Maliye Bakanı bütçenin fazla verdiğini açıkladı. Peki ya işsizlik, aşırı çalışma ne...
Seçim zorunlu hale geldiği andan itibaren artık ezberlenen yalan halkaları yine birbirine eklenip işçi sınıfımızı ve tüm yoksul/topraksız köylüleri kapitalizme bağlayan zincire ekleniyor.
"İlaç için" olsun tek bir vaat ortaya koymayan patron kuklası partiler sallıyorlar. "Nasıl olsa örgütsüz, bilinçsiz, çözümsüz ve çaresizler, ne versek yiyecek-yutacaklar" diyerek başladılar sallamaya.
Bugün bir basın toplantısı düzenleyen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Mayıs ayı bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.
Maliye Bakanı'nın açıkladığı rakamlara göre, Mayıs'ta bütçe gelirleri 19 milyar 725 milyon YTL olurken, bütçe giderleri 17 milyar 680 milyon YTL olarak hesaplandı.
Sonuçta, bütçenin Mayıs ayı performansı 2,04 milyar YTL fazla verirken, faiz dışı fazla olarak da 6,64 milyar YTL'ye ulaştı.
Ocak-Mayıs döneminde ise bütçe açığının 3 milyar 344 milyon YTL olduğunu, beş aylık faiz dışı fazlanın ise 20 milyar 321 milyon YTL olarak gerçekleştiğini bildiren Unakıtan, kapitalistlerle güven tazelemek için attıkları taklalara bu rakamlarla devam ederken, işçi sınıfının durumuna, topraksız-yoksul emekçi köylülerin yıkımına ilişkin bir tek kelime etmedi.
Örneğin "Asalakları (kapitalistleri) Kalkındırma Partisi"nin Hükümet ettiği son üç yılda verimlilik yani işçinin bir saatte yaptığı üretim katlanarak artarken, reel ücretlerin düşmeye devam etmesinden tek kelime olsun bahsetmedi.
Soyut ama duyana iyi gelen lafları bırakıp rakamlara bakalım, kapitalistlerin Unakıtan'ın söz konusu işçi sınıfı olduğunda ipe unsermekteki cevvaliyetini görebiliriz.
Reel ücretlerde 2004 yılında nispi bir toparlanma gözlense de bu sonuç 2002 yılı düzeyini ancak yakalayabiliyor.
Buna karşılık verimlilikte 1990'ların otalama olarak yıllık yüzde 2'lik artışları, son üç yılda üç katına çıkartılarak yüzde 6 oranına erişti. Aynı dönemde işçi sınıfının ücretlerinde bir değişiklik olmamasına rağmen her gün daha fazla çalışıp, daha çok mal üretti.
Büyüme dedikleri de, neden ve nasıl büyüdüklerinin cevabı da bu rakamlarda, oranlarda tüm açıklığıyla kendini ortaya koyuyor.
1997 yılı baz olarak alındığında, 2001 yılı başında 110 olan verimlilik katsayısı 2004 yılında 150'ye yükselirken reel ücretler ise, 2000 yılı sonunda 107 olan katsayı, 2003 yılının ikinci çeyreğinde 85'e düşmüş. Bu tarihten itibaren kısmi bir toparlanma gerçekleşmişse bile, 2004 yılını ancak 93 olarak seviyesinde tamamlanmış.
Rakamların günlük dildeki karşılığı bile yalandan başka bir şey değil. Buna göre, reel, yani enflasyonun eritici etkisinden arındırılmış ücretlerimiz 2004'te bir önceki yıla göre yüzde 8 artmış. Alım gücümüz yükselmiş... miş...
Hele bir seçim sallamaları hızlansın, daha neler sallayacaklar, yiyelim diye...
Ama sigortasız, sendikasız, kayıtdışı çalıştırılmamız konusunda hiçbir şey söylemeyecekler. Tıpkı bugüne kadar söylemedikleri gibi.
Aşırı kavramının bile anlatmakta yetersiz kaldığı ve kendi yasalarına göre dahi suç olan aşırı çalıştırmadan, bitmek bilmeyen çalışma saatlerinden hiçbiri bahsetmeyecek.
Ne çocuklarımızın ne de düpedüz köleler olarak kullanılan neredeyse tüm uluslardan kaçak/göçmen işçiler olan sınıf kardeşlerimizin sefaletinden ve bizim çalışma-yaşam koşullarımızı dibe bastırmak için kullanılmalarından sözedilmeyecek.
Mesela en iyimser rakamlarla dahi toplamda 6.9 milyon olarak itiraf edilen kayıtdışı/sigortasız olarak çalıştırılan sınıf kardeşlerimiz hakkında ağızlarını açmayacaklar.
En fazlası istihdam üzerindeki vergilerden söz açıp, kapitalistlerden alınan vergileri biraz daha azaltacak, meblağını biraz daha düşürecekler. Zenginlerin zenginliklerinin ve daha fazla zenginleşmelerinin önünü açacak şekilde vergi yükünü dolaylı vergileri bindirip işçi sınıfının sırtına daha da bindirecekler.
Hiçbir şeyin değişmeyeceğini, meydanlarda vaat sallamaya tenezzül etmeyenlerin, TÜSİAD'lı asalakların kapısında hazır kıta olmaları gösteriyor.
Tabi bir de kardeş halkların kanını en iyi kimin döküp, düşmanlıkların sefer arabalarına emekçileri kimin daha iyi bağlayacağında birbirlerine giriyorlar.