2. Üreti-Yorum Gençlik Günleri'ne gidilirken Nazım Hikmet'in prangaları söküldü.
Sermayeye prangalı sanata da, duygu ve düşüncede estetik derinlikten yoksun postmodern biçimcilikle dumura uğratılmış yaşamın tüketicisi konumuna da, Devrimci Sosyalist bir mevziden karşı çıkışın mütevazı adımlarından biri daha Yapı Sanatevi bünyeside gerçekleştirildi.
Üreti-Yorum Gençlik Günleri kapsamında toplumcu şiirin büyük ustası Nazım Hikmet ve Ahmet Arif ile yazar Orhan Kemal şahsında kalemini işçi sınıfının, halkının ihtiyaç ve özlemlerine hem tercüman olmak hem de yapabildikleri kadarıyla yanıt oluşturmak için seferber eden ustalara sahip çıkıldı.
Çünkü, bireyciliğin, hiçleşmenin ve devamında hiççiliğin alıp başını gittiği şu günlerde, yaşanan ana tasmalanmış insan değil, tarihsel rolünü oynayarak geleceğe yürüyecek geleceğe yürürken toplumsallaşacak bireylerin onlara ihtiyacı var.
Bir kuşağın şairleriydi onlar; Sosyalizmin SSCB şahsında maddi bir gerçeklik olarak varolma çabasına tanık olmuş, omuz vermişlerdi. Sonu gelmeyen takibatlar ve mahkemelere paralel olarak sürgünler, mahpusluklarla sindirilmeye çalışılmışlardı.
Etkinliğe Nazım ve Ahmet Arif'le birlikte Türkiye'nin toplumcu gerçekçi şiirinin üreticilerinden olan Arif Damar'da katılıp, anılarıyla şairlerimizi hem de yaşamın her düzlemindeki duruşları ve yaptıklarıyla, olanca sadeliği içinde insani yanlarına göndermelerle anlattı.
Şimdi, artık 80'lerini yaşadığı ve Koç'un dün ortadan kaldırmak için tüm devlet aygıtını kullandığı arkadaşı Nazım Hikmet'i şiirleri şahsında prangaladığı şu günlerde büyük çoğunluğu genç işçiler ile lise ve üniversitelerden öğrencilerin oluşturduğu bir grubun karşısında olmak Arif Damar'ı da canlandırmıştı.
Zorlanarak da olsa, tüm “görmüş geçirmişliği” ve şair naifliğinin verdiği ferasetle anlattıkça açıldı, açıldıkça anlattı ve hepimiz “onların da” nasıl gençler, erişkinler ve dönemlerine ses veren toplumcu gerçekçi sanatçılar olduklarını kendi ağızlarından dinledik.
Öyle büyük sözler etmedi, nasıl direndikleri ya da hangi bedelleri nasıl ödedikleri olmadı anlattıkları. Ama direnmişlerdi, kalemlerini kapitalistlere satmamışlardı ve yine de aşık olmuş, aç kalmış, sevmiş, hapislik yatmış, sevilmiş, sürgün yaşamış, üretmişlerdi halk için, halktan yana.
Velhasıl, yaşamışlardı sonuna kadar.
Şair Müslim Çelik'te Nazım Hikmet'in şiirindeki dönüşümün izlekleri üzerine kısa bir konuşma ve okuduğu dizelerle açıklama yaptı.
Üreti-Yorumcuların müzik dinletisinin hoş tınılarının da yankılandığı etkinliğe Yapı Sanatevi Edebiyat Atölyesi ise, Türkiye edebiyat tarihinde toplumcu gerçekçiliği öykücülük alanında vareden Orhan Kemal hakkında, küçük anekdotlar ve öykülerinden örneklemelerle zenginleştirilen bir sunum ile katıldı.