Pazar, 17 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)
Gebze’de 16 Haziran Cumartesi düzenlenen etkinlik saat 17:00′de resim sergisinin açılışıyla başladı. Parkın girişine asılan işçi eyleminin fotoğrafları çevrede oldukça ilgi uyandırdı. Düzenleyenlerin izleyenlere bilgi de verdiği resim sergisi etkinlik süresince gelip geçen emekçilerin ilgi odağı oldu.
Saat 18:30 civarında Gebze Öncü İşçileri adına program açılış konuşmasını yapan işçi arkadaşımız 15-16 Haziran'ın anlam ve öneminden bahsetti.
Gebze öncü işçileri; "70′de 15-16 Haziran eylemlilikleri Gebze’de bu meydanda başlamış, işçiler iş bırakıp, İstanbul'daki sınıf kardeşlerine buradan selam yollamışlar. 37 yıl sonra bizler de tüm işçi sınıfına buradan sesleniyoruz; biz yeni işçi kuşağı yeni 15-16 Haziranlar yaratacağız" diye seslendi tüm işçi sınıfına.
Daha sonra sözü o günlerin canlı tanığı Ramazan Gecenoğlu aldı:
Dediler ki sendikanız kapatılacak, sosyal haklarınız tırpanlanacak, size bir şey bırakmayacaklar. Hemen koştuk, şalterleri indirdik ve direnişe geçtik, akşama kadar sokaklardaydık daha sonra sendikamız ‘direnişi burada bitiriyoruz şimdilik görüşmeler başladı, fabrikalarımıza dönüyoruz, ama oradan çıkmıyoruz sonuç gelene kadar oradayız’ dedi ve biz “kazandık” haberi gelene kadar iki gün boyunca şalterleri indirdik, bekledik.
Diye sözlerine başlayan Gecenoğlu espirilerle süslediği konuşmasıyla bizleri o günlere götürdü.
Ardından söz alan
Dostel işçisi
Emrah Kalay ise bugün işçi sınıfının yaşadıklarını, kendi yaşadığı işten atılış, direniş ve kazanımlarını anlatarak gösterdi dinleyenlere.
Konuşmalar devam ederken sergiyi gezenler ve etraftan gelip geçenler konuşmalara da kulak misafiri oldular. Bu arada kendilerine ısrarla
‘çalışanlar’ denmesini isteyen
“çocuk işçiler” dinleyen ve izleyen konumlarından çıkıp soran sorgulayan katılımcılar oldular ve bizlere
“gençlik gelecektir” sözünün doğruluğunu bir kez daha gösterdiler.
Program “
İşçi Onuru” skeciyle devam ederken çalışan çocuklarımızın bir kenarda harıl harıl bir şeyler yazdıklarını gözlemledik. Bugün işçi onurunun dört kuruş paraya indirgendiğinin, ama işçi sınıfının onurunun parayla satın alınmayacak bir şey olduğunun anlatıldığı skecin bitiminde sahneye yaklaşan çocuklar hemen oracıkta yazdıkları şiirlerini uzattılar.
Şiirlerini kendilerinin okuması istenince biraz çekinmekle birlikte bizleri kırmadılar. İşte şiirleri;
Özgürlüktü adımız
Yaşamdı sevincimiz
Gerçekti duygumuz
O mücadelemizin adıydı: Özgürlük
Bizler çalışkan insanlardık
Ve öyle de olacağız
Cengiz
Bir ışıktı özgürlüğümüz
Yanınca güller açar
sönünce çiçekler solar
Kalbimizdi, gönlümüzdü insanlık
Bizler köle değil insanız
Bizler canavar değil Allahın bir kuluyuz.
İster muavin, ister boyacı
her şeyden önce bizler bir insanız
İdris
Çocukların şiirlerini okumalarından sonra sırayı
Alınteri İşçi Korosu aldı. Şarkılarıyla ve halay parçalarıyla izleyenleri coşturan İşçi Korosu programını genel istek üzerine
“Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar” parçasıyla bitirdi.
Etkinlik öncü işçilerin yeni 15-16 Haziranları yaratma çağrısıyla sona erdi.