Partilerin üstü, Demokrasinin altı

Partilerin hepsi bir. Daha doğrusu yapıp edecekleri bir. İşte 'partiler üstü' programlar

GÜNCEL
Salı, 19 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Önce TÜSİAD, seçim ve sonrasına dönük programının "partiler ve kimlikler üstü" olduğunu deklare etti.

Ardından "Terörle Mücadele" Üst Kurulu, "Terörle mücadele konusunun tüm çıkarların ve her türlü siyasal mülahazaların üstünde olduğundan kimsenin kuşkusu olmaması gerektiğini" beyan etti.

En sonu ABD, "Amerikan karşıtlığını seçim propagandasında kullananlar Washington'da hoş karşılanmaz" buyurdu ki, bu da "ABD işbirlikçiliği ve politikaları partiler ve her türlü siyasal mühalazaların üstündedir" anlamına geliyor!

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ PARLAMENTOLU BURJUVAZİNİNDİR


Burjuvazinin göstermelik ve biçimsel "genel oy - parlamentarizm" mekanizmasına, onun gerektirdiği "popülist esnekliğe", onun olası "yan" sonuçlarına dahi güveni ve tahammülü kalmamıştır. Burjuva medya ideologlarının onca "seçim = demokrasi" demagojisinin arasında yüzünü karartan, utana sıkıla itiraf etmek zorunda kaldıkları şu inatçı gerçek değil mi zaten: Düzen partilerinin programları arasında hiçbir fark kalmadı!

Üstünü örtmeye çalıştıkları ise, bu biricik ve tüm düzen partileri için "tavsiye niteliğinde zorunlu" programın, her zamankinden sıkıya alınmış, bir tekelci burjuva programı olduğudur. Eh çağımızda "ayıp -parlamenter- yorgan altında" diye bir şey mi kaldı? Tekelci burjuva programının "partiler üstü" olduğunu, demek ki, tüm o parlamenter seçmecenin tekelci burjuva programının dolaysız organı ve yürütücüsü olduğunu, adamlar bağıra çağıra ilan ediyor zaten. Hep öyleydi, ama hiç bu kadar aleni olmamıştı!

Burjuvazi, programını dere tepe dümdüz uygulamakta bir ayakbağı ve "istikrarsızlık unsuru" olarak gördüğü şu "genel oy" ve "parlamento"nun son kalıntılarını da bordrasından atacak atmasına ama, ne onunla ne onsuz yapabiliyor. Çareyi de bunların tampon işlevini budamakta, geriye kalanı da, her zamankinden daha sıkı, dolaysız ve katıksız biçimde güdümlemekte buluyor. "Sınıflar üstü parlamenter siyaset" demagojisi kalmadı, hülasa "her tür parlamenter siyaset üstü" sınıf verelim!?

EKONOMİK TERÖR PROGRAMI


İstediğiniz renkte arabayı seçebilirsiniz, siyah olmak şartıyla! Hangi düzen partisini seçerseniz seçin, burjuvaziyi ve temel çerçevesini onun başlıca güç odaklarının sıkı sıkıya belirlediği, tekelci burjuva programını "onaylamış" olacaksınız:

TÜSİAD programı, birçok yönüyle IMF'nin son "gözden geçirme" talimatlarıyla çakışıyor. "Güçlü Demokrasi, Güçlü Sosyal Yapı, Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan program, en başa, "AB'ye üyelik idealinin toplumsal alanda yeniden ve güçlü biçimde benimsetilmesi zorunluluğu"nu yazıyor.

Ardından "2007-2013 döneminde kesintisiz yüzde 7 oranında büyüme şartı" geliyor. Nasıl mı? "Kurumsal altyapı iyileştirmeleri, eğitim ve teknoloji reformları ve rekabet koşullarının geliştirilmesi yoluyla elde edilecek verimlilik artışlarışları"yla, "tarım, ulaşım, turizm alanında da verimlilik/katma değer artışına yönelik reformlarla", "enerji stratejisinin yenilenmesi"yle ve tabii ki "özelleştirmelerin" son vitese takılmasıyla...

Bunların tamamı, göreli ve mutlak artıdeğer sömürüsünü keskinleştirmeye, sermaye maliyetlerini azaltmaya, işsizliği körüklemeye ve tekelci sermaye merkezileşmesi ve yoğunlaşmasını hızlandırmaya yönelik yapısal düzenlemeler olduğu açıktır.

Daha sonra "kamu maliyesinin iyileştirilmesi, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve vergi reformları" geliyor. İşçi sınıfının diline çevrildiğinde, halen nasılsa sağlık, eğitim, emeklilik gibi kamu hizmet ve harcamalarına giden kırıntıların hortumlanması, büyük sermayenin vergi ve primlerinin indirilerek kitlelere bindirilmesi...

"Türkiye'nin makroekonomik performansındaki iyileşmeyi durma noktasına getiren enflasyon, reel faiz, bütçe açığındaki büyümenin düzeltilmesi..." Nasıl ve kimin sırtından: Sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesi ve tasfiyesinde "Anayasa Mahkemesi'ne takılan esasa ilişkin yanların geri adım atılmadan TBMM'de yeniden ele alınması..." Bu konuda üç aşamalı bir plan konuluyor.

