Mahmut Abbas emperyalizmin desteği ile darbe yaptı. Hamas mevzilerinden çekilmiyor
Filistin’de 3 gündür El Fetih ile Hamas arasında iktidar ve güç kapışmasının bir sonucu olarak kanlı çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalarda 80 kişinin öldüğü bildiriliyor.
Çatışmaların boyutlanması, Hamas’ın El Fetih denetimindeki birçok yeri kontrol altına almasının ardından Abbas, Gazze ve Batı Şeria’da Olağanüstü Hal kararı aldı.
Haniye görevden alınarak hükümet feshedildi. Geçiş dönemi için olağanüstü hal hükümeti kurulacağı ve seçime gidileceği açıklandı. Hamas ise bu kararı tanımadığını ve görevlerinin başında olduklarını açıkladı.
Ardından Hamas radyosu; Mahmud Abbas'ın Gazze kentindeki Filistin devlet başkanlığı binasının Hamas kuvvetleri tarafından ele geçirildiğini duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Abbas'ı arayarak ABD'nin arkasında olduklarını bildirdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, "Telefon görüşmesinin esasen Abbas ile bugünkü durum hakkında konuşmak, Abbas'a ve Orta Doğu'da barış konusunda dünya ülkeleri ve İsrail hükümeti ile çalışma taahhüdünde bulunan Filistinli ılımlılara yönelik ABD'nin desteğinin altını çizmek olduğunu" söylemiş. Tek başına bu bile çatışmanın arkasındaki aktörleri ele vermeye yetiyor.
Hamas'ın Siyasi Büro Başkan yardımcısı Musa Ebu Merzuk dün “Hamas, yönetimi tüm komplo ve oyunlara karşın bırakmayacaktır. Çünkü bu yönetim Filistin halkının kendi iradesiyle yaptığı bir tercihtir. Hamas hareketi buraya kan dökerek ve tankların eşliğinde gelmemiştir. Ne pahasına olursa olsun El-Fetih içindeki işbirlikçiler bir daha yönetime gelmeyeceklerdir…” açıklaması yapmıştı. Hamas bu hareketi El Fetih içerisinde kontrol edilmeyen güçlerin tasfiye edilmesi için yürüttüğünü söylüyor. Bu konuda da başarı sağladıklarını açıklıyorlar.
Kurulan Ulusal Birlik Hükümeti, Hamas’ın İsrail’i zımmen tanıması anlamına gelen «Mekke Anlaşması»na imza atmış olması da bu çirkin iktidar kapışmasını engelleyemedi.
Hamas’ın tepki ve direnişten yana oylarla seçimi kazanması Abbas liderliğindeki çürümüş El Fetih’in konumunu sarsmıştı. El Fetih’in konumunun sarsılması aynı zamanda işgalci İsrail siyonizminin etki alanının daralması anlamına geliyordu.
İşgalciler ve uluslararası emperyalist güçler Filistin halkını açlıkla terbiye etmeye soyundular. Uygulanan ambargolar, kesilen yardımlar halkın yoksulluk, açlık ve hastalıkla boğuşmasını getirdi.
Siyonist kuşatma ile kendi sokağında yürümek için bile militanca dövüşmek durumunda kalan intifada kuşağı, bunlara boyun eğmeyen herkesi bağrına bastı.
İsrail işgal, kuşatma ve saldırganlığın yanında işbirlikçileri üzerinden iç çatışmaları körükledi. Sadece siyonist ordu tarafından değil, El Fetih içerisine yuvalanmış kimi güçler tarafından da suikastler gerçekleştirilmeye başlandı.
Siyonist işgale karşı direngen Filistin halkı bugün iç savaş ipinde sallandırılmak isteniyor. Bu oyun tutmaz. Filistin halkı kendi öz yaşam deneyiminden hareketle, ikitdar kapışmasının çemberinde yaşanan bir çatışmaya alet olma yerine, işgale karşı direnişten yana tavır geliştirecektir!