OYAK Türk'tü, Türk kalamadı!..

Çanakkale geçildi! 2. kurtuluş savaşının mali sermaye siperleri darmadağın! "Yurdun tüm tersaneleri işgal altında", tüm bankaları emperyalistlerin elinde...

GÜNCEL
Çarşamba, 20 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Kendilerine "ulusalcı güçler" diyen şoven-faşist milliyetçi cephe, sırtını dayadığı Genelkurmay'ı tarafından bir kez daha sırtından bıçaklandı! "Ne ABD ne AB, Bağımsız Türkiye" demagojik sloganını atan, TSK'yı "emperyalizme karşı bağımsız ulus devlet"in biricik teminatı ve önderi olarak gören şoven milliyetçiler, bizzat şu "milli ordu"ları tarafından bir kez daha fena halde satışa getirildi! Ordu holdingi OYAK'ın bankası, bir Avrupa bankasına satıldı!

İşin şakası bir yana, Oyakbank'ın Avrupa'nın en büyük mali sermaye gruplarından ING'ye satılması, şoven faşizmin tüm o "antiemperyalizm", "2. Kurtuluş Savaşı", "ordunun ABD ve AB'ye karşı ulusal bağımsızlıkçı tavır koyduğu" türünden demagojilerini kanlar içinde yere sermeye yetiyor.

"Vatan, millet, bayrak, ulus devlet elden gidiyor" diye ortalığı velveleye verenlerin emperyalizm ve mali sermayesine derinleşen bağımlılık gibi bir dertlerinin olmadığı, asıl dertlerinin işbirlikçi faşist rejimlerini "ulusalcılık" ambalajına sararak restore etmek olduğu bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Ah, halbuki, tıpkı Büyükanıt'ın bir Bonabart karikatürü olması gibi, OYAK da "yabancıya gitmeyen ulusalcı ordu sermayesi" olarak nasıl da bir "milli burjuvazi yaratılması"nı vaat ediyordu.

Gerçi OYAK'ın başta Fransa olmak üzere sayısız emperyalist tekelle sayısız işbirlikçi ortaklığı, borç, kredi bağımlılığı, silah alım ve ihale, kara para dolabı vardı ama o kadar kusur, çağımızda en "Atatürkçü sermaye"de bile olurdu! Hem İlhan Selçuk, Mümtaz Soysal gibiler, OYAK, Sümerbank ve bir dizi başka bankayı yutarken, Erdemir'i yutmaya çalışırken "yabancıya gitmedi, OYAK aldı" diye nasıl da sevinmişlerdi!

Fakat heyhaat! Erdemir gibi bir devi yutmak, tüm ordu ve bağlantılı personelin maaşlarının yüzde 10'unu "yasa zoruyla" tokatlamak, kışlalardan Oyakbank dışındaki tüm banka şubelerini ordu forsuyla çıkarmak kadar kolay değildi... Bu çapta bir saldırgan büyüme harekatı, emperyalizm ve mali sermayesine başvurmadan, bağımlılık ilişkilerini daha da derinleştirmeden mümkün değildi.

Ordunun iktidardaki forsunu kullanarak son dönemde özelleştirmelerden en yağlı parçaları kaparak muazzam bir hızla büyüyen, en büyük 10 ve en karlı 3 işbirlikçi holding arasına giren OYAK bile, Erdemir'i hazmedemedi. Erdemir'i dünyanın en büyük emperyalist demir çelik tekellerinden Arcelor'a satmak istedi, olmadı.

Ah, yine "ulusal" üçkaatcılarımızın hakkını yemeyelim. Onlar ki Oyakbank'ın "yabancıya giderek" tüm vatan-millet demagojisini madara etmemesi için, 2. kurtuluş savaşının mali sermaye siperlerinde kahramanca dövüştüler. Oyakbank'ı başka bir "yerli" bankaya satmak için kanlarının son damlasına kadar direndiler. Lakin vatan haini kader ağlarını örüyordu ve şu işe bakın ki, zaten ortada "yabancıya gitmeyen" tek bir banka kalmamıştı.

"Şeref" dediğiniz kaç lot?


OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, daha önce "Canla kurulmuş, başla devam etmiş stratejik kurumların özelleştirilmemesi gerektiğini" söylemişti. Sonra ağız torba değilki büzesin devam etmişti:
Şirketleri, bankaları satın alan yabancıların, yabancı devletle ilişkileri var. Yani bizim devletimiz satıyor, yabancı devletler alıyor. Bir Türk olarak bu beni üzüyor. Eğer özelleştirilecekse ve satılacaksa Türk firmaları almalı.
Bu konuşma üzerine "OYAK Türktür, Türk kalacaktır" diye slogan atan OYAK bayileri coşmuş, Ulusoy'u omuzlarda taşımıştı. Eh böylesine bir "ulusalcılık" ile Türkiye'nin gurur duymaması mümkün müydü? Şimdi aynı Ulusoy, kıvırıp, "OYAK ordunun malı değil. Oyakbank'ta sadece ordu mensuplarının parasal işlemleri yapılıyor" diye durumu kurtarmaya çalışsa da kazın ayağı hiç öyle değil.

Milliyet gazetesinden Güngör Uras'ın da belirttiği gibi,
Silahlı Kuvvetler'in her türlü iç ve dış (açık veya kapalı) silah alımları, silah ve mühimmat ödemeleri, ithalat işlemleri Oyakbank'tan geçmektedir. Bundan sekiz yıl önce alınan bir karara dayalı olarak karargâhlarda sadece Oyakbank faaliyet gösterebilmektedir. Silahlı Kuvvetler mensuplarının maaş ödemeleri, kredi kartları, bireysel kredileri, konut krediler, taşıt kredileri Oyakbank'ın tekelindedir.
OYAK genel müdürü, artık çuvala sığmayan mızrağı gizlemek için son bir "ulusalcı" hamle ile, satış açıklamasını yapacakları toplantıya "kırmızı beyaz" giyinerek gelmişlerdi. Bakalım bu satışın ortaya döktüklerini gizlemek için, boğaza dikilen, alanlarda taşıtılan bilmemkaç kilometrelik Türk bayraklarını daha ne kadar büyütmeleri gerekecek?

Daha yakın zamanda Osman Özbek gibi bir dizi emekli general, “Biz şerefli Türk subayları olarak Oyakbank'ın yabancıya satılmasını kabul edemeyiz” türünden açıklamalar yapmışlardı. Bu "şeref" dediğiniz şey borsada kaç lot ediyor, beyler? Bakalım şimdi bu "şerefli Türk subayları" ne yapacak? Kendilerinden Oyakbank'taki yüklü hesaplarını çekme (ama tabii ki OYAK iştiraklerindeki hisselerini değil!) gibi, emperyalizmi yerle bir edecek 2. kurtuluş savaşı hamlesi bekleniyor!