Çarşamba, 13 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)
"Tam bir uyum içerisindeyiz!" Güvenlik zirvesinde, devletin tepesinden çıkan karar doğrultusunda ifade edilen bu cümle Kürt halkı başta olmak üzere işçi ve emekçilere saldırganlıkta sergileyecekleri performansın özetidir.
Sınıf düşmanlarımız, bunun "Tüm ilgili kurumların ortak katkısı ve işbirliğiyle sürdürüleceği"nin altını çizmeği de ihmal etmedi. Bu konuda halkın "birlik ve beraberlik içinde" olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Hangi kurumların ne düzeyde ilgili oldukları, hangi konuda nasıl bir birlik ve beraberlik sergileyeceklerini, geride bıraktığımız birkaç ayda, Genelkurmay direktifi ile hareket kazanan "sivil seferberlik" hezeyanında gördük.
Linç ve savaş muhtırasına dair hükümet kanadından çıkan vızıltılı seslerinin de toplantıda "verilen brifingler" üzerinden bastırıldığı açığa çıkıyor. Tam bir uyum içerisinde, askeri ve sivil seferberlik üzerinden saldırganlıkta öncelikle çubuğun "içe" büküleceği kapalı kapılar ardından dışarı yansıtılan oldu!
Yansıtılmayanlar hatta orada tartışma konusu bile olmayanlar ise "kontra saldırıları" biçiminde karşımıza çıkacağını kestirmek zor olmasa gerek. Bu konuda yaşadığımız musibetlerden çıkardığımız dersler, nasihatleri nasıl dinlememiz gerektiğini bize öğretti.
GELSİN TERÖR...
Devlet terörünün azıya alındığının ilk yansıması Şırnak, Hakkari ve Siirt başta olmak üzere Kürdistan’a Özel Harekat Timlerinin kaydırılması oldu. Devletin tepesinde zirvenin ardından İçişleri Bakanlığı’nda yapılan toplantıda ilk elde 123 Özel Harekatçının bölgeye kaydırılması ve kısa zamanda bu sayının 1000’e çıkartılması belirlendi. Açıklanan bu resmi rakamların ötesinde bölgeye daha geniş bir Özel Cinayet Şebekesi kaydırılacaktır.
Bu Özel Katillerin Kürdistan’da neler yapacağı, hangi işlerle uğraşacağı ise secelelerinde mevcut. Cinayetler, köy boşaltma ve işkenceler, bölge halkına dönük her türlü aşağılık saldırı biçimleri yeniden ve daha azgın biçimde gündeme gelecek. Bu özel cinayet şebekeleri üzerinden ordu ile birlikte polisinde Kürdistan’da daha etkin görev alması
"uyum"un bir parçası olarak işletiliyor.
Sadece Kürdistan ve orada yaşayan halka dönük değil, devlet terörü yaşamın her alanında emekçileri ve hak arayışına yönelen herkesi daha keskin biçimlerde vuracak. Bunun ön hazırlıklarını polisin artırılan yetkilerinde gördük. Tam bir uyum içerisinde gündeme gelen emekçilere karşı saldırı ve savaş seferberliği, her türlü devlet terörünün bundan sonra daha fazla gündeme geleceğinin işaretidir.
BÜTÇE ORDUNUN EMRİNDE
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın fazlası sırtımızdan sağlanan bütçe uygulama sonuçlarını açıkladığı toplantıda
"Askerin ödenek talebi var mı?" sorusunu;
"Ülke güvenliği için her şey durur. Ödenek talebini karşılamak için Maliye Bakanlığı gereken karşılığı veriyor" diye yanıtladı. Bu konuda ayrıntılı açıklama yapmak doğru olmazmış. Ama her zaman önceliği verirlermiş!
Bu kan emicilerin cebinin, midesinin ve silahlarının işçi ve emekçilerin sırtından dolduğunu biliyorduk zaten. Fakat halen bilmediğimiz bir şey var. Açıklanan resmi rakamların dışında açıklanması
"doğru olmayan" ne kadar gizli ödeneğin Ordunun
"faaliyetleri"ne akıtıldığı…
SINIF KİNİMİZİ KUŞANALIM
Faşist rejimin kan kokan bu saldırı seferberliğini boşa çıkarmak için başta sınıf olmanın bilinciyle kendi sınır çizgilerimizi çekmeliyiz. Hangi maske ile ortaya çıkarlarsa çıksınlar kendi sınıf çıkarları için sergiledikleri oyunlara alet olmayı reddetmeliyiz. Uğruna dövüşeceğimiz özlem, ihtiyaç ve taleplerimizi sistem içi hiçbir güce yamanmadan haykırmalıyız.
Sistemin iktidar ve güç kapışmasında
"laiklik elden gidiyor" diye orduya, mazlumun yanındayız diye AKP’ye yamananlar, bugün bakın söz konusu bir bütün olarak sınıf çıkarları olduğunda nasıl bir uyum içerisinde oluyorlar.
Linç, savaş ve emekçilere dönük sergileyecekleri her türlü saldırganlıkta onların uyumlarını kendi sınıf kinimizle parçalayalım! Hepimizden çıkacak olan ortak ses ücretli kölelik zincirlerini dövdüğünde bu kadar rahat at koşturamayacaklar!