KCK Yürütme Konseyi’nin açıklamasına ve birçok haber kaynağının da geçtiğine göre, faşist Türk ordusu gece saat 23.00 ile 02.00 arası Güney Kürdistan’ın Haftanın, Zap, Çemço, Avaşin ve Xakurke alanlarını yoğun top ateşiyle bombaladı. Bu "tatbikat"ın İran ile birlikte yapıldığı başka kaynakların geçtiği haberler arasında.
Bu bombalamanın orta yerinde saat 00.30’da Genelkurmay’ın linç muhtırası yayınlanıyordu. İçerde ve dışarıda "Devletin zirvesi"nin üzerinde ortaklaştığı, yaşanan sürtünmeye rağmen TÜSİAD’ın onay verdiği bu saldırı dalgası, bir nabız yoklamanın sınırlarını aşıp fiili katliamcılığa girişildiğine işarettir.
Konuyla ilgili Fırat Haber Ajansı’nın haberini yayınlıyoruz:
Güney Kürdistan’a top atışlarının yapıldığı saatte bu açıklamanın yapılması da tesadüfi değildir. Bir taraftan Kürdistan’ın bir bölümünde sıkıyönetim ilan edilip Güney Kürdistan’a askeri saldırı planına start verilirken, diğer taraftan ise önceden yapılan çalışmalarla ırkçı-şoven-faşist zihniyetle zehirlenmiş bazı kesimleri Kürt halkına karşı harekete geçirmek istenmektedir.Genelkurmay açıklamasının ardından Kürt halkının varlığı Kürt toplumuna mensup bireylerin yaşam güvencesi ciddi bir biçimde tehdit altına alındığına işaret eden Konsey, tüm Kürlerin halkların kardeşliğinde ısrar etme temelinde bulunduğu her yerde örgütlü bir biçimde kendini korumaya alma ve bunun için koşullara göre gerekli olan tüm savunma tedbirlerini geliştirme çağrısında bulundu.
Nitekim Türkiye metropollerinde Kürt halkına karşı çeşitli düzeylerde görülen saldırı ve linç girişimleri bu çağrılarla tamamen bir Türk-Kürt çatışmasına dönüştürülmek istenmektedir. Özellikle Kürdistan’da yurtseverliğin en fazla geliştiği alanların başında gelen Diyarbakır ve Şırnak’ta ırkçı güçler tarafından düzenlenmek istenilen mitingler de bu planın bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.
Provakatif ve tahrik edici bir biçimde geliştirilmek istenilen bu mitinglere hiçbir Kürt katılmamalı ve halkımız bu tahriklere karşı duyarlı davranarak oyunlara gelmemelidir.
Özellikle geliştirilen askeri ezme hareketiyle beraber metropollerde faşist para-militer güçlerin harekete geçirilmesi gerçeği karşısında hem halkımız hem de Türkiye’deki barış ve demokrasiden yana olan tüm kesimleri duyarlı olmaya ve buna karşı sessiz kalmamaya çağırıyoruz.
Kürt tarafı olarak savunma pozisyonunda olmamıza ve 1 Ekim'de ilan ettiğimiz tek taraflı ateşkes durumunun henüz yürürlükte kaldırılmamış olmasına rağmen bahar aylarıyla birlikte başlatılan ve son haftalarda giderek çok yönlü bir imha hareketine dönüşen Türk devletinin bu saldırı konsepti halkımızın can güvenliğini ortadan kaldırmış bulunmaktadır.
Türk devleti gözü kara bir ırkçı politikayla 21. yüzyılda tüm dünyanın gözü önünde halkımıza karşı bir katliam ve soykırım projesini adım adım uygulamaktadır. Her türlü insan haklarının ve hukukunun çiğnenmekte olduğu bu saldırılarda halkımızın iradeleşmesi ve bir ulus olarak var olması tümüyle ortadan kaldırılmak istenilmektedir.
Çağdaş insanlığın vicdanı Türk devletinin bu sömürgeci, zorba, insanlık dışı uygulamalarına karşı sessiz kalmamalıdır. Tüm uluslararası güçleri, demokratik kurumları, insan hakları çevreleri, insanlık onurunun ve hukukunun savunulmasından yana olan bütün kesimleri, Türk devletinin Kürdistan’daki uygulamalarını takip etmeye, Kürt halkının açık açık tüm dünyanın gözleri önünde katletme projelerine karşı sesini yükseltmeye ve Türk devletinin Kürtleri sindirme ve katletme politikalarına karşı durmaya çağırıyoruz.