Salı, 26 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)
Alınteri, Sayı: 46, 22 Haziran 2007
Onlar kim?
Oy mu vereceksin? Sebep? 5 yılda bir adam yerine konduğumuz için mi? Peki 5 yıl boyunca ne yerine konulduk? İşsizliğimizi, açlığımızı, kölece çalışma koşullarını, çocuklarımızın geleceksizliğini çözmek için, insanca yaşamamız için parmaklarını oynattılar mı?
Patrona uşak, bize cellat
Ama patronların karları kat kat büyüdü. Bizimse sırtımızdaki kırbaç, midemizdeki açlık büyüdü. Sosyal, siyasal, toplumsal yaşamın tümden dışına sürüldük. Değersizleştikçe değersizleştik. Hiçleştik. Bütün hükümetler de, patronların hizmetçisi, bizim celladımız oldular.
Bizim tercihimiz
Şimdi bize yüzsüzce olmayacak vaatlerde bulunup, acımızla alay ediyorlar. Bir kez daha kendi ellerimizle kölelik ipini boynumuza geçirip, sonra da
"elim kırılsaydı" mı diyeceğiz? Yoksa
"Düzen Partilerine Oy Yok" diyerek, alanları kendimiz için mi dolduracağız? Tercih bizim!
Bu oyunu boz!
Meclis seçimlerine bir ay kaldı. Sermaye partileri mitinglere ve seçim çalışmalarına başladılar. Bu bir aylık süre içinde durmadan devam edecekler, her seçim sürecinde olduğu gibi.
Yalnız bu seçim süreci birçok yönüyle diğer seçim süreçlerinden farklı. En önemli farklarından biri süngüyle, asker zoruyla yapılıyor olması. Diğer fark ise her seçim öncesi biz işçi ve emekçilere vaaz ettikleri vaatlerden eser olmamasıdır. Cem Uzan gibi kimi desteksiz sallayan siyasetçiler dışında kimse vaatlerde bulunmuyor. Olayın bu yanından bakıldığında patronlar açısından en rahat seçim süreci yaşanıyor. Hükümet olacak parti böylece emekçi kitlelere hiçbir söz vermemiş olacak. Doğal olarak vermedikleri bir sözü de tutmayacak. Yani halk için hiçbir şey yapmayacak.
Tek düşündükleri sermayenin çıkarlarını ve programlarını hangi partinin daha iyi savunacağıdır. Tek kaygıları budur. İstenilen kurulacak hükümetin kaynayan Ortadoğu’da saldırgan bir politika yürütüp halkları birbirine kırdırarak, burjuvazinin kar payını artırması. Türk burjuvazisinin taleplerini, istemlerini en iyi şekilde yerine getirmesi. İçte de buna karşı çıkanları hizaya çekmek, bunun için çıkardıkları polis yasaları gibi yeni faşist yasalar çıkarmak. Yaşanan krizin faturasını