"Karanlık Savaş" Konsepti

"Erke dönergeci"nin ardından Genelkurmay'dan bir büyük buluş daha: "Karanlık savaş"!

GÜNCEL
Perşembe, 31 Mayıs 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Genelkurmay Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) tarafından Harp Akedemisi'nde düzenlenen "Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler" konulu uluslararası sempozyumda, açılış konuşmasını yaptı.

Konuşmada öne çıkan noktalar şunlar: Genelkurmay'ın amiyane "iç ve dış tehdit" söylem ve algılamalarının kapsamını olağanüstü genişletiyor ve "çok yönlüleştiriyor".

İşbirlikçi burjuvazi ve rejiminin yaşadığı sarsıcı kriz ve dönüşüme ilişkin bazı örtük değerlendirmeler yapıyor ve bu çerçevede ortaya yeni psikolojik savaş kavramları atıyor.

ABD, AB ve Rusya'ya, AKP Hükümeti'ne ve Güney Kürdistan Yönetimi'ne, Kürt halkına ve işçi sınıfı ve emekçilere, her birine Genelkurmay meşrebine ve son dönemki psikolojik harekat politikalarına uygun mesajlar veriyor...

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK


Büyükanıt'ın da konuşması, son dönemlerde TÜSİAD ve TOBB raporlarının, MİT açıklamalarının, Başbakan Erdoğan'ın, tek kelimeyle işbirlikçi burjuvazi ve tüm temel güç ve organlarının öncelikli ve değişmez temasıyla başlıyor: Küresel, bölgesel, ulusal plandaki büyük ve hızlı değişim sürecinin tespiti.

Konuşmanın ekseni de, bu sarsıcı değişimin rejimin yeniden konumlanma zorunluluğu açısından yorumlanış biçimi ve buna uygun "yeni bir savunma-saldırı konsepti" oluşturma çabasına dönüktür.
40 yılı aşkın bir süredir devam eden soğuk savaş döneminin sona ermesiyle birlikte, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözünü doğrularcasına her alanda önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan değişim fırtınası, alışık olduğumuz, benimsediğimiz, politik, ekonomik ve güvenlik stratejilerini dayandırdığımız parametrelerin çoğunu sarsmaya hatta ortadan kaldırmaya yönelmiş durumdadır.
İşbirlikçi burjuvazi ve temel organları, artık bu tespit de ortaklaşmış durumdadır. Bağımlı kapitalizm ve üstyapısının dayandığı "çoğu" ekonomik, toplumsal, ideo-kültürel, politik, askeri parametreleri / paradigmaları, toplumsal - uluslararası işbölümünü, organizasyon biçimini ciddi biçimde sarsmakta, dikiş tutmaz hale getirmektedir. Şiddetlenen kriz ve sarsıntıların da gösterdiği gibi: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”

Zaten işbirlikçi burjuvazi ve rejimi içindeki "fırtına" da, artık iyice farkına vardıkları "değişim" zorunluluğunu durdurma umutsuz çabasından ziyade, bu değişimi işbirlikçi burjuvazinin stratejik konum ve çıkarları doğrultusunda kimin nasıl yöneteceği ve yapacağı konusunda düğümlenmektedir. İşbirlikçi burjuvazi bu sarsıcı uluslararası ve iç değişim süreci içinde konum kaybetmemenin, temel çerçevesini ve kurallarını emperyalist kapitalizmin belirlediği bu yeni düzlemde daha çok yönlü ve etkin, işbirlikçi güç ve konumunu bir ölçüde yükseltecek yeni duruma geçiş yapabilmenin telaş ve çabası içindedir.

SOĞUK SAVAŞ BİTTİ KARANLIK BAŞLADI


Beylik “küreselleşme” tespitleriyle birlikte satır arasında bir “yönetim krizi” tespiti de yapan ve bunu “risk ve tehditlerin yanlış algılanmasına ve bu hususun karar alma süreçlerini yanlış etkilemesi”ne bağlayan Büyükanıt, hemen durumdan vazife çıkırıyor:
Uluslararası güvenlik ortamı son derece değişken ve öngörüleri zorlaştıran bir hal almıştır. İşte bu değişim sürecini doğru algılayabilen toplumlar, algılamayan veya yanlış algılayan toplumlar, kendi geleceklerini olumlu veya olumsuz etkileyeceklerdir. Değişim sürecini zamanında algılayamayan toplumlar maalesef değişim sürecinin sonucunu seyretmekle yetineceklerdir.
Konuşması boyunca defalarca “yanlış risk ve tehdit algılamalarının dehşetli sakıncalarını” vurguladıktan sonra, lafı “doğru güvenlik algısının” nasıl olması gerektiğine getirerek, herhalde Genelkurmay psikolojik harp ve stratejik etüd dairelerinin ortak imalatı olan “karanlık savaş” kavramlaştırmasını torbadan çıkarıveriyor:
Yaşadığımız dünya soğuk savaş sıcak savaş gibi evrelerden karanlık savaş dönemine girmiş bulunmaktadır.
“Karanlık savaş” ne midir? Yalnızca askeri değil, ekonomik, politik, sosyolojik, psikolojik, enformatik her şeyin “iç ve dış tehdit” ve savaş kapsamına alındığı bir paranoid şizofren savaş toplumu yaratma çabasının adıdır:
Bugün artık güvenliği, içinde sadece askeri değil, siyasi, hukuki, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik etmenlerin olduğu bir çerçevede tanımlamak gerekmektedir. Bunun yanında risk ve tehditlerin kaynağının, zamanının ve şeklinin önceden tayin edilmesinin soğuk savaş döneminin aksine imkansız bir hale geldiği yeni güvenlik ortamında mücadele alanı da bütün dünya olarak ortaya çıktı. Çünkü tehdidin ne şekilde ve ne zaman karşımıza çıkacağı belli değil. Tehdit, ülkelerin gücü ve kabiliyetleri karşısında çok cılız gibi görünse de, sahip olduğu imkanlarıyla istediği yer, zaman ve şekilde, istediği etkiyi yaratabilecek asimetrik güce sahiptir. Bugün bunları Afganistan'da, Irak'ta birçok yerde yaşıyoruz.
Kısacası 11 Eylül sonrası, her şeyin ve herkesin tehdit olarak görüldüğü, ya da duruma göre kılıfına uydurulan “önleyici vuruş” benzeri, post modern savaş konsepti. “Teröre destek veren herkes teröristtir” sözünün kapsamını ve hedefini ayrıca belirtmeye gerek yok. Fakat dahası var:
Bir ülkeyi zayıflatmak için kullanılan askeri seçenekler, artık zorunlu görülmedikçe tercih edilmemektedir. Bazı güçsüz ülkeler, terörizm ve kitle imha silahlarının sağlayacağı caydırıcılıktan faydalanma yoluna gitmekte, bazı ülkeler ise ayrılıkçı hareketlerin desteklenmesi ve bilgi harekatının veya psikolojik harekatın kullanılması, ekonomik saldırı gibi asimetrik stratejileri ön plana çıkarmaktadır.
Terörizm ne kadar uluslararası hukuka aykırı bir sorun ise, ayrılıkçı hareketlerin desteklenmesi, dışarıdan yapılacak etkilerle ülkenin egemenlik hakları hatta rejiminin değiştirilmesine çalışılması da o kadar tehlikeli ve hukuka aykırıdır. Bu kapsamdaki tehditleri iç tehditler, bölgesel tehditler ve küresel tehditler olarak 3 halkada ama tek tek değil, birlikte ele almamız gerekmektedir.

"BENİ DESTABİLİZE ETMEYİN"


İşbirlikçi devletin tepe noktasının bu sözlerinde iki şey iç içe geçmektedir:

Bir yandan işbirlikçi rejimin günün gereklerine uygun bir işbirlikçi bölge gücü olarak hem içe dönük hem uluslararası planda daha etkin, daha çok yönlü, daha saldırgan biçimde yeniden yapılanması çabası...

Diğer yandan emperyalist efendilerine, ağlamaklı, bizi daha fazla destabilize etmeyin, rejimimizin dikişlerini zorlamayın mesajı...

Özellikle alıntıladığımız son iki paragraf, işbirlikçi burjuvazi ve rejiminin tepe noktasındaki ruh halini ve çalkantıları çok iyi yansıtmaktadır: Sözkonusu sarsıcı, büyük ve hızlanan değişim sürecinde, bir yandan “bölünme” dahil her düzeyde konum kaybı ve devre dışı kalma korkusu; diğer yandan bu yeni düzlemde daha çok yönlü ve etkin bir işbirlikçi ekonomik, siyasal, diplomatik, askeri yer tutma çabası ve iştahası...

“Karanlık savaş konsepti”nin, işbirlikçi burjuvazi ve rejiminin “yeni düzlem” ve “yeniden konumlanış” doğrultusundaki “fırtınalı” geçiş çabası içerisinde, “Erke dönergeci”nden sonraki en “büyük buluşu” olmayı hak ediyor. Onların bu karanlık çabalarını geriletecek tek şey ise devrimci sınıf savaşımıdır, onlarınkine tam karşıt bir devrimci sosyalist değişimin yolunun militan sosyalist bir savaşımla açılmasıdır.