14 Haziran günü Batman’da intihar eden Nuran Uca öğretmene...
Üreti-Yorum - Avaşin Yorulmaz
Hayata derin bakan gözler vardır.
Yüzünde, gözlerinde, saçlarının her kıvrımında, dudaklarının bittiği çizgide hüzün olan kadınlar vardır.
Sadece onlar için yağmurun yağdığını sandığınız, onların geçtiği yerde ağaçların sevgi ile eğildiği kadınlar ve erkekler vardır. Çünkü hayattaki her şeye anlam yükleyen onlardır.
Salkım söğüde benzeyen kadınlar ve erkekler vardır. Çünkü onlar hüznü ve sevgiyi gözlerinde ve dudak oylumlarında saklayanlardır. Çünkü onlar aşkları bile hüzünle yaşayanlardır. Çünkü onlar umutlarına da yas katanlardır. Çünkü onlar, yaşamayı bilip de yaşayamayanlardır. Çünkü onlar salkım söğüt ağacı gibi güneşin doğuşunda ve yıldızların belirdiği zamanlarda toprağa ağlayanlardır.
Hayat dolu, aşk dolu, her bir bakışı binlerce şiire bedel kadınlar ve erkekler vardır. Ama hayat, ama toplum, ama sistem gözlerindeki anlamı, şiiri, tutkuyu tek anlama, ölüme eviriyor.
Bunun için hayattaki her şey anlam kaybına uğradığında anlamı ya da yeni bir anlamsızlığı ölümde bulan kadınlar vardır.
Şiirsel ölümlerde kanayan mor çiçekler vardır.
Mor, yaşamın ve ölümün, hüznün ve coşkunun, yaşanmamışlıkların, kıyıda kalan düşlerin, anlamsızlıklar nehrinde boğulan anlamların, yaşamı seven ama yaşamaya gücü kalmayanların, ütopyaları materyalist gerçeklerde kurban edilenlerin rengidir. Çünkü mor; yaşam, aşk, tutku ve doğurganlığın rengi kırmızı ile hüznün, yaşanmamışlıkların, derin acıların rengi olan mavinin birleşiminden oluşur.
Her intiharda kırmızıya dönen papatyalar vardır.
Ancak bir resim fırçası, bir şairin imgesiyle papatyalar kırmızı olur; bir de bir kadın bir ressam intihar ettiğinde.
25 yaşında, resim öğretmeni olan Nuran Uca, intihar ettiğinde papatyalar kırmızı olur; mor çiçekler kanar.
Nuran, Frida Kahlo’nun son tablosu ‘Yaşasın yaşam’ı görmüş müydü?
Acılar içinde kıvranırken bile hayat dolu kırmızı karpuzları yapan Frida Kahlo’nun direncini öğrenmiş miydi?
Nuran, hayata sanatla bakmaya uğraşan bir kadındı: gazetelerde haber olan ölümü tıpkı saçma gerçekler gibi soğuktu:
Milli Eğitim Müdürlüğü’nde ücretli resim öğretmeni olarak bir yıl süreyle görev yapan Nuran Uca (25) adındaki genç öğretmen girdiği bunalımdan çıkamayarak, kendini evinin banyosunu kapatıp, TV antenini boğazına geçirmek suretiyle yaşamına son verdi. Dün saat 13.30 sularında ilimiz Diyarbakır Caddesi Devlet Hastanesi’nin karşısında bulunan bir apartmanın ikinci katında ikamet eden, 19 Mayıs İlköğretim Okulu ücretli resim öğretmenlerinden Nuran Uca geçirdiği bunalım sonrası “Banyo yapacağım” bahanesi ile girdiği banyoda havalandırma boşluğunda bulunan elektrik kablosunu çıkarıp, Kalorifer peteğinin vanasına bağladıktan sonra boynuna dolayıp, intihar etti. Nuran öğretmen uzun süre banyodan çıkmayınca, yakınlarının şüphesi üzerine banyo kapısı kırılmak suretiyle açıldı. Banyoya giren Uca ailesi kızları Nuran öğretmenin cesedi ile karşılaşınca şok geçirdi.Ne kadar gerçek ve ne kadar gerçeklikten uzak bir haber… Nuran’ın içindeki yaşamı, içindeki renkleri, anlamı, anlamsızlıkları hiçbir zaman yansıtılmayacak. Her insan dünyadan daha büyük bir dünyadır; ama ölümler dışında hemen hemen her şeyin yapay ve sahte olduğu bir toplumda bir çakıldan daha değersizdir insan.