Savaşmayı özlemek

1984 Ölüm Orucu şehitleri Apo, Fatih, Hasan, Haydar bugün mezarları başında anıldılar...

GÜNCEL
Pazar, 17 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

İstanbul'daki faşist zindanlar 1984 yılının Nisan-Haziran ayları arasında soylu bir devrimci direnişe sahne oldu. TİKB ve Devrimci Sol davalarından yargılanan komünist ve devrimci tutsaklar, 12 Eylül faşizminin hayasız baskı ve işkenceleri karşısında siyasal kimliklerini ve onurlarını korumak için bedenlerini sürdüler namluya. Ölümün şahsında zulmün üzerine yürüdüler.

Bu eylem, Diyarbakır zindanlarındaki Kürt devrimci yurtseverlerinin 1982'deki Ölüm Orucu direnişleri ile birlikte 12 Eylül faşizmine karşı zindanlarda yürütülen mücadelenin doruk noktasını simgeler.

1984 Ölüm Orucu şehitleri, 14 Haziran ile 24 Haziran arasında birer birer düştüler toprağa.

İlk şehit Devrimci Sol savaşçısı Abdullah Meral oldu. Eyleminin 63. günü olan 14 Haziran 1984 günü verdi son nefesini. Onu 17 Haziran sabahı Haydar Başbağ izledi. Haydar'ın gidişinin üzerinden daha 2 saat bile geçmemişti ki, saat 07:40 sularında TİKB MK üyesi önder komünist Mehmet Fatih Öktülmüş çıktı ölümsüzlük ülkesine olan yolculuğuna. Ve son olarak, 24 Haziran günü Hasan Telci...

Aysel Zehir: 1984 Ölüm Orucu gazisi...

Gazetelerde resimlerinle dolarken sayfalar
Nedense söyleşilerde yalnızca
beyin hücrelerine yöneltiliyor sorular
sense ölüm rengine inat
tan maviliğince susuyorsun
yalnızca geçmişin
gelecekteki ölümsüz sesini yanıtlıyorsun
hani çok çok övmekten korktuğun
o bin renkli açelyanın inançlı sesini
yanıtlıyorsun
gülümsüyorsun
susuyorsun

Bağrındaki besteler
yüzündeki ezgiler
dile gelmez sözlerin
bilinmezki ne söyler
dilleri utandırır
gözündeki söz senin
içindeki öz senin
Karanlığı yaran gün ışıkları, bugün İstanbul Silivri Kapı Mezarlığı'nda Mehmet Fatih Öktülmüş ve Haydar Başbağ'ın mezarları başında anıldı.

İlk olarak Fatih'in mezarı başında toplanan kitle tüm devrim şehitleri için saygı duruşunda bulundu. Ardından onunla omuz omuza savaşmış bir yoldaşı söz alarak Fatih'i anlattı. Konuşmasında son günlerine değinerek, "Bilincini kaybettiğinde Stalingrad'ı sayıklıyordu. Bu onun savaşmaya ama sosyalist bir ülkede savaşmaya duyduğu özlemin en güzel ifadesidir" dedi.

Aynı zamanda Fatih'in ölüm tarihinin 15 -16 Haziran büyük işçi direnişine denk geldiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
Ne tesadüftür ki hem Fatih'in hem de bizlerin özlemlerimizi buluşturan bir tarihtir. Bu açıdan ben onu hep 15-16 Haziran'la bütünleştiriyorum. Kendisinin de katıldığı, güç kattığı bu direniş bizim bundan sonraki mücadelemizin de ışığı olmaktadır. Onun adım adım ölüme ilerlemesi gibi biz de mücadelemizi adım adım ilerletiyoruz. Konuşmamı, Fatih yoldaşın son mektubundaki sözleriyle bitirmek istiyorum: Biz kazanacağız!
Daha sonra genç kuşak bir yoldaşı söz alarak Fatih'in direniş gelenekleri yaratan, düşmana kök söktüren özelliklerinin temelinde işçi sınıfına olan inancının, devrim ve sosyalizme olan sarsılmaz bağlılığının bulunduğunu belirtti. Ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bugün bize düşen görev, sorumluluklar artmıştır, bu bilinçle Fatih yoldaşı anmak gerekiyor. En ağır koşullarda dahi militan sosyalizm bilinciyle işçi sınıfına duyulan güvenle yürüyebilmeliyiz.
Konuşmaların ardından saz ve gitar eşliğinde kavga marşları söylendi, şiirler okundu ve Haydar Başbağ'ın mezarı başına geçildi.

Apo, Fatih, Hasan, HaydarMezar temizlenip, çiçekler bırakıldıktan sonra saygı duruşuna geçildi. Ve Haydar'ın devrimci kişiliği anlatıldı.

Daha sonra ise kitle tarafından aynı mezarlıkta bulunan TİKB kurucu önderlerinden Osman Yaşar Yoldaşcan'ın ve Ataman İnce'nin mezarları ziyaret edilerek kısa anmalar yapıldı.

Apo, Haydar, Fatih ve Hasan karanlığı yarıp geçen gün ışıklarıdır. Ezilen insanlığın bilincini, iradesini, onurunu ve gelecek güzel günlere olan umudunu bazı zamanlar bir avuç insan temsil eder. 84 Ölüm Orucu şehitleri, ölümsüzleşen yaşamlarıyla bunun sembolleridir.