İlk aşamada emekli maaşlarının "asgariye çekilmesi", ikinci aşamada özel emeklilik kurumlarına bireysel ödemenin "zorunlu" hale getirilmesi, üçüncü aşamada ise sağlık sorunu kökten çözülmüş olacağı için (!) bu işin "gönüllülüğe" bırakılması...

Devamla, özürlü ve eski hükümlülülerin çalıştırılma zorunluluğunun kaldırılması... Part-time ve diğer esnek çalışma yöntemlerinin yaygınlaştırılmasına dönük yasal düzenlemelerin yapılması (mevcut biçerdöver çalışma yasası da artık TÜSİAD'ı kesmiyor!)... Özel köle tüccarlığı (TÜSİAD, "özel istihdam büroları" der) bürolarının, taşeronluk sisteminin teşvik edilmesi... Kıdem tazminatının ya da artık ondan ne geriye kaldıysa, radikal biçimde azaltılması... Kamu bankalarının, elektrik dağıtımının ve Galataport, Tekel, PETKİM, THY gibi tıkanan veya ağır giden özelleştirmelerin bir an önce tamamlanması... Enerji, ulaşım, telekominikasyon sektörlerinde "liberalizasyon" süreçlerinin hızlandırılması...

TÜSİAD, "işsizlik sigortası"nın yanı sıra "zorunlu özel emeklilik sigortası"nın yaygınlaştırılmasını istiyorsa nedeni var: Büyük sermayeye "Fon yaratıcı ve risk dağıtıcı ürünlerin işlem gördüğü piyasaların oluşturulması..." Yani işçi ve emekçilerin yararlanma olanaklarının alabildiğine kısıtlandığı biçimde, sermaye için "zorunlu tasarrufa" mahkum edilmesi.

Şu cümleye özel dikkat:
Buldozer tipi bir operasyonla yatırım ve üretim önündeki tüm idari ve teknik engellerin temizlenmesi...
Yoruma gerek var mı? Sermayenin sefalet birikimi ve sosyal yıkım temelindeki hızlandırılmış kan emiciliğinin önündeki her türlü yasal, anayasal, bürokratik, toplumsal, ahlaki, doğal (çevre yasaları vb.) yakılıp yıkılması...

BURJUVAZİNİN DİLİNDE DEMOKRASİ


Bunlar "Güçlü sosyal yapı ve güçlü ekonomi" bölümü oluyor. Bir de "güçlü demokrasi" bölümü var ki, "Cumhurbaşkanlığının yetkilerinin azaltılması ve seçim ve partiler yasasının yeniden düzenlenmesi"nden ibaret. O da "küresel ekonominin kurallarına uymak" için lazım! Zaten TÜSİAD'ın 128 sayfalık "bu demokratik seçimdir, yersen!" programının tüm özü, özeti şu "küresel ekonominin kuralları, rekabet gücünün artırılması" vb.den ibaret.

İşçi sınıfının diline çevrildiğinde, emperyalist ve tekelci kapitalist neoliberalizmin "buldozer tarzı" bir yürütme ve uygulamayla şahlandırılması, sonuna kadar götürülmesi!

SİYASAL TERÖR PROGRAMI


Eh, IMF-TÜSİAD'ın "yeni" Meclis ve Hükümetin önüne koyduğu ekonomik terör programı böyle olunca, Genelkurmay'ın "her türlü siyasal mülahazanın üstünde"ki siyasal terör programının nasıl bir şey olabileceği kendiliğinden ortaya çıkar.

"Terörle Mücadele" denilen, emekçileri ve Kürt halkını ezme, demokrasi ve özgürlüğün lafını bile yasaklama Üst Kurulu'nun "seçim programı"ndan basına yansıyan bazı maddeler de şunlar:

- Gözaltı süresinin uzatılması.
- Her operasyon için validen izin alınması uygulamasının kaldırılması
- Birden çok ili ilgilendiren operasyonlar için koordinasyonu sağlayacak bir birim oluşturulması
- Yollarda üst ve araç aramalarında karşılaşılan hukuki sorunların polisin ardından asker için de giderilmesi
- "Terör" ile ilişkili olduğu bilinen siyasi parti, yerel yönetimler, sendika, vakıf ve dernekler hakkında gerekli işlemlerin zaman geçirilmeden yapılması
- Örgüt propagandası yapan yayın organlarının girişinin, yayınının durdurulması
- OHAL Yasası’nda olan bazı yetkilerin uygulanmasına izin verilmesi
- Güvenlik güçlerini de yasalar karşısında koruyan düzenlemeler yapılması
- Bazı yörelerde erzak ve malzemelerin PKK’ya gidişinin engellenmesi için belirli kısıtlamalar getirilmesi
- Terörle mücadele edilirken, ilgili diğer kuruluşların da terörizmle mücadele etmesi
- Polis özel harekat timlerinin yeniden canlandırılması
- Sınırların fiziki güvenliği için planlama yapılması

Bunların da bir kısmı yeni polis yasası ile uygulamaya geçmiş, geri kalanlar da "yeni" Meclis ve Hükümetin önüne konmuş durumda.

Bunlar "seçeceklerinizin" yalnızca bir kısmı. Eğer halen "oyumuz boşa gitmesin" diyorsanız, merak etmeyin, burjuvazide "boş" yok! Hepsi garantili!