Tanklar bize tabut

Boyamak için girdikleri su tankında zehirlenerek mahsur kalan 2 işçiyi itfaiye kurtardı.

Cumartesi, 9 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Ankara'nın tuzu kuru gençliğinin kıçlarında Lewi's, üstlerinde ederi asgari ücrete varan fiyat etiketli tişört, ayaklarında İtalyan deriden botlarla üzerine tünedikleri son nesil motorsikletlerin tekerleklerini asfaltta bağırtarak yaktıkları kötü ünlü Tunalı Hilmi Caddesi'ndeyiz.

Ne giyim kuşamımız buralara "uygun" ne de Kawasaki'nin, Aprilla'nın tepesinde pinekleyip genç kızları "kesiyoruz".

Cadde üzerinde bulunan Ertuğ Pasajı'nın kalorifer dairesinde bulunan su tankını boyamak üzere çağrılıp, maskesiz, ateşe dayanıklı/koruyucu tulumsuz olarak çalıştırılan iki sınıf kardeşimizin tinerden zehirlenip, komalık olarak hastahaneye kaldırılmasına neden olan yerdeyiz.

Genç sınıf kardeşlerimizden, önce Necmi girmiş tankın içine. Tepesinde bir kapak ile su giriş ve çıkış boru bağlantı noktaları, hepsi bu. Devasa bir tabut görünümündeki tankta zehirlenme olasılığına karşı nöbetleşe çalışan Sedat, bir süre sonra sınıf kardeşi kelimeleri yuvarlayıp, saçma cümlelerle konuşmaya başlayınca çıkmasını ister.

Ama, kapalı yerde etkisi katlanan tinerle sarhoş olan Necmi çıkamaz. Zaten kısa süre sonra da kusmaya başlar.

Bunun üzerine tanka giren Sedat, arkadaşını çıkartamadığı gibi, kendisi de zehirlenerek kendinden geçer.

Çarşı görevlileri her iki işçiden de uzun süre ses çıkmayınca, önce tankın içini yoklar ve nihayet itfaiyeye haber vererek çıkartılmalarını sağlarlar.

Çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan sınıf kardeşlerimizin ölmemiş olmalarına elbette sevinmeliyiz. Ama aynı zamanda da, emeğin korunması kampanyamızın taleplerinin hergün Sedat ve Necmi gibi milyonlarca sınıf kardeşimizin ölümüne çalıştırılıp, ölüm tehlikesi bas bas bağıran koşulların içine atıldığını bugünkü gibi onlarca olayın yaşandığı koşullarda daha bir hızlı, daha bir güçlü yüklenmeliyiz.