Emekçiler "oy"alanmayın!

Seçim çalışmalarımız hız kazanarak sürüyor, İstanbul'un iki yakasında meydanlardaydık

Cuma, 22 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

AlınteriBugün akşam saatlerinde eş zamanlı olarak Kadıköy ve Eminönü'deydik, emekçileri gelecekleri için "oy"alanmamaya çağırdık.

Eminönü vapur iskelelerinde gazete satışı ve seçim bildirilerimizin dağıtımını yaptık. Akşam saatlerinde vapura koşturan işçi ve emekçiler gazetelerimiz ve kendilerine dönük konuşmalarımızı ilgiyle karşıladılar. Eminönü esnafı ve balıkçılar tarafından da espiriler ve sıcak sohbetlerle karşılandık.

Kadıköy ve Üsküdar seferlerinin yapılmakta olduğu iskelelerde iş çıkış saati olmasından kaynaklı yoğun bir insan sirkülasyonu vardı. Seçim atmosferi ve düzen partilerine yönelik ajitasyonumuz iskeleden yolu geçen birçok emekçi tarafından ilgiyle dinlendi. Bildirilerimizin seçimlerle ilgili olması özellikle ilgiyi arttıran bir faktördü. Emekçi kadınlar ise çocuklarının geleceğiyle ilgili olduğunu söylediğimiz bildirilerimizi hemen alarak okumaya başladılar.

Birebir yaptığımız sohbetlerde konumuz yine yaklaşan seçimlerdi. Konuştuğumuz birçok emekçi, hiç bu kadar karanlık bir seçim atmosferi yaşamadıklarını söylediler. Düzen partileri üzerine konuştuğumuzda sordukları "Peki siz kime oy vereceksiniz?" sorusuna, oy değil kendi taleplerimizi dile getirmemiz, sokaklara çıkmamız gerektiğini söyleyince emekçiler tarafından coşkuyla onaylandık.

Gazete satışı sırasında da renkli anlar yaşadık. Kimi insanlar "Eminönü'nde hiç böyle birşey görmemiştim" diyerek, kimileri ise "Gerçekten işçilerin gazetesi öyle mi?" diyerek gazetemizi aldı. Biz işçiler kendimizi ortaya koymazsak gelecekte bizleri işsizliğin, açlığın, bugünden de beter bir sömürünün beklediğini söylerken bir işçi gelerek "Evet, belki beni 15-16 saat çalıştıracaklar" diyerek gazetemizi aldı.

Bugünkü çalışmamızı bitirirken ise polisler gelerek bildiri dağıtamayacağımızı söyledi. Gerekçe ise oldukça komikti: "Seçim propagandası yapıyorsunuz. YSK henüz buna izin vermedi"!!! Merkezle görüşme yapan polisler, bir bahane bulup da bizi tutamayınca bırakmak zorunda kaldılar.