nedir kesişme?


ULİS gündemi: Su


Yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz suya ulaşamama nedeni ile yakalandıkları hastalıklardan ölmektedir. Dünyada 2 milyar kişinin temiz suyu olmaması nedeni ile salgın hastalıklar, açlık ve ölümle karşı karşıya bulunduğu ve her gün susuzluğa bağlı olarak 40 bin çocuğun ishal, kolera gibi hastalıklardan ölmekte olduğu bildirilmektedir. Evsel, tarımsal ve endüstriyel atıkların, gölleri ve akarsu havzalarını kirletmemesi için tedbirlerin alınmasını zorunlu hale gelmiştir...

Su, 'küresel dünyada' stratejik konu olarak öne çıkmakta olup, suya dayalı paylaşım savaşları dünyanın gündeminde üst sıralara oturmaya adaydır. Olgu, ulusal ve uluslararası sermayenin kar kaygılarından bağımsızlaştırılmalı, uluslararası politikada tehdit unsuru olarak kullanımından da vazgeçilmelidir.


İstanbul'da fotoğraf festivali

Festival programından


16.05.2007

ARKEOPERA
- SELDA SALMAN ACAR- DOĞA, KENTLEŞME; ÜÇLEMELER (16 Mayıs - 7 Haziran)

19.05.2007

AVCILAR BELEDİYESİ BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ
- ALTAN BAL - SOKAK TOPLAYICILARI (19 Mayıs - 6 Haziran)

FOTOĞRAFEVİ
- PETROS MITKAS- İLK GÖRÜNTÜLER (19 Mayıs - 7 Haziran)
- BORISLAV BOROZANOV- GÖLGELER (19 Mayıs - 7 Haziran)

04.06.2007

KARŞI SANAT ÇALIŞMALARI
- HALİL KOYUTÜRK- KARA DUMANDAN BİR BULUT (4 Haziran - 1 Temmuz)
- GENÇER YURTTAŞ- ÖLÜM ORUÇLARI (4 Haziran - 1 Temmuz)

09.06.2007

TÜTÜN DEPOSU
- DANIEL BELTRA - AMAZON'DA KURAKLIK 2005 (9 Haziran - 4 Temmuz)
- RANA CHACKRABORTY- NABLE CİNAYETİ (9 Haziran - 4 Temmuz)
- RADEK SKRINANEK- ARAL GÖLÜ (9 Haziran - 4 Temmuz)
- GÜLNUR GÜNER- 40 FOTOĞRAF 40 HİKAYE: HEM OKUDUM HEMİ DE YAZDIM (9 Haziran - 4 Temmuz)
- ÇETİN KAYA- KAÇAN TRENİN YOLCULARI (9 Haziran - 4 Temmuz)
- TİMURTAŞ ONAN - YUNUS EMRE AYDIN-İSTANBUL'DA ROMANLAR:ROMAN ATEŞİ (9 Haziran - 4 Temmuz)
- ALTAN BAL -SOKAK TOPLAYICILARI (9 Haziran - 4 Temmuz)
- SEMİHA AYVERDİ ANADOLU LİSESİ GENÇLER ARPAEMİNİ MAHALLESİ'NİN YEREL TARİHİNİ KAYDEDİYOR (9 Haziran - 4 Temmuz)

VIDEOART: GÜN BOYU
- ŞİNASİ GÜNEŞ - EŞİTLİK (9 Haziran - 1 Temmuz)

ARKEOPERA
- FETHİ SABUNSOY- KAHVEHANELER (9 Haziran - 7 Temmuz)

BEYKOZ BELEDİYE TİYATROSU, FERİDUN KARAKAYA SAHNESİ
- SHADI GHADIRIAN- HERGÜNKÜ GİBİ (9 Haziran - 1 Temmuz)

FOTOĞRAF VAKFI - GALATA FOTOĞRAFHANESİ
- KIKI PETRATOU- KARAKTERLER (9 Haziran - 1 Temmuz)

İFSAK
- YIANNIS KOSTARAS- ŞEHRİN ALTTAN GÖRÜNÜŞÜ (30 Haziran'a kadar)

KARTAL BELEDİYESİ HASAN ALİ YÜCEL KÜLTÜR MERKEZİ
- ZAMAN GAZETESİ FOTOĞRAFÇILARI IRAK (9 Haziran - 1 Temmuz)
- TÜRKİYE BASIN FOTOĞRAFÇILARI - İŞGALE KARŞI PROTESTO GÖSTERİLERİ (9 Haziran - 1 Temmuz)

THE MARMARA CAFE
- STEFAN BLADH YOLLAR (9 Haziran - 6 Temmuz)

YAPI- ENDÜSTRİ MERKEZİ
- ARZU GÜNDÜZ- KENT (9 Haziran - 7 Temmuz)

11.06.2007

AVCILAR BELEDİYESİ BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ
- TODD HEISLER- SON SELAM VE YALNIZ KARTAL (9 Haziran - 6 Temmuz)
- AP FOTOĞRAFÇILARI - IRAK (9 Haziran - 6 Temmuz)

18.06.2007

NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ
- C. BATUR GÖKÇEER- DİLOVASI (18 Haziran - 8 Temmuz)

19.06.2007

PG ART GALLERY
- STANKO ABADZIC- PRAG (19 Haziran - 1 Temmuz)

23.06.2007

FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ
- MARTINO DI' SILVESTRO- MAURO D'AGATI- ANTONIO VACIRCA
Küratörler: MİNE TÜRKİLİ- ESRA BALKESER SİCİLYA (23 Haziran - 15 Temmuz)

01.07.2007

NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ
- ULİS GÜNDEMİ SU PARALEL ATÖLYE SERGİSİ (1 Haziran - 15 Temmuz)