"Senin görevin, Berkan..."

Burjuva seçim sürecine dönük teşhir, ajitasyon-propaganda malzemesi mi lazım?

GÜNCEL
Cumartesi, 2 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Bana göre, eğer Türkiye, Cumhurbaşkanı seçimine kadar dayanabilirse, yani bu seçim yapılabirse, çok büyük bir tehlikeyi, yani darbeyi atlatır. Mesele, oraya kadar ulaşabilmekte.

Esasen eğer AKP 22 Temmuz'daki seçimi tek başına kazanamazsa veya düpedüz kaybederse darbe tehlikesi atlatılır. O zaman nasıl bir demokrasimiz olur, bunu tartışmak mümkün ama en azından güncel darbe tehlikesi sona erer.

Ama yok seçimi AKP kazanır ve yeniden tek başına iktidar olursa (bence hiç bir şart altında bugünkü çoğunluğu koruyamaz) 23 Temmuz'dan başlayarak kasım sonuna kadar kılıçların çekildiği çok gergin günlerden geçeriz ve umarım Cumhurbaşkanı seçimlerine kadar da ulaşabiliriz.

Ama ulaştığımızda da Türkiye'de demokrasi rüştünü ispat etmiş olur. Sandıktan Cumhurbaşkanı olarak kim çıkarsa çıksın bu böyle olur. Bu ülke tarihinde ilk kez, seçim yoluyla darbe tehlikesi bertaraf edilmiş, rejim üzerinde halen var olan asker gölgesi büyük ölçüde kalkmış olur.
Yukarıdaki satırlar burjuva liberal Radikal gazetesi başyazarı İsmet Berkan'a ait. (Yine de Darbe Olur mu?, 1 Haziran 2007, Radikal)

Burjuva seçim sürecine dönük teşhir, ajitasyon-propaganda malzemesi mi lazım? Uzağa gitmeye gerek yok. Her günkü burjuva medya borazanları, istemediğimiz kadar teşhir malzelemesini, kullanmayı bilene bol bulamaç sunuyor zaten. Burjuva seçimlerini, “darbeye karşı demokrasi” diye yutturmaya çalışırken, hem liberalizmin, hem de rejimin düşkünlüğünü gözler önüne sermekten başka bir şey yapamayan İsmet Berkan'ın yazısı da bunlardan yalnızca biri.

İsmet Berkan'ın yazısı burjuva, küçük burjuva liberalizmin, liberal aydınların son derece tipik siyasal karakterini ve ruh halini bire bir yansıtmaktadır. Darbeyi, “tabii ki istemezler”. Ama ona karşı az buçuk ciddi bir savaşımdan bile ödleri patlar. Çünkü onlar, faşist darbeden çok, faşist rejim ve darbeciliğe karşı ciddi bir savaşımda işçi sınıfı ve emekçilerin, Kürt halkının harekete geçmesinden korkarlar.

Gerçekte biçimsel ve göstermelik burjuva demokratizmini bile savunmaya ne niyetleri ne de mecalleri olduğundan, darbeyle de uzlaşıverirler. Darbeye karşı verir gördükleri tüm “savaşım”, onu açıkça karşısına almayan, ürkütmeyen, itmeyen, küçük ve yavan endişelerle, küçük ve bayağı temennilerle “yaşa ve bırak yaşasınlar” şeklindeki hikmet dolu liberal “ilke”den ibarettir.

'AB süreci ve AKP Hükümeti bırakın yaşasınlar!' Liberalizmin, “tabii eğer darbe tehlikesi atlatılırsa”, “Cumhurbaşkanı seçimleri yapılabilirse”, “bunu umma ihtimallerine olur da izin verilirse”, “Cumhurbaşkanı olarak kim seçilirse seçilsin”, “seçim yoluyla rejimin demokratikleşmesi” diye yutturmaya çalıştıkları budur. (Bu size, “23 Temmuz'da ne darbe ne şeriat kalacak, bambaşka bir Türkiye'ye uyanacağız” diye havaya giren başka birilerinin liberal-reformist parlamentarizm budalalığını hatırlatmıyor mu?)

Eh burda da, darbeye karşı “kılıç çekmek” işini de şu veya bu düzeyde AKP'yi koşullu destekleyen ABD, AB, TÜSİAD efendilerinden temenni ederler. Ultra liberal şarlatanlık, sınıfsal ve siyasal doğası gereği, “seçim yoluyla rejim üzerindeki asker gölgesini büyük ölçüde kaldırmak ihtimali ve temennisi” türünden liberal-parlamentarist budalılık propagandasını bile doğru dürüst yapmaktan ürker.

“Eğer” der, askerin masaya koyduğu kılıç, seçim sonuçlarını ciddi biçimde keserse, o zaman rejimin parlamenter asma yaprağını nasıl “demokrasi” diye yuttururuz, “bunu tartışmak mümkündür” ama, “en azından güncel darbe tehlikesinden yırtmış oluruz.” Burjuva liberal demokratizm söylemi, çıkıp net bir şekilde “darbe olmasın” bile diyemez, “darbe olmazsa...” der, “hiç yoktan iyidir”.

“Demokrasi” cengaverliği yapmaya çalışırken bile, rejimlerinin düşkünlüğünü, seçimlerinin düşüklüğünü, ve tabii bir de liberalizmin iç yüzünü sergilemekten başka bir şey yapamayan İsmet Berkan gibilerin bu tür yazılarına teşekkür etmeliyiz. Ve işçi sınıfını, darbeci şoven faşisti, dinci-gericisi, liberali ile burjuvazi ve kuyrukçularının sınıfsal-siyasal karakterleri itibarıyla daha iyi tanıması ve net tavır almasında eğitmekte ve uyandırmakta bu tür “birinci elden ekmeklik malzemeyi” kullanmayı ihmal etmemeliyiz.

Burjuva liberalizminin, kuyrukçusu küçük burjuva liberal reformizmin ve liberal aydınların temel sınıfsal-siyasal karakteristiklerini ve ruh halini bire bir yansıtan İsmet Berkan'ın “daha eğitici” bir yönü de şudur: Günümüzde tutarlı bir siyasal demokrasi ve özgürlük mücadelesinin, liberalizmin kuyruğuna takılarak vb. değil, ona da tam karşıt eksende ancak devrimci proletarya tarafından militan sosyalist bir eksende verilebileceğini apaçık gösteren bir belge olarak okunmalıdır aynı zamanda.

Günümüzde tutarlı bir demokratlık bile, yalnızca darbeye karşı değil, şoven faşist, dinci-gerici, liberal tüm akım ve manipülasyonlarıyla burjuvaziye karşı işçi sınıfının uzlaşmaz militan savaşım çizgisini benimsemeyi zorunlu kılar.

12 Eylül Anayasası, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, Emasya Protokolü, Terörle Mücadele Yasası, Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasası... kaldırılsın!

Milli Güvenlik Kurulu, Özel Kuvvetler Komutanlığı , JİTEM dağıtılsın!

Darbeci generaller yargılansın!

Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın!

Söz, toplantı, örgütlenme, eylem özgürlüğü!

Emekçilere özgürlük!

İnekler ahıra, emekçiler eyleme!