Fransa'da inşaatlar

"Bizim inşaat çöktü. Portekizli bir arkadaş göçüğün altında kalarak öldü. Kağıdı olmayan bizler onu orada bırakıp kaçmak zorunda kaldık."

Cumartesi, 19 Mayıs 2007 (19 yıl 5 ay önce)

Yaşanacak Dünya - Taylan

Sabah 6:15 evden çıkış… Bir inşaat işçisi hızla metrodaki yerini alıyor. Bu saatte Fransızlara rastlamak tesadüften ibaret. Metronun yüzde 90′ı göçmen işçiler. Yer bulmak ise başka bir çile. Eğer tesadüfen bir yer bulmuşsanız dünyanın en mutlu adamısınız. Çünkü daha gitmeniz gereken bir saatlik yolunuz var. Bir saatlik metro, RER çilesinden yorgun düşen bedenler nihayet iş yerine varıyor.

Derken kir içerisinde kalmış inşaat giysileri alel-acele giyilip, işe başlanıyor. Daha işe başlamadan akşam iş çıkışının hayali beyninizin içine oturuyor. Derken çekiç, keser, mala ve kovanın çıkardığı seslerin ritimleri birbirine karışıyor. Hele de dil bilmiyorsanız bu seslere, şantiye sefinin görevlendirmelerine verilen Oui, NON sesleri ekleniyor.

"Evet", "hayır"… Yanlış anlamalarla dolu konuşamamanın stresi ve iş yorgunluğu birleşince hayat iyice çekilmez hale geliyor. Böylesi bir stres altında çalışmanın hiç mi keyifli anları yok, elbette var. İşte o anlardan biri;

Elimde Yaşanacak Dünya gazetesi, öğlen arası göz atmaya çalışıyorum. İş yerimizin meşhur dayısı Abdurrahman’ın, "Ne okuyorsun evlat, biliyorsun bizde okuma yazma yok, oku da dinleyelim memleket hallerini" demesiyle gazete okuma faaliyetim başka bir keyfe dönüşüyor. Bir kaç haberin ardından sıra burçlara gelmişti. Sordum dayıya, "Dayı sen hangi burçtansın?". Dayı "Ne bileyim! Ne zaman doğduğumu bilen mi var, ya ekin zamanıdır, ya yonca!" derken dayıya, "Çekiç burcundansındır sen" deyi verdim.

Dayı gözlerini iyice açtı, can kulağıyla dinliyor beni. Okuyorum ama Burcuya katkılar yaparak; "Çekiç burcundan olanlar ömürleri boyunca hep inşaatlarda çalışmak zorundadırlar. Genelde adları Mehmet, Ali, Abdurrahman ya da Veli olur." Dayı, "Nasıl da biliyor lanet!" diyor.

Devam ediyorum, "Elleri nasırlı, yürekleri yufka olur. Kaderleri kötü de olsa iyi insanlardır.” Dayı, “De de onu de… Vay, sanki beni yazmış.."

"Kaderleri ortaktır. Çünkü onlar hep hayatın işçisidirler.”
Dayı, “Hepimiz işçiyiz ha” diyor. Bütün bu anlatımdan sonra dayı, “Verin bir cigara yakak, gazeteler bile halimizi çözmüş” diyerek duruma noktayı koyuyor.

Bu keyifli anları bozan haberler ise çoğunlukta. Ansızın bir telefon çalar, karşıdaki ses bir kağıtsız (kaçak) işçinin tedirginliğiyle; "Bizim inşaat çöktü. Portekizli bir arkadaş göçüğün altında kalarak öldü. Kağıdı olmayan bizler onu orada bırakıp kaçmak zorunda kaldık."