Pazar, 27 Mayıs 2007 (19 yıl 5 ay önce)
İZMİR CEAZEVİ İNİSİYATİFİ
Dün Sümerbank önünde toplanan İCİ üyeleri devlet terörü ve kontra faaliyetleri teşhir etti; hapishanelerde yaşanan son saldırıları duyurup, protesto etti; devrimci tutsaklarla dayanışma sloganlarını haykırdı. Basın açıklaması metnini aktarıyoruz:
BASINA VE KOMUOYUNA
Zorlu günler... Şiddet dozajını arttıran sistem, hak ve özgürlüklerin budanması için her türlü yola başvuruyor. Seçim-erken seçim senaryoları arasına sıkıştırılan emekçi yığınların sesleri boğuluyor. Keyfi gözaltılar sürüyor. Yasal dergiler basılıyor "yasadışı" ilan ediliyor.
1 Mayıs emekçi bayramında emekçilere gaz bombalarıyla saldıranlar; 1 Mayıs mitingine katılan emekçileri "yasadışı" ilan ederek hapishanelere gönderiyor.
Emeğe tahammülsüzlük öyle noktaya varıyor ki; emekçiler sokak ortasında kurşunlanıyor. Tıpkı Deprem Sarıkaş'ta olduğu gibi..
K.Irak'a müdahalenin yolunun açılması için taşlar birer birer döşeniyor. Sokaklar kan-sokaklar ölüme kesiyor... Korku-terör iklimi ile emekçileri susturmak isteyenler yine emekçilerin en yoğun olduğu yerlerde patlatıyor bombaları... Canlar acıtılıyor, şövenizm dalgası yükseltiliyor. Halkların kardeşliği umutları sönmesin diyen sesler gözaltılarla yalnızlaştırılmaya çalışılıyor...
Cezaevlerinde ise 12 Eylül dönemini aratmayan uygulamalar sürüyor. Gün oluyor F tipinde bulunan hükümlüler ölü güvercinle tehdit ediliyor. Gün oluyor hücrelerde saldırı oluyor. Saymakla bitmiyor... Biz burada hapishanelerde Mayıs ayında yaşananları aktaracağız:
- Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde bulunan tutukların odalarının havalandırmalarına 3 Mayıs günü imzasız, tehdit, küfür ve hakaret içerikli mektup ve beyaz beze sarılmış ölü güvercinler atıldı. "Yüksek güvenlikli" ve kameralı sistemli bir cezaevinde yaşanan bu olay aslında tutukluların yaşamsal güvenliği söz konusu olduğunda işlevinin olmadığının açık kanıtıdır.
- Bolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklular, ortak alanı kullandıkları esnada saldırıya uğramıştır. Gardiyanların Ali Adıman ve Ahmet Karakaya'yı feci şekilde dövdükleri ve saldırının ardından Ali Adıman ve Ahmet Karakaya'nın hücre cezasına çarptırıldığı öğrenilmiştir. Hücreye atılan Ahmet Karakaya hücrede de gardiyanlar tarafından dövülmüştür. İki tutuklunun sağlık durumlarına ilişkin herhangi bir bilgi ise cezaevi idaresince verilmemiştir.
- 19 Mayıs günü Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde bulunan tutuklu Turan Günana ve 2 arkadaşı yine gardiyan saldırısına uğramış, saldırı sonrası yakınlarına gösterilmeyen ve durumu hakkında bilgi verilmeyen Günana'ya 2 aylık görüş yasağı konulmuştur.
- Kandıra F Tipi Hapishanesi'nde önce elle arama yapılıp sonra dedektörle arama yapılıyor. Dedektörle aramayı reddeden devrimci tutsaklar darpla zorla aranıyorlar. Ve bu arama faslı her seferinde işkence seansına çevriliyor. 18 Mayıs günü hücrelerde talan şeklinde arama yapan gardiyanlar; Duvarda asılı duran kuş kafesini içindeki kuşla birlikte yere atıp "Artık kafes yerde duracak" diye dayatmışlar ve logar etrafında çıkan otları "Artık yeşil yok" diyerek yolmuşlardır. Bu şekilde aramayı reddeden tutsaklara 15-20 gardiyan saldırmış, dayak seansının ardından 100-150 metre yerlerde sürüklenen tutsaklardan Mete Tuncer - Tamer Tuncer "kör hücre" denilen hücrelere atılmışlardır. 6 saat boyunca ayakta bekletilen yaralı tutsaklar akşam 20:00 sularında birbirlerinden ayrılarak farklı hücrelere atılmışlar, tutsakların revire çıkma talepleri ise yerine getirilmemiştir.
- Özellikle 12 Eylül döneminde cezaevlerinde öne çıkan "Türkçe konuş" dayatması, bugün de birçok cezaevinde devam ediyor. Edirne F Tipi Cezaevi'nde hiç Türkçe bilmeyen ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde Kürtçe konuştuğu için Ahmet Akkurt adlı hükümlüye 11 gün hücre cezası ve süresiz telefon yasağı getirilmiştir.
- 22 Mayıs 2007 tarihinde Ankara'da tutuklanan altı Alınteri gazetesi okuruna cezaevine giriş sırasında, çırılçıplak arama dayatılmış, bunu kabul etmedikleri için, darp edilerek zorla giysileri çıkartılmış ve insanlık onuruna yakışmayan bir şekilde aramaya maruz bırakılmışlardır. Sincan 1 Nolu F Tipi ve Sincan Kadın Cezaevi'nde yaşanan bu saldırılar sırasında, uğradıkları şiddetten dolayı tutuklularda yaralanmalar olmuştur ve hiç bir tedavi uygulanmadan ikişerli olarak hücrelere atılmışlardır.
Cezaevlerinden yansıyan bu görüntüler hiçte yabancımız değil, devrimci düşünceye olan tahammülsüzlük en çok "içerde" gösteriyor kendini!
Düşünceyi yok etme ve yalnızlaştırmak için dün Buca - Diyarbakır - Ulucanlar - 19 Aralık katliamını yapanlar bugün yüksek güvenlikli hapishanelerinde her türlü zor ve şiddeti uygulamada beis görmüyorlar.
İçerde devrimci tutsaklara dayatılan imha ve kimliksizleştirme çabaları, dışarıda emekçilere yönelik hak gaspları ve saldırılar birbirinden bağımsız değildir. Devrimci düşünceyi içerde yalnız bırakma çabalarına yanıtımız devrimci dayanışmayı yükseltmek olacaktır.
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin ve saldırıların takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtiyor, ve tüm bu saldırıyı kınıyoruz.
DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR