Çarşamba, 13 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)
Hürriyet gazetesinin internet sitesinin manşet haberi "En büyük harekat kapıda" başlığını taşıyor.
Gazetenin yazarlarından Fatih Çekirge'nin "iki önemli yetkili" kaynağını gösterek yazdığı yazıda, Kürt illerinde valilerin yetkilerinin arttırıldığı ve sokağa çıkma yasağının ilan edilebileceği bildiriliyor:
Bölge valileri yoğun insiyatif kullanma ve en geniş yetkilerle reaksiyon verme noktasına geldiler… (Bazı olaylar nedeniyle valiler kısmi sokağa çıkma yasağı ilan edebilirler.)
Çekirge ayrıca "
çok büyük bir kara harekatı" olarak nitelendirdiği sınır ötesi operasyonun kısa bir dönem içinde başlayacağını da aktardı.
Bu operasyonun hedefi olarak uzun dönemdir
"tampon bölge" dillendiriliyordu. Yazıda bu da geçiyor:
Bu kapsamda önümüzdeki kısa bir dönemde önceden hava fotoğrafları çekilmiş bölgeleri kapsayacak şekilde çok büyük bir kara harekatı başlayacak.
Sınırımızdan Kuzey Irak’a doğru 15-20 kilometre derinliğinde her türlü geçişe karşı 'yoğun hassasiyetli' bir tampon şerit oluşturuluyor. (Bu tampon bölge fiilen vardı ancak çok daha yoğun bir hale getirilecek)
Fakat,
"Halkın Irak’a doğru geniş kapsamlı bir harekat yapılarak terörün ancak bu şekilde önleneceği yolundaki beklentisinin azaltılması" da zirve kararları arasından sayılıyor.
Bununla birlikte diğer bir karar ise, "
Bölgede, dağlarda devriye gezen özel kuvvetler personelinin artırılması". Bu iki karar ve tampon bölgenin sınırın 20 km ötesiyle sınırlandırılacak olması operasyonun büyük kapsamda sınır içinde sürdürüleceğine işaret ediyor.

BÖLGEYE ÖZEL TİM TAKVİYESİ
Operasyonun büyük oranda sınır içinde olacak olması, valilere verilen olağanüstü yetkiler ve dillendirilen sokağa çıkma yasağı emekçi Kürt halkına karşı girişilecek kapsamlı bir savaş ve kıyımı bildiriyor. Bunlarla birlikte Kürt illerine özel timler de gönderilmeye başlandı.
Dün ayrıca, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü arasında da bir toplantı oldu. Toplantıda, Kürt illerindeki görevini tamamlayarak batı illerine tayini çıkan Özel Harekat polislerinin geçici görevle tekrar bu illere takviye olarak gönderilmesi kararlaştırıldı.
İlk elde 123 Özel Harekatçı başta
Şırnak, Hakkari ve
Siirt olmak üzere bölgeye gönderiliyor.
CENAZELERDE ŞOVEN GÖSTERİLER
Tırmandırılan kirli savaşta ölen askerlerin cenazeleri, şoven gösteriler olarak organize ediliyor. En son Devlet Bahçeli'nin doğum yeri olan
Osmaniye'de düzenlenen asker cenazesi, güzergah değiştirilerek kentin zaptedildiği bir gösteri haline geldi.
Tekbir ve ulumalarla kitleleri galeyana getiren faşistler, Kürt halkını hedef alan sloganlar atmanın yanı sıra, AKP'yle Kürtleri özdeşleştirerek
"seçim ajitasyonu" da yaptılar.
Haziran ayında, İspanya'da
ETA'ya karşı düzenlenen
"sessiz yürüyüşler"e benzetilerek, şiddet içermeyeceği,
"masum ve duyarlı vatandaş tepkisi" biçiminde yapılacağı açıklanan
"terör karşıtı mitingler" hazırlanıyor.
Bu mitingler, Kürt halkına karşı tırmandırılan kirli savaşın, kitlelerin de toplumsal altlık yapılarak genişletilmesi ve gerici bir iç savaş psikozunun yaygınlaştırılması amacını taşıyor.
BİRBİRLERİYLE DALAŞMAYI İHMAL ETMEDİLER!
Zirvede Kürt halkına karşı savaşı tırmandırmada görüş birliğine varan
AKP ve
Genelkurmay, zirve öncesinde birbirini tırmıklamayı ihmal etmedi.
Asker cenazelerinin AKP'li bakanların ve Erdoğan'ın protesto edilmesine ve sınır ötesi operasyon için Genelkurmay'ın emekli askerleri Irak savaşında olduğu gibi televizyonlara salmasına karşı Erdoğan, Genelkurmay için
"Kuzey Irak’ta 500 tane terörist var, Türkiye’de dağlarda 5 bin terörist var. Şimdi Türkiye’deki 5 bin teröristle ilgili mücadele bitti mi? Yani bu halledildi mi Kuzey Irak’taki 500 kişiyle uğraşma safahatine gelinecek?" dedi.
İZİN VERMEYECEĞİZ!
'90'lı yıllar, Kürt halkına yönelik katliamlarla, yargısız infazlar, gözaltında kayıplar, köylerin boşaltılmasıyla, sınır ötesi operasyonlarla ve sınırsız bir zorbalıkla tarihe yazılıdır.
Kürt halkının onyılları bulan uzun bir suskunluğun ardından bu büyük ve fedakar başkaldırısı, zorla bastırılmaya çalışılmıştır.
Ama boşuna! Macun tüpten çıkmış, tarih hükmünü yürütmüş, Kürt halkının inkar edilen varlığı, rejim krizinin en temel sorunlarından biri olarak sahnede yerini almıştır.
Kürt ve Türk emekçilerinin birliği, azgınlaşan
şovenizmin kitleler içerisindeki etkisi, bedeli ne olursa olsun giderilerek sağlanacak; bunun için amansız bir savaşım verilecektir.
'90'lı yılların katliamlarını bugün linç saldırılarıyla takviye etmeye yönelik her türlü kirli tezgah, karşısında emekçileri bulmalı; o kanlı el, emekçiler tarafından kırılıp parçalanmalıdır! Bunu sağlayabilecek olan ise, ulusal liberalizm vb. değil, bizzat
proletaryanın devrimci çizgisi ve ulusal sorunda sosyalist demokratik çözüm perspektifinin her günkü çalışmada yaşam bulmasıdır!