Türkiye işbirlikçi burjuvazisinin en geniş tabanlı örgütü TOBB'un genel kurulu, burjuva “seçim” harekatına vesile oldu.
Türkiye kapitalizminin Anadolu'daki hızlı ve yıkıcı gelişmesinin de temsilcisi olan TOBB, işbirlikçi burjuvazi içindeki güç ve iktidar mücadelesinde önemli bir yer tutuyor. AKP, CHP, DP, TOBB önünde görücüye çıkarken, TOBB da partilerine siyasal istikrarsızlıktan rahatsızlığını ve seçim mühendisliğinden beklentilerini deklare etti.
AKP, dayanmaya çalıştığı temel direklerden biri olan TOBB'a Başbakan, Başbakan yardımcısı, 10 bakan ve 2 eski bakan ile tam bir çıkartma yaparak, Anadolu burjuvazisi içinde sahip olduğu desteği güçlendirmeye çalıştı. TOBB'un “seçimsiz genel kurul”unda her üç partinin de seçim mesajlarında, emperyalist neoliberalizme, IMF'ye, İstanbul ve Anadolu burjuvazisine, CHP'nin ise ayrıca Genelkurmay'a öpücükler göndermesi, seçimlerin gerçek belirleyicilerinin de kimler olduğunu, ayan beyan ve bir kez daha ortaya koyuyor.
TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:
Biz işimizi iyi yapabilmek için tek bir şey istiyoruz; Güven ve istikrar ortamı sürdürülsün.Hisarcıklıoğlu, burjuvazi adına çözüm olarak “Anayasanın, siyasi parti ve seçim yasalarının, siyaset zihniyetinin değişmesini” istedi.
Son zamanlarda sancılı bir dönemden geçiyoruz. Siyasi ve idari yapımızın neden olduğu sancılardır. Siyasi ve idari yapıda köklü bir reform zamanıdır. Çözüm üretecek yeni bir siyaset anlayışını oluşturma zamanıdır. Reform yapmadan, ekonomik reformlara devam etmemiz mümkün değildir.
Gelir artıran politikaları istiyorum. Türk halkı kapılarını dünyaya kapamak istemiyor. Dünya ekonomisinden daha fazla pay almak istiyor. Kamu yönetiminde şeffaflık istiyor. Adaletsizlikleri ve yolsuzlukları daha fazla görmek istemiyor. Siyasi ve idari yapımız bu taleplere cevap veremediği için toplum bölünüyor. Bir cihan imparatorluğunun varisi olan ülkemizde yabancı düşmanlığı yayılmak isteniyor.
Bugün Türkiye bir bakıma 2001'dekine benzer dönüm noktasındadır. 2001 krizi bozuk iktisadi sistemin devam etmesinin imkansız olduğunu göstermiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye bir bütün olarak iyi bir sınav verememiştir. Kimin kabatidir demeyi bırakıp sistemin işlemeyen kısımlarını tespit etmeliyiz.
Türkiye'nin ihtiyacı statüko değil, yani durağanlık değil, yerinde saymak değil, değişimdir, dönüşümdür. Hayatın temel dinamiği statüko değil, değişimdir. Değişime direnmek, eşyanın -sermayenin, demek istiyor, bn- tabiatına direnmektir. Hayatın değişen şartlarına, milletin -sermayenin, bn.- iradesine direnmektir.AKP, zaten TÜSİAD raporlarından aldığı “statükoya karşı -neoliberal- değişim” sloganı doğrultusunda burjuvaziyi daha net bir “tavır, duruş, irade ortaya koymaya” çağıra dursun, başlıca seçim vaati ve temasının da bundan ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Türkiye'de sanayinin yapısını çok daha ihracat yapabilecek duruma getirmeliyiz. Sanayimiz dünya çapında rekabet yapacak hale getirilmeli. Sanayiyi kalkındıracak teşvik politikasıdır. Kendimiz için üretmenin zamanı geçmiştir artık dünya için üretmek durumundayız... IMF borçları ödenecek hale getirerek görevini yapıyor. IMF'in işi bir ülkeyi kalkındırmak değildir.İkinci öpücük eğitimin yeniden yapılandırılması programı vesilesiyle TÜSİAD'a:
Bir Hyundai gelecekti onu da Çek Cumhuriyeti'ne kaptırdık. Türkiye'de sadece paranın girdisi hesaplanıyor. Sanayimizin kalkınması için eğitim sorununun aşılması şart... Liselerimizde bütün öğrenciler avukat ve doktor olacakmış gibi yetiştiriliyor. Eğitim sisteminin tamamen değiştirilmesi gerekiyor. Bunun yapılabilmesi için Milli Eğitim Bakanı'nın YÖK'le kavgalı olmaması gerekmemektedir. CHP olarak en önemli icraatlarımızdasn biri eğitim reformu olacaktır. Eğitimi iş ve meslek yaşamına yönlendireceğiz.Eh ne de olsa, emperyalist yatırımcıların ve işbirlikçi burjuvazinin doktor ve avukata değil, birazcık vasıf kazandırılmış yük hayvanlarına ihtiyacı var. Ayrıca işgücünü ve olanaklarını daha uygun fiyatlardan pazarlamaya ihtiyacı var.
Siyaset ile güvenlik güçlerinin farklı konumlarda olması büyük tehlikedir. Hükümet, Silahlı Kuvvetler yetki istesin verelim diyor. Kime? Medyaya söylüyor. Dolmabahçe'de üç saat görüştünüz. Bunları konuşmadınız mı?Ve son öpücük yine, TÜSİAD-TOBB'un siyaseti yeniden düzenleme programına:
Siyaset ve ticaret ilşkisi yeniden düzenlenmelidir. Devleti kişisel ilişkilerin tutsağı olmaktan kurtarmak -işbirlikçi burjuvazinin daha kolektif ve koperatif komitesi haline getirmek, bn- gerekir. Milletvekili dokunulmazlığı daraltılmalıdır.Fazla söze gerek var mı? Birbirleriyle kanlı bıçaklı düşman gibi görünen burjuva partilerinin hepsinin sermaye karşısında nasıl hazırola geçip, kimi nüanslar dışında aynı sınıfın sözcülüğünü, yer yer kelimesi kelimesine aynı ifadelerle nasıl yaptığını TOBB sahnesinden de kolayca görmek mümkün.