Karınca Z bizimdir

İşçi karınca işçi, kraliçe karınca kraliçe, ağustos böceği işsiz olarak doğuyor

Perşembe, 21 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

karıncaİngiltere'nin Bristol Üniversitesi'nden biyologlar S. Powell ve N. Franks‘in, "Hayvan Davranışı" adlı dergide yayımlanan araştırmalarında, kolonideki bazı karıncaların, yoldaki çukurları kendi bedenleriyle doldurmayı görev edindiğini gösterdi.

Araştırmacılara göre, "E. burchellii" kolonilerinde karınca sayısı 700 bini bulurken, bunların üçte biri hemen her gün yiyecek bulmaya çıkıyor. Türün boyları, birbirinin beş katına kadar çıkabiliyor.

Araştırmada, ortaya çıkan çukur büyüklüğünde gövdeye sahip olanların sadece çukurları kapadığı tespit edilmiş. Üstelik, karıncalar bu işlemi, azami 30 saniyede gerçekleştiriyor.

Daha küçük ve büyük olanlar, yollarına devam ederlerken, karşılaşılan her bir çukur ve yükselti (yükseltinin ön ve arkasını doldurarak rampa oluşturuyorlar) için aynı işlem defalarca gerçekleştiriliyor.

Gövdesiyle çukuru dolduran karınca, diğerlerinin sırtına basarak geçip gitmesini bekliyor. Ortalama 5 saniye süresince üzerine basan olmazsa çukurdan çıkıp yuvaya dönüyor.

Araştırmada, 200 bin karıncadan oluşan gruptan 7 bin 500 kadarının engellerin aşılmasını kolaylaştırması halinde, taşınan yiyeceğin yüzde 25 arttığı tespit edilmiş.

Biyologlar, bu gözlemlerini, yuvaya taşınan yiyecek miktarı ne kadar çoksa, koloninin o kadar büyüdüğü, karıncalar da bunun farkında oldukları için yuvaya dönüşü kolaylaştırmaya çalıştıkları şeklinde yorumluyorlar.

Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler'den unutulmaz bir sahne...

Liman özelleştirmesi sonucu işsiz kalan Santa, bakıcılık yaptığı çocuğu yatırmadan önce "Karıncayla Ağustos Böceği" masalını okur ve:

"Kim yazmış bunu, aslı böyle değil... Karınca aşağılık bir spekülatörün teki. Karaborsacı... Hem niye bazılarının ağustos böceği olarak doğduğunu söylemiyor. O zaman baştan kaybedersin... Burada onu yazmamışlar."
Daha tam ifadesiyle, işbölümü ve uzmanlaşmanın kendiliğinden de olsa kolektif bir birlik içinde biraraya geldiğinde başarılamayacak şeyin olmadığıdır.

Kapitalist üretimde işçiden yaptığı iş sırasında neyi varsa sonuna kadar harekete geçirmesi, ürettiği metaya gücünün ötesinde, ruhunu katması istenir. Bu açıdan kolektivizm işçinin dışında, ona rağmen varolur.

Her ne kadar, düşündüğümüz, konuşup, tartıştığımız konular arasına giremese de, kapitalistler onyıllardır benzer araştırmaları tüm canlı türleri için yapıyorlar. Elbette genel kültür olsun diye değil.

Üretim sürecinin paramparça edilip, iç bütünlüğü dağıtılarak tek bir kas kümesi ve organın tekdüze hareketinin bitimsiz yinelenmesine kadar daraltılan "uzmanlaştırma"’ yoluyla, iş yoğunluğunun arttırılmasının, karıncaların işbölümü ile benzerliği tesadüf değildir.

Hep aynı işi, hep aynı şekilde durmaksızın tekrarlamak bir süre sonra düşüncede de aynı tekyanlılığı koşullar.

İşçi karıncanın işçi olarak, asker karıncanın asker olarak, kraliçenin de öyle doğup ölmesi gibi, patronların işçisi olarak doğan birinin başka türlü bir yaşamın olabileceğini, kendi başına düşünememesi ve eğer "şanslı azınlıktaysa" emekli olarak ölebilmesidir istenen.

Kuşkusuz, doğadan öğrenilecek daha sayısız şey var. Ancak onun kendiliğindenliğinden değil, örneğin; Karınca Z’nin isyanından. Her gün karıncalar gibi sıraya dizilip üretime koşuluyorsak, durup dinlenmeden hep aynı işi tekrarlayıp duruyor, kapitalistin yolundaki çukurları bedenlerimizle doldurup geçmesini sağlıyor, daha fazla mal satabilsin diye savaşıyor, diğer uluslardan sınıf kardeşlerimizi öldürüyor, yuvalarını talan ediyorsak, Karınca Z gibi, "Yeter artık" diyebiliriz.

Bilim diye daha çok ve sınırsız sömürümüze yol, yöntem, araç üreten satılık kafalara ve onların da sahipleri olan kapitalistlere karşı, tam da onların geliştirdikleri bilgilerle silahlanabiliriz.

Çünkü bizim kuşanmadığımız her silah, kapitalistler tarafından bize karşı ateşleniyor. Evimizde ya da kondumuzun bahçesinde olup, kurtulmak için çabalayıp durduğumuz minicik karıncalar bile.