Yaşamın kıyısı, çöpün içi, arabanın altı

Kapitalizmin karanlığında görünmeyenlerden biri geride kalanlara ışık oldu

Pazar, 27 Mayıs 2007 (19 yıl 5 ay önce)

Ankara - Konya yolu Metropolitan Otel'in önü... 17 Mayıs 2007... Saat 24:00...

Ziya Şimşek ve Eyüp Şahin... Atık kağıt işçileri... Topladıkları kağıtları yığdıkları arabalarını yol kenarında usul usul çekerek ilerlerken...

Plakası alınamayan Şahin marka bir araç Ziya Şimşek'e çarptı. Ziya'yı otoyolun üstüne fırlatıp kaçtı.

Eyüp Şahin yaralı Ziya'yı otoyolun kenarına çekmeye çalışırken bu sefer 06 JNL 06 plakalı Kia marka cip Eyüp'e çarptı.

Eyüp'ün cansız bedenini arkasında bırakarak o da kaçtı.

Olay yerine gelen ambulans Ziya'yı hastaneye götürülken, Eyüp'ün cesedi topladığı gazetelerle örtüldü.

Aşağıdaki şiiri Geri Dönüşüm İşçileri Gazetesi Katık'ın 3. sayısından aktarıyoruz. Eyüp'e ağıt, kapitalizme yergidir:

Saat 24.00
   Konya yolu
Ziya
sürükler düşlerini el arabasında yol boyu
      kim bilir ne düşünür
Nerden bileceksin
Yatılmaz ki düşüne düşenin

Ziya
   zulada gizli sevda
      sofrada ekmek
         gurbetten gelen haber
             herkes için birşey

Ziya
zayi olmuş yaşam
Ziya kendinden başka herkes

Karşı Metropolitan otel
   adını bilir Ziya,
      birde çöpünü
ambalaj türlü zibil
aliminyumu
   peti
      plastiği
hepsi janjanlı Gavurca etiketli
içindekinin tadını bilmez amma ziya
bilir ki boşu
   zulada gizli sevdadır
      sofrada ekmek

Boşu rızk
boşu Allah kerim

Aha ziya karşı metropolitan otel
yürü rızkına
   ekmeğine yürü ziya

Sürükle el arabanı düşlerin gibi karşıya
karşı metropolitan otel
      karşı saltanat
Senin devletinse ekmeğin
İki devlet arasındaki sınır
      şimdi Konya yoludur
Nereye gitsek sınırlar
nereye gitsek kaçak
nereye gitsek kaçakçı
Kato'dan, kızılgedikten öte
      kaçağa giderdik
Çaya cigaraya
Geldik Ankara'ya
Bu sefer adımızı koydular
KAÇAK ÇÖP AVCISI
Dinine yanam
   vazgeçmiyormuş essahtan huylu huyundan
Ya bizde var bir arıza
Ya bu töresi batası dünya ....

DALDI ZİYA!
Çocukken elma çalardım komşunun bahçesinden
Kuran kursunda anlatınca hoca
      hırsızlığın cezası
Bilmem kaç bin yıl yanmak diye diri diri
gece karabasanlarla uyanır
öğrendiğim dualarla yarım yamalak
iki rekat namaz kılar
af diler ağlardım

Şimdi karşı saltanatın çöplerini çalarken
fetva veriyor gene birileri
onlar hırsız,
   onlar tinerci
Koca puntolarla yazıyorlar
Onlar KAÇAK ÇÖP AVCILARI
Belki itikatım sarsıldı büyüdükçe
belki açlık pelte etti imanımı
Ama hırsızlıksa yaptığım
İnanmıyorum yanacağıma
Ve deliksiz uyuyorum geceleri
Korkmuyorum
Gözyaşlarımda kurudu çoktan
Gözlerimden aksa aksa
bu saatten sonra
bir tek isyan akar
Ben kaçak çöp avcısıyım
ve artık
AF DİLEMİYORUM hiç kimseden

Saat 24.00
Karanlık saklar
Üstünün başının, ellerinin kirini
Ayak kırar kokunu
İşte Konya yolu
Geç sınırı
Yürü karşıya Ziya
Senin devletinin sınırları
O saltanatın çerine çöpüne kadar

İLK ADIM
Ekmek kan pahası
Ekmek aslanın ağzında derler
Ziya'mın ekmeği
Aslanın ağzında değil
Bir kara şahin'in tekerlekleri arasında

Bir şahin ki
Avını gözetir
Daha ilk adımını attığında karşıya
Şimşek gibi çarpar

Bir şahin ki
Ziya'mın düşleri gibi
Çarptı mı durmaz kaçar.

Eyüp
Büyüyor eknomi
Kalkınıyor ülke
Yıllık büyüme hızı %8

Kaat 240a gidiyordu 3 yıl evvel
Bugün 80
Yıllık büyüme hızı %8
Yoksullaşma hızı %300
Keşanelerde göbekler
Yılda %8 büyürken
Barakalarda öfke büyüyor
Her yıl %300

Teknoloji gelişiyor,
büyüyor dünya
Kameralı cep telefonları
İnternet
Bacaklarındaki kılı
Kaymak gibi alan
Elektirikli ağdalar
Ve bilimum zırzavat

globalleşiyoruz
Küçük bir köy oldu amma
Eyüp yol parasına kıyıp ta
Ankara'ya
Geldi geleli bir Kızılay'a inemedi hala

Hiç mi merak etmiyorsun
Akşam haberlerini

Kim
Kiminle
Nerede
"Biz sadece arkadaşız birlikte masum bir akşam yemeği yedik"
Hangi medar-ı iftarımız sanatçı
Bugün neresinden frikik verecek
Ve hangi mert Anadolu delikanlısı kardeşimiz
"Halkım beni bilir reklam için yapıyorsam
şerefsizim" diyecek

Yaşamak güzel Eyüp
daha ne günler var önünde
Çıkacak mısın eyüp yola
Tutup çekecek misin ziya'yı kolundan
Canın pahası

Sana dokunmayan yılan bin yaşasın
Babana bile güvenmeyeceksin
Böyle emrediyor efendilerin
Allah aşkına Eyüp
Sen ne zaman söz dinleyeceksin

Var mı kitabında
Ortada bırakıp kaçmak arkadaşını
senin yüreğin
zaten hiç bomba süsü verilmiş pankart olmadı
hep patladı
zamanlı zamansız
kurtardı ziyayı
itin dölü gece
Belki Eyüp'ün gözlerini kör etmese ...
Ayırt edecekti o vurup kaçan jipi
Eyüp'ün Şahin gözleri

Demin sofrana ekmek diye götüreceğin gazete
Üstüne kefen oldu.
Birde kefenin cebi yok derler.

Günler geçiyor Eyüp
Şimdi
Hangi atık kağıt işçisi
Biz ne yapabiliriz ki diye
Başını önüne eğip, gözlerini kaçırsa
Başımız dimdik
senin gözlerinle, gözlerinin içine baka baka
seni anlatıyoruz ona Eyüp
bire bin katarak

Ve kızıyorsan bire bin kattığımız için
Bize mütevazılığı öğütlüyorsan
Buna hakkın yok
Sen niye mütevazı olmadın
Düştüğün isyan toprağında
Bire onbin verirken Bedrettin başağım
Mehmet Ali Mendillioğlu