1984 Ölüm Orucu şehitleri Apo, Fatih, Hasan, Haydar bugün mezarları başında anıldılar...
İstanbul'daki faşist zindanlar 1984 yılının Nisan-Haziran ayları arasında soylu bir devrimci direnişe sahne oldu. TİKB ve Devrimci Sol davalarından yargılanan komünist ve devrimci tutsaklar, 12 Eylül faşizminin hayasız baskı ve işkenceleri karşısında siyasal kimliklerini ve onurlarını korumak için bedenlerini sürdüler namluya. Ölümün şahsında zulmün üzerine yürüdüler.
Bu eylem, Diyarbakır zindanlarındaki Kürt devrimci yurtseverlerinin 1982'deki Ölüm Orucu direnişleri ile birlikte 12 Eylül faşizmine karşı zindanlarda yürütülen mücadelenin doruk noktasını simgeler.
1984 Ölüm Orucu şehitleri, 14 Haziran ile 24 Haziran arasında birer birer düştüler toprağa.
İlk şehit Devrimci Sol savaşçısı Abdullah Meral oldu. Eyleminin 63. günü olan 14 Haziran 1984 günü verdi son nefesini. Onu 17 Haziran sabahı Haydar Başbağ izledi. Haydar'ın gidişinin üzerinden daha 2 saat bile geçmemişti ki, saat 07:40 sularında TİKB MK üyesi önder komünist Mehmet Fatih Öktülmüş çıktı ölümsüzlük ülkesine olan yolculuğuna. Ve son olarak, 24 Haziran günü Hasan Telci...
Ne tesadüftür ki hem Fatih'in hem de bizlerin özlemlerimizi buluşturan bir tarihtir. Bu açıdan ben onu hep 15-16 Haziran'la bütünleştiriyorum. Kendisinin de katıldığı, güç kattığı bu direniş bizim bundan sonraki mücadelemizin de ışığı olmaktadır. Onun adım adım ölüme ilerlemesi gibi biz de mücadelemizi adım adım ilerletiyoruz. Konuşmamı, Fatih yoldaşın son mektubundaki sözleriyle bitirmek istiyorum: Biz kazanacağız!Daha sonra genç kuşak bir yoldaşı söz alarak Fatih'in direniş gelenekleri yaratan, düşmana kök söktüren özelliklerinin temelinde işçi sınıfına olan inancının, devrim ve sosyalizme olan sarsılmaz bağlılığının bulunduğunu belirtti. Ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bugün bize düşen görev, sorumluluklar artmıştır, bu bilinçle Fatih yoldaşı anmak gerekiyor. En ağır koşullarda dahi militan sosyalizm bilinciyle işçi sınıfına duyulan güvenle yürüyebilmeliyiz.Konuşmaların ardından saz ve gitar eşliğinde kavga marşları söylendi, şiirler okundu ve Haydar Başbağ'ın mezarı başına geçildi.
Mezar temizlenip, çiçekler bırakıldıktan sonra saygı duruşuna geçildi. Ve Haydar'ın devrimci kişiliği anlatıldı.