Emekçi semtlerinde "refleks" karargahları

Ümraniye’de bir gecekonduda çıkan cephanelik, kontrgerilla örgütlerinin emekçi semtlerinde nasıl yuvalandıklarını gösterdi.

GÜNCEL
Perşembe, 14 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Bu Genelkurmay’ın linç ve savaş muhtırasıyla “Toplumsal refleks” çağrılarına kimlerin hangi düzeyde yanıt olabileceğini de gösteren bir karedir.

Bu kare sergilenebilecek provokasyon ve kitle katliamlarının boyutunu ortaya koyması yönüyle de düşündürücüdür.

Bu cephanelik Trabzon Jandarma İstihbarat Hattı'na yapılan bir ihbar üzerine açığa çıktı. Çatıya gizlenmiş bir sandığın içinden çıkan cephanelikte 18 tanesi MKE, 3 tanesi Alman yapımı ve 6 tanesi NATO menşeli olan 27 adet el bombası vardı.

Ayrıca cephane sandığında TNT kalıpları ve çok sayıda fünye de bulunuyordu. Soyadı açıklanmayan gecekondunun sahibi Mehmet D. Benzin istasyonu işletiyordu. Yine soyadı açıklanmayan Kuvvai Milliye Derneği Kurucular Kurulu Üyesi ve İstanbul İl Başkanı Emekli Astsubay Oktay Yıldırım’ı Mehmet D. ile tanıştıran Ali Y. vardı.

Oktay Yıldırım bu cephaneliği üstlenerek “bombaları Hasdal Askeri Kışlası'nın arkasındaki dere yatağında bulduğunu” iddia ediyordu.

Muzaffer TekinOktay Yıldırım, ucu Susurluk’a kadar uzanan Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılmasını yönlendiren, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in yakın dostu, yüzbaşı Muzeffer Tekin ile yakın arkadaş.

Danıştay saldırısı sürecinde evinden Türk Solu dergisi arşivi ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi çıkan Muzaffer Tekin’de pıtrak gibi biten derneklerden olan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’nin kurucularından.

Kürdistan’da kirli savaş içerisinde yer alırken ayaklarının donmasından kaynaklı emekliye ayrılan ve kendisini Güneydoğu Gazisi Emekli Astsubay olarak tanıtan Oktay Yıldırım’ın icraatlarına ışık tutacak www.sehitlerolmez.com sitesindeki yazılarından birkaç alıntı.

Bu bir mektuptur.

Kuş kanadına, suya, çöl kumlarına yazılmış mektupları okuyanlara veya bu mektupları yazanlara ithaf edilmiştir.

Vatan üzerine.
Bayrak üzerine.
Onur üzerine.
Namus üzerine.
Vicdan üzerine.
Akıl üzerine.
Adı fark etmeyen ve ithal edilmiş tüm meseleler üzerine.
Kelimeler ve kelimeleri çirkinleştiren kalemler üzerine.
Kalemleri tutan riyakâr ve kan kokulu eller üzerine.
Kalemlerini sapladıkları şehitlerin ve kadınlarının ve çocuklarının ve kardeşlerinin ve onların analarının yürekleri üzerine yazılmıştır.


Kavganın sebebini unutmadık, çünkü bu kavga hiç bitmedi. Kavganın sebebi vatandır çünkü bayraktır, onur ve namustur, vicdandır. Kimseye verilemeyecek olan, kimse ve hiçbir şey için vazgeçilemeyecek olan egemenlik hakkıdır.


Bu eski ve çok ağır bir mektuptur.

Türk bağımsızlığını koruyanların kanları ile yazılmıştır.

Ne suya salınan bir şişenin ve nede kuşkanadının taşımaya gücü yeter; karabaşlı kartal olsa nafile. Başlığı binlerce yıl önce atılmıştır ve Edirnekapıda’ki şehit mezarlarının taşları üzerine yazılmaya devam etmektedir. Emin olun binlerce yıl daha yazılmaya devam edecektir.


Bu bir mektuptur.

Vatan, Bayrak ve Onur üzerine yazılmıştır.

Vatansızlar, dilsizler, hainler, bölücüler ve toprak hırsızları gibi aczi ve acınmayı anlatmaz. Var olduğu yerde kendinden gayri herşeyi önemsizleştiren, vatan ve bayrak aşkını anlatır. Onurlu ve egemen ölebilmenin, onursuzca ve esir yaşamaktan daha önemli olduğunu anlatır. Asla diz çökmeyeceğimizi anlatır. Yüreği olan varsa gelsin de çöktürsün diye, Yüreği olan varsa okusun diye yazılmıştır.


Kangrenin tedavisi de bellidir, kangreni oluşturan kaynak ta bellidir. Eğer gereken tedavi neye mal olursa olsun bir an önce yapılmazsa hastalık tüm vücudu saracak ve bu millet için daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Hastalığı tedavi etmeye memur olanlar ellerini çabuk tutmazlarsa iş başa düşecek ve büyük Türk milleti tarihi boyunca gösterdiği vatanına sahip çıkma refleksini yeniden gösterecektir.

Bu refleks, Trabzon’da, Bilecik’te, Sakarya’da, Tarlabaşında kendini göstermeye hem de olabilecek en kontrolsüz ve duygusal biçimde kendini göstermeye başlamıştır. Bu hat tüm satıh’a yayılmadan, devlet yapması gerekeni yapmalı ve halkın teslim ettiği emanete sahip çıkmalıdır.


Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık olursunuz, "koçlar gibi satanları" görürsünüz.

Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk askerlerini görürsünüz.

Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor seslerini, helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.


Genelkurmay şakşakçıları, postal yalayıcılar halen nelere zemin hazırladığınızın farkında değil misiniz?

İşçi sınıfı devrimcileri olarak bizler bu tablo karşısında nasıl bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Bugüne kadar yaptıklarımızın ve halihazırda yapabildiklerimizin bu keskin süreci karşılamaya yetmeyeceğinin bilincinde olarak, sınıf kinimizle her günkü devrimci çalışmayı en üst noktaya çekerek… yetmez bu kontra örgütleri karşısında hazırlıkları güçlendiren bir konumda olmalıyız!

-Cinayet şebekesi kontra ağı açığa çıkartılsın!
-Kontra merkezi MGK dağıtılsın!