Seçim, savaş kabinesi için

'Sivil refleks' kıtalarına katılan kadar, savaş Meclisi'ne oy veren de sorumlu olacak

GÜNCEL
Cumartesi, 9 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Kapitalizmin parlamenter soslu sermaye diktatörlüğü tüm cephelerde gemi azıya almış, saldırıyor.

Kurumlar, yönetmelikler yeniden düzenlenip, yasalar yenibaştan yazılıyor. Bu kadar “yeni” maskesi ancak eski olmakla kalmayıp çürümüş olanın ardına zulalanması için olabilirdi. Zaten böyle de oluyor.

Çürümüş kapitalist düzenin yutturucuları olmaktan öte beş paralık değerleri de, işlevleri de olmayan düzen partileri işçi sınıfı ve emekçi halkın hayati ihtiyaçları, insanca yaşam özlemleri doğrultusunda tek bir vaat ileri sürmüyor, artık yalan söylemeye bile gerek duymuyorlar.

İşte bunu yapıyorlar ve bu yaptıklarıyla da, yarın daha neler yapabileceklerinin ilan tahtasını kanla yazıyorlar:

CHP, Genelkurmay'ın 8 Haziran bildirgesi doğrultusunda TBMM'yi toplamak için canhıraş bir tartışma yürütüyor. Gerekçesi malum; “son günlerde tırmanan terör olayları, Kuzey Irak’taki PKK unsurlarına yönelik sınır ötesi operasyon ve bölgedeki yerel Kürt gruplarının Türkiye’ye dönük açıklamalarının görüşülmesi amacıyla Genel Görüşme” yapacaklar.

“En ırkçı-milliyetçi (faşist) biziz”i ispatlama yarışındalar. Öncesi bir yana 1982'den bugüne öldürülen 40 bine yakın Kürde ek olarak kardeşleriyle savaşa zorlanan binlerce üniformaya sokulmuş emekçinin, zorunlu askerin ölümlerini timsah gözyaşları içinde izliyor, kışkırtıyor, iktidar-hükümet çekişmelerinde kullanıyorlar.

Hatta ipin ucunu kaçırıp “Genel Görüşme’de bölgeye dönük açıklama ve tartışmaların seçim arifesinde CHP’ye oy kaybettireceği” kaygısını dile getiren Genel Sekreter Önder Sav gibi seçimin halen "genel oy" ile bağlantılı olduğu sananları çiğneyip geçerek kalan son maskelerini de atıp MGK'nın Savaş Meclisi/Savaş Hükümeti üniformasına girmeye koşuyor.

Bitimsiz kariyerist, tüm zamanların başkanı, ve şimdi Demirel, Mesut Yılmaz, Rahşan Ecevit, Yaşar Okuyan takviyeli Deniz Baykal ve çetesinin en has kurtlarından faşist devlet aygıtının dışişleri bürokrasisinden gelme Onur Öymen'e destek vererek Genel Görüşme için gerekli imza toplanmasına giriştiler bile.

İşi sıkı tutup bir telefon ağı kurarak ama özellikle Kürt illerinden gelme milletvekillerini sıkı bir takip altına alarak yürütülen imza toplanması işinde Milletvekilliği Adaylık listelerini de YSK'ya sunmadan önce açıklamayarak tehdit unsuru olarak kullanmış olsalar da sonuçta başardılar.

Savaş çığırtkanlığı her yerde... Ve geceyarısı bildirgeleri, sınır illerinde sıkıyönetimleri, top sesleri, ABD ile kismi bir harekat pazarlıkları, sivil kuvvetler seferberliği ile işçi sınıfı ve Kürt halkına yönelik saldırı dalgası örgütleniyor.

Seçim, bir şeylerin değiştirilebileceği umudu (umutsuzluğun ilanı olarak) sandık, yalnızca işçi sınıfının, Kürt halkının gerçek talep ve özlemlerini öğütmesiyle kapitalistlerin elini güçlendirmeyi amaçlamıyor. Aynı zamanda tüm Ortadoğu'nun kardeş halkları arasına düşmanlığın kanlı hançerini sokacak ve bunu "milletin iradesi, halkın onayı" kılıfı altında yapacakların kim olacağını belirleyecek.

Kullanılacak her oy, sandıktan çıkacak her geçerli pusula, sınıf düşmanlarının elinde işçi sınıfına ve işçi sınıfının eline zorla tutuşturulan silahlardan çıkarak kardeş halklara sıkılacak kurşunlar olarak dönecek. Yalnızca Genelkurmay'ın "sivil refleks" kıtalarına koştura koştura katılanlar değil, savaş Meclis ve kabinesine oy veren herkes, bunun vebalini taşıyacak.

Gerçek seçim bu kirli savaş oyununa alet olmakla, ona karşı net tavır almak arasında...