TÜSİAD buyurdu: AB rotası ve IMF'nin ekonomi programı da partiler üstü...
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, AB Büyükelçileri'nin Olağan Aylık Yemekli Toplantısı‘nın konuğu olarak davet edildiği Almanya Büyükelçiliği’ndeki "sohbet" toplantısında "Türkiye’de, üyelikten başka alternatif kabul etmeyiz. Seçimlerde iktidara hangi parti gelirse gelsin AB’ye entegrasyon sürecek" mesajını vermiş!
Temel konusu "Türkiye’nin AB süreci" olan yemekli sorguda Yalçındağ, Türkiye’nin AB yolundaki kararlığını vurgulamanın yanı sıra, "imtiyazlı ortaklık, Akdeniz Birliği gibi başka alternatiflerin kabul edilemez" olduğunu belirterek kuyruğu dik tutmaya da çalışmış.
Ayrıca Yalçındağ, üyelik dışındaki alternatiflerin var olan anlaşmalara uyumlu olmadığı ve bu anlaşmaların nihai hedefinin tam üyelik olduğundan hareketle, bazı AB liderlerinin, Türkiye‘nin AB sürecine ilişkin olumsuz açıklamalarının, Türk halkının AB sürecinin gerekleri konusundaki soru işaretlerini büyüttüğünü de belirtmiş.
Neyse işin bu tarafına dönük spekülasyonları geçebiliriz. Zira Türk tekelci asalaklarının bu sözcüsü asıl olarak, AB'den son dönemde sıklıkla yansıyan Türkiye’nin AB üyeliğine karşı açıklamaların, ülkedeki siyasi atmosferi gererek, kontrolü güç kutuplaşmalara yol açmasından endişeli.
Yani, işçi sınıfının düzen partilerinden hiçbirine oy vermemekle kalmayıp, sömürü düzenlerinin en temel kurumlarından giderek daha hızla kopmalarının paniğini yaşıyor. MHP, BBP ve CHP türü yalandan düzen dışı, moda tabiriyle liberalizm karşıtı partilerin oy almasından da değil, olur da parlamentoya girerlerse, salladıkları yalanların tam karşıtı tavır alarak, işçi sınıfı ve yoksul emekçilere düzen karşıtı komünist mücadeleden başka seçenek kalmamasından endişe ediyor.
Tekelci ve asalak kapitalistler her zamanki gibi, ne yalnızca bugün ne de 3-5 ay sonraki yarınla ilgilenmekle yetiniyorlar, Onlar, istikrar adı altında yakın geleceğimize ipotek koymanın hesabı içindedirler.
AB ülkeleri büyükelçilerinin 22 Temmuz seçimlerinin olası sonuçlarına değindiği toplantıda, kamuoyu yoklamalarına dayanarak Meclis‘e üç partinin girmesi beklentisini dile getirmelerine dair hiçbir açıklama yapmadığı söylenen Yalçındağ’ın, buna karşın, "İktidara hangi parti gelirse gelsin, kurulacak hükümetin AB entegrasyon sürecini sürdürecek ve aynı ekonomik politikalarını da uygulayacak" demesinin altı çizildi.
Yalçındağ’ın, döne dolaşa yinelenen sözlerinin, "Türkiye’de, üyelikten başka alternatifi kabul etmeyiz. Seçimlerde iktidara hangi parti gelirse gelsin AB’ye entegrasyon sürecek"; olduğu vurgulanırken, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ve elbette krizine dair sorulara da muhatap olduğu sızan bilgilerden.
TÜSİAD‘ın "hanım ağa"sı bu yöndeki soruları "Türkiye’de laiklik ve demokrasi ilkelerinin taşıdığı önemi vurgula"yarak cevaplamış. Boşlukları herbirimiz aklımıza gelen apoletle doldurabiliriz.
Ya da "sandık"a kim, nasıl giderse gitsin, beş paralık değeri yoktur. Asıl ve önemli olan kimin, tekelci asalakların güvenine mazhar olduğudur.
İşçi sınıfı, bu soytarılığa; bu emperyalizm önünde diz çöküp, elde ne kalmışsa onun da pazarlanmasına ortak olamaz. Seçim diye önüne sürülüp, yarın hepsi aynı kararlara imza atacak, aynı satışın ayakçısı olacak partilere oy veremez.
Bir de kapitalistlerin partilerinin bol keseden sallamaları var. Amaç belli, örgütsüz ve dibe vuran sınıf mücadelelerinden de görüldüğü gibi sınıf bilinci oldukça zayıf olan işçi sınıfından milyonları avlamak.
Ama, ne kadar anlaşılır olursa olsun, işçi sınıfını böylesine "aptal" yerine koyan ve bunu olanca hayasızlıklarıyla ilan edenlere verilecek tek cevap sınıf savaşını yükseltmektir. Amaç böyle netleştirildiğinde "sağ" ya da "sol" etiketli kapitalist düzen partilerinin bol keseden salladıkları yalanlar anlaşılabilir oluyorsa en az o kadar da iğrenç olduğunu artık hiçbirimiz reddedemeyiz.