Pazar, 3 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)
Üreti-Yorum
Evet İnsanların birbirirlerinin yüzlerine bakmak şöyle dursun yanından geçenlerin insan olduğunu dahi farketmeyecek derecede yabancılaşmasının çarpıcı bir resmi; İstiklal Caddesi için de, biz Üreti-Yorumcular için de farklı bir gündü.
Yabancılaşma, küresel ısınma, savaş, yoksulluk, işsizlik... vb. birçok sorun karşısında büyük çoğunluğumuzun bu sorunlarla hemen hemen her karşılaştığında kendine yönelttiği "Ben tek başıma ne yapabilirim ki?" sorusunu etkinliğimizin bir aracı haline getirdik.
Kartonlardan yaptığımız renkli düşünce balonlarının içine "Ben tek başıma ne yapabilirim ki?" yazıp, balonları kafamızın üzerinde tutarak İstiklal’ de yürümeye ve broşür dağıtmaya başladık. Megafonumuzla da Üreti-Yorum'u anlattığımız konuşmalar yaptık.
Galatasaray Lisesi’ne kadar yürüyüp lisenin önünde kafamızda balonlarla etkinliğimizi sürdürdük. Alışılmışın dışında bir araç insanlarda alışılmışın dışında bir etki yarattı. Lisenin önünden geçipte bizi gören herkesin ilgisini çekmeyi ve "Burda ne yapıyorsunuz?" sorusunu sordurmayı başardık. Ne olduğunu öğrenmek isteyenlerle sohbetlerimiz oldu. Ve etkinliğimizi bitirdik.
Üretiyoruz
Kalabalıklar içinde yalnızlaşan, baskılanan çok yönlü ihtiyaçları karşısında beklentisizleşen, sınavların engelli koşusunda takıla düşe parçalanan, pazara sürecek yetilerden yoksunlaştıkça toplumdan da dışlanan…
Artık üretme zamanı. Bazı illerde Üreti-Yorum başlamış durumda ve keyifli etkinlik haberlerini alıyoruz. İstanbul’da ise tatlı bir heyecan, varolduğumuz her alana genç soluğumuzu taşıyoruz. Düşe kalka, yapa boza, kıra parçalaya, yeni fikirler üretiyoruz.
Üreti-Yorumu duyurmak için Mersin Üreti-Yorum Kolektifi'nin yaptığı gibi çalışmalarımızı parklara taşımasak da henüz, herkesin ilgisini çekecek araçlar geliştirmeye çalışıyoruz. Böyle bir yaratıcı düşünme sürecinde birilerinin aklına ilginç bir fikir geliyor; bir başkası geliştiriyor. Bir diğeri heyecanlı heyecanlı anlatıyor.
Madem kalabalıklar içinde yalnız olduğunu düşünenler var; öyleyse onlara yalnız olmadıklarını, yalnız olmadığımızı anlatmanın zamanı geldi. Sonra kolektif bir biçimde bu düşünceleri en somut haliyle anlatmak için düşünce balonları yapıyoruz “Ben tek başıma ne yapabilirim ki ?” diye.
Kartonlarımızı ivedilikle kaptığımız gibi yabancılaşmanın kendini en yoğun hissettirdiği yer olan İstiklal Caddesi'nde yan yana yürümeye başlıyoruz. Bir yandan sesli ajitasyon yaparken bir yandan Üreti-Yorum programımızı dağıtıyoruz. Hepimizde bir heyecan. Hiç yapmadığımız bir şey bu.
Doğrusu kaç defa duyumsamışızdır bu duyguları hızlıca yürürken. Çaresiz hissederek, bin bir türlü sıkıntının altında ufaldıkça ufalmışızdır. Oysa yanımızdan aynı şeyleri düşünen birileri geçmekte, üstelik bir araya gelsek ezilmeyeceğiz bu düşünce balonlarının altında. Bu nedenle herkesin ilgisini çekiyor yaptığımız.
Yanımızdan geçenler ne yapmaya çalıştığımız üzerine fikir yürütüyorlar. Bir çoğu dayanamayıp gelip soruyor. Üreti-Yorum'u anlatıyoruz. Karınca ve çarkın ne anlama geldiğini soranlar da çoğunlukta. Ben ne yapabilirim diyen de!
Bir saat boyunca belli noktalarda durarak ve ilerleyerek elimizdeki programın tamamını dağıtıyoruz. Dönerken herkesin yüzünde bir tebessüm. Duyduğumuz gördüğümüz her şeyi paylaşmak istiyoruz. Sonra çay içme bahanesiyle oturup değerlendirme yapıyoruz. Eksikliklerimiz çok; şu şöyle olmalı dediğimiz şeyler de.
Aslında bir çok ilginç fotografımız var susuzluk üzerine; zaman üzerine… Üretiyorum’a kadar bir hafta boyunca her gün çıkıp fotograflarımızı oluşturacağız, kimi zaman Beşiktaş’ta, kimi zaman Taksim’de. Böyle bir grup insanı görürseniz şaşırmayın, hatta aralarına katılın, katılalım :)
Tüm site sakinlerini düşünce balonlarını ve fikirlerini de yanlarına katarak BİZ olmaya çağırıyoruz.