Salı, 12 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)
Genelkurmayın içeride linç, dışarıda savaş muhtırası ile birlikte “sınır dışı hareket” için hazırlıklar hızlandırıldı. İktidar ve güç kapışmasının şiddetine rağmen “devletin tepesi” savaş tamtamlarını birlikte çalmaya başladılar.
Genelkurmay “sınırdışı operasyon yapılmalı” diye hırladı, hükümet bakanlar kurulu toplantısında aldığı kararla askerin istemlerine onay verdi. Bu sürecin pekiştirilmesi için “Güvenlik zirvesi” yapılmasında karar kılındı.
Bugün bir arya gelecek olan Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İçişleri Bakanı Osman Güneş, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ, Jandarma Genel Komutanı Işık Koşaner, MİT Müsteşarı Emre Taner ve Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal içeride ve dışarıda nasıl bir savaş konsepti işleteceklerini belirleyecekler.
Sınıra yakın kentlerde OHAL ilanı gibi uygulamalar, “toplumsal refleks” çağrıları bu sürecin adım adım örüldüğüne işaretti.
Postal yalayıcılar ‘gözünüz aydın’...
“Cumhuriyetine sahip çık” adı altında düzenlenen kontra mitinglerinin çağrısını yapanlar, bu mitinglere katılanlar ve destek verenler, gelinen noktada devletin tepesindeki savaş ittifakına iyi bakın. Bu gücü ve cesareti onlara siz verdiniz. Halkların bir birine boğazlatılması için bu kapıyı onlara siz araladınız.
Düşman kardeşler bugün sözbirliği etmişçesine, içeride ve dışarıda işçi ve emekçilerin, ezilen halkların ekmeğine kan doğrayacak savaş kararları alacaklar. Ne yapacaksın o zaman.
“Laiklik-demokrasi-ilericilik” safsatasının emekçilere saldırı konsepti söz konusu olduğunda nasıl rafa kalktığına iyi bakın.
Seçimlerle birlikte yeni kurulacak olan savaş kabinesinin ta baştan yıpranmasının önünü almak içinde, eldeki kabinenin posası çıkıncaya kadar kullanılması, sistemin güç ve iktidar kapışmasında yaşadığı sıkışmaya da bir çıkış kapısı aralayacaktır.
ABD’ye rağmen mi?
Bir sınır ötesi operasyonun startı sanki ABD’ye rağmen veriliyor gibi yansıtılıyor. Oysa burnundaki halkayı elinde bulunduranlara karşı bir tavır geliştirme şansları olabilir mi? Olamaz, olmuyor da. Emperyalist güçlerin batağa saplandığı, içeri girdikçe halkların öfkesi tarafından daha fazla etraflarının sarıldığı bir bölgede, dikkatlerin başka yöne çekileceği yeni savaş kapıları açmak onların işine gelmeyecek mi?
Sürekli kaos ve iç çatışma süreçlerinin tüm bölgeye yayılması emperyalist politikaların kendine alan bulması açısından bir avantaj sağlayacak.
Nitekim bu gündemlerle kesişen konuları konuşmak için bugün
NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer Ankara’ya geliyor. Bütün bu trafik yaşanan sürtünmelere rağmen
hepsinin ortak çıkarının bugün bölgede yeni bir savaş kapısı açmakta kesiştiği açıktır.
Savaş kararlarını yırtalım
İçeride ve dışarıda sonuçlarıyla birlikte işçi ve emekçilerin yaşamlarını alt üst edecek olan bu savaş kararlarının yaşam bulmasına seyirci kalınamaz. Sıcak yaz aylarının tam bir cehenneme dönüştürülmesine izin vermeyelim. Onlar savaş kararları çıkarmak için nasıl birleşik hareket ediyorlarsa, bizler de buna karşı her türlü iç bölünme ve yapay saflaşmayı aşarak birleşik tavır almayı geliştirmeliyiz.
İşçilerin birliği, halkların kardeşliği bayrağı altında, her türlü emek ve halk düşmanı politikaya karşı duralım.
Sınır dışı operasyona hayır!
Yaşasın halkların mücadele kardeşliği!
Kahrolsun kapitalist barbarlık, yaşasın sosyalizm!