Cuma, 8 Haziran 2007 (18 yıl 11 ay önce)
Anayasa'nın 20. maddesinde herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip bulunduğu, özel hayatın gizliliğine dokunulmayacağı belirtilmiştir. Kişinin sıfatı ve konumu ne olursa olsun rızası dışında kamuya açıklanamaz. Bunlar kişinin gizli alanını oluşturur.
Bir kişinin hukuka aykırı bile olsa konuşmalarının ve görüntüsünün gizli kamera ile kayda alınması aynen telefon konuşmalarının yasadışı dinlenmesinde olduğu gibi onun kişilik haklarına ve özel yaşamına saldırı niteliği taşımaktadır. Bu kayıt ve görüntülerin televizyon yolu ile kamuoyuna yansıtılması kişilik haklarına yapılmış ikinci saldırı niteliğindedir.
Yukarıdaki satırlar, Yargıtay 4. Hukuk dairesinin
"çok saygın" karalarından biri olarak tarihe kazındı.
Karara temel olan olay, Adapazarı SSK Hastanesi'nde çalışan genel cerrahi uzmanı Dr. H.G.'nin, özel muayenehanesine gelerek mide rahatsızlığı nedeniyle muayene olmak isteyen N. Ö.'nü fiziksel ve sözlü bir şekilde tacize uğraması, muayene parası istemek bir yana, tüm ailesine bedava doktorluk hizmeti vereceğini iddia ederek ısrarla ilişkiye zorlanmasıdır.
Saldırıya maruz olan N. Ö., bir televizyon kanalıyla işbirliği yaparak gizli kamera çekimiyle bu cinsel saldırıyı belgeler.
Bunu üzerine, kişilik haklarının zedelendiği iddiasıyla dava açan belgeli tacizci doktor, hem televizyon kanalından hem de madureden tazminat ister. Yerel mahkemenin bu arsızlığın daniskası istemi reddetmesi üzerine temyize giderek yukarıdaki kararın çıkmasına aracı olur.
Daha dün tecavüzü değil tramvayı suç ilan eden Yargıtay'ın bu kararıyla taciz ve tecavüzler eğer saldırganın evinde ya da işyerinde meydana geliyorsa artık serbest...