Tekirdağ F tipi Mayıs ayı hak ihlalleri

GÜNCEL
Pazartesi, 11 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

• 18 Mayıs 2007 tarihinde hapishane revirine çıkmak için dilekçe ile başvuruda bulunan Turhan Günana adlı arkadaşımız revire çıkartılmış ve revirde fiziki saldırıya uğramıştır.

Revire çıkartılan Turhan Günana revirdeki görevli doktora rahatsızlığını belirtmiştir. Buna karşın doktor arkadaşımızı muayene etmeden ilaç yazmıştır. Bunun üzerine arkadaşımız bu duruma karşı çıkmış önce muayene edip sonra ilaç yazması gerektiğini izah etmiştir. Bunun üzerine doktor "Sen beni yönlendiremezsin, işimi bana öğretme" diyerek arkadaşımızı tersleyip, görevli gardiyanlara "Alın bunu götürün" demiştir. Arkadaşımız da böylesi bir tavra karşı çıkarak başka bir doktora muayene olmak istediğini başka bir doktorun olup olmadığını sormuştur. Fakat doktor "Ben varım başka doktora muayene olmak istiyorsan yeni bir dilekçe yazarsın ve ertesi gün gelir muayene olursun" demiş ve karşılıklı bir tartışma yaşanmıştır. Bu tartışma akabinde doktor arkadaşımıza hakaretlerde bulunarak "Terbiyesizlik yapıyorsun" demiştir. Arkadaşımız da aynı şekilde doktora "Sen terbiyesizlik yapıyorsun" diyerek karşılık vermiştir.

Bu tartışma üzerine orada bulunan görevli iki gardiyan yaşanılan tartışmayı bahane ederek arkadaşımıza fiziki saldırıda bulunmuşlardır. Arkadaşımız kendini korumak amacıyla karşılık vermiştir. Bu saldırıya çevrede bulunan birkaç gardiyan daha dahil olmuştur. Bu saldırı sonucunda arkadaşımız yaralanıp darp edilmiştir. Daha sonra bir başgardiyan gelip arkadaşımızı kaldığı hücresine getirmiştir.

Yaşanılan bu saldırı revir doktorunun kışkırtması ve gözlerinin önünde olmuştur. Arkadaşımızın çeşitli yerlerinde morarmalar, belinde ve kaburgalarında ağrılar vardır. Bu saldırılar yapılmadan önce aynı gün Turhan Günana ve 21 arkadaşı ifade vermek üzere Tekirdağ Adliyesi'ne götürülmüştür. Adliye dönüşü X raydan geçerken görevli gardiyanlarla bir tartışma yaşanmıştır. Bu yaşanan tartışma sonrası revire çıkan Turhan arkadaşımıza yapılan saldırı düşündürücüdür. C. Savcılığına, doktor ve saldırıda bulunan gardiyanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca bu kanal üzerinden Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne sevk edilme talebinde bulunmuştur. Bu sevk talebi üzerine 21.05.07 tarihinde arkadaşımız hastaneye götürülmüştür. Fakat uzman doktor olmadığı için tekrar geri getirilmiştir. 22 Mayıs'da tekrar hastaneye götürülüp ancak muayenesi yaptırılmıştır ve yapılan saldırı rapor ettirilmiştir.

Yine yaşanılan her saldırı sonrası yaptığımız suç duyurusunu saldırıyı yapanlar da karşı atağa geçip hemen hakkımızda suç duyurusunda bulunuyorlar. Bu hep böyle olmuştur. Turhan arkadaşımıza yapılan bu saldırıda da "Doktoru tehdit ettiği" gerekçesiyle hakkında soruşturma açılmıştır. ve açılan soruşturmanın sonucu başından bellidir.

• Cihat Özdemir arkadaşımız 2 Mayıs 07'de rahatsızlığından ve 6 ayda yaptırdığı kronik Hepatit B kontrolü için revire dilekçe yazmıştır. 5 Mayıs da revire çıkardılar. Doktor muayene sonunda hastaneye sevk “KBB, GÖZ ve İNTANİYE” ettirir. Ancak bu gün itibari ile henüz hastaneye götürülmemiştir. 21 Mayıs 07'de hapishane yemeklerinden dolayı yaşanılan zehirlenme nedeni ile C. Savcılığına yaptığımız suç duyurusu ile ilgili C. Savcılığına ifade vermek için çağrılmıştır. Bu ifade verme vesilesi ile bu durumu da savcıya anlatmıştır. C. Savcısı not alıp hapishane müdürünü arayacağını söylemiştir. Bunun üzerine arkadaşımız 22 Mayıs 2007 öğleden sonra ancak hastaneye götürülmüştür.

• Ayhan Güngör arkadaşımız böbreklerinden rahatsızdır. Böbrek röntgeni çekilmesi için ilaç verilmiştir. İlacın röntgen çektirilmeden önce içilmesi gerekirken, ilaç içirtilmeden röntgeni çekilmiştir.

• Açık görüş haftası ve Bayram açık görüşü denilerek, sohbet hakkımız gasp ediliyor. Bu ay da sohbet hakkımız gasp edilmiştir. Her ayın son haftası açık görüş haftasını gerekçe ederek, bir haftalık sohbet hakkımız gaspedilmektedir. Bu gaspa gerekçe olarak sohbet yaptıracak mekanların olmamasına dayandırılıyor. Oysa Kütüphane, işlikler boştur ve buralar kullandırılmıyor.

• Adalet Bakanlığının yayınladığı son genelge sonrası daha önceden hakkımız olup da kullanmadığımız kimi haklarımızı yayınlanan bu son genelgede kullanmaya başlamıştık. Bunlardan biri de Telefon hakkımız oldu. Fakat genelgede olan haklarımızı kullanmakta sürekli keyfi engeller çıkararak var olan haklarımızı gasp edip kullandırmıyorlar. Sürekli keyfi bahaneler ve gerekçeler öne sürülerek engeller çıkartılıyor. Bu keyfi engellerden biri de telefon hakkımızı kullanırken çıkartıldı. 14 Mayıs'ta yaptığımız telefon görüşmeleri esnasında isim ve soy isim söylettirme dayatması yapıldı. (Şöyleki: telefon numarasını çevirip karşı taraf telefonu açar açmaz ismini ve soy ismini söylememiz gerekiyormuş. Kısa künye okur gibi) bu dayatmayı kabul etmediğimiz için telefon kartı çekilerek bu görüşmemiz engellendi.

İsim ve soy isim söylettirme dayatması 14 Mayıs'ta hafta başı başlatarak bir hafta boyunca bu dayatmayı sürdürdüler. Bu dayatmayı kabul etmeye biz devrimci tutsakların haftalık telefon etme hakkı gasp edilmiştir. Oysa biz devrimci tutsaklar olarak böylesi bir dayatma olmadığı için telefon hakkımızı kullandık- kullanmaya başlamıştık. Bir hafta boyunca yapılan bu dayatmadan sonra vazgeçilip normale dönmüştür, bu gün itibariyle. Yapılan bu keyfi engelleme sonucunda olup biten ise haftada bir yaptığımız 10 dakikalık telefon etme hakkımızın gasp edilmesi ve telefonlu görüş yaptığımız kişinin yüzüne telefonun kapatılması oldu.

• Son üç hafta boyunca Hüseyin Akın ve Umut Binbir'in her hangi bir talebi olmamasına rağmen sohbet grubu keyfi bir şekilde değiştirilmiştir. Bu durumun düzeltilmesi için dilekçe vermelerine rağmen ne bir düzeltme yapılıyor ne de doğru dürüst bilgi veriliyor. Yine aynı şekilde Turaç Solak ve Erkan Saldız adlı arkadaşlarımız da keyfi bir şekilde istedikleri grupla sohbete çıkarılmayıp, istemedikleri başka sohbet grupları ile çıkarılıyorlar. Her hafta bu durumun düzeltilmesi için dilekçe ve sözlü girişimlerde bulunmalarına rağmen istemler yerine getirilmiyor. Bu durumun düzeltilmesi, taleplerinin yerine getirilmediği sürece sohbet alanına çıkıp idare ile görüşüp taleplerini tekrar iletip var olan durumu protesto edip tekrar hücrelerine geri dönmektedirler. Adı geçen arkadaşlarımızın sohbet hakkı keyfi bir şekilde gasp edilmektedir.

• 21 Mayıs'ta Hüseyin Akın hakkında alınan bir karar var. Kararın bir örneği istenmesine rağmen kararın bir örneği verilmemiştir. Alınan karar ise: Hüseyin Akın'ın "Sohbette örgütsel faaliyet yürüttüğü" bu nedenle sohbet yasağı verildiğine yönelik. Oysa arkadaşımız henüz doğru dürüst sohbete çıkmış değil. Ki yukarıda belirttiğimiz sohbetlerden ötürü sohbet alanına gidip durumu protesto ederek hücreye geri dönmektedir. "Örgütsel faaliyet yürütmeye" ne zaman fırsat bulmuş anlamakta güçlük çekiyoruz.

• Turaç Solak, Erkan Salduz ve Özgür Kabadayı adlı arkadaşlarımız aylardır yer değişikliği talepleri vardır. Yaptıkları her türlü girişime ne doğru dürüst bir yanıt veriliyor, ne de talepleri yerine getiriliyor. Keyfi bir şekilde yer değişikliği yapılmıyor.

• Normal posta yoluyla yolladığımız mektuplar adreslerine ulaşmıyor, kayboluyor. Mektupların kayboluyor oluşana nerde kaybolduğu hakkında bir bilgi edinemiyoruz. Postane mi idare mi kaybediyor? Bilemiyoruz. Bu sık sık kaybolan yerine ulaşmayan mektupların fazlalaşması nedeniyle mektuplarımızı APS ve taahhütlü yollamak zorunda bırakıyor bizi. Bu da biz tutsaklar için oldukça masraflı olup maddi sıkıntılara neden oluyor. Masraftan öte kaybolan mektuplarımız hakkında ne bir bilgi edinebiliyoruz ne de bir işlem başlatabiliyoruz. Pulla yolladığımız mektupların çoğunluğu kaybolup adreslerine ulaşmıyor. Bu ay adresine ulaşmayan onlarca mektup var. Bu ay da bu kadar.