Çin'den artık kalitesiz taklit mallar değil, yine sudan ucuz ama "kaliteli" işçiler geliyor.
Ankara OSTİM'de bir atölye sahibi Çin'den işçi ithal etti.
Çinli ustabaşı Liuyun Bin, oldukça uzak bir ülke olan Çin'den Türkiye'ye gelip çalışmanın, kendisini korkutmadığını söylüyor.
Türk insanının çok iyi olduğunu belirten Liuyun Bin, ''baba'' diye hitap ettiği patronunun, kendisine kucak açtığını kaydediyor.
İşçilerin vahşi kapitalist sömürü altında böcekler gibi kırıldığı Çin artık Türkiye'ye de emek-gücü ihraç etmeye başladı.
Yakın zamana kadar ucuz taklit mallarla piyasalara giren Çin, krizin etkisiyle kısa süreli canlanmaların dışında yıllara yayılmış uzun süreli durgunluk dönemi sayesinde fırtına gibi esmişti. Kapitalistler bu işin "hikmeti"ni de kavramakta gecikmediler. Çin'e giden ham ve yarı-mamül malların konteynerleri ucuz işçilerle doldurulmuş olarak dönmeye başladı.
Bu "ithalat"ın müşterisi çoktu ve hazırlardı. Çünkü, Çin'li işçi kayıtdışı olması sayesinde tüm vergi ve harçlardan kurtarmakla kalmıyordu. Aynı zamanda olağanüstü ucuzdu. Üstelik çaresizliğin de basıncıyla patronlara koşulsuz itaat ederek ölümüne çalıştırılabiliyordu.
Nitekim Ankara OSTİM'de kurulu bir terlik atölyesinin sahibi olan Zeki Türkeş, Çin'den ithal ettiği makina ile birlikte getirttiği işçi ile günlük 500 çift olan üretimini 8'e katlayarak, günde 4 bin çifte çıkarttı.
Çin'deki üretim anlayışı çok farklı. Üründe çok üretimi amaçlıyorlar. Bunu, buradaki ustalarla başarmak çok zordu. Bunun için Çin'den, makineyi bilen bir ustabaşı getirdik.Şeklinde açıklama yapan kapitalist durumu son derece pişkince ifade ediyor.
Çinliler, çok çalışkan ve dürüst. Bunun yanında, ülkelerindeki rejimin etkisiyle olsa gerek, sadece söyleneni yapıyorlar. Kendilerinden fazla bir şey katmıyorlar. Oysa Türk personel, her zaman kendinden bir şeyler katar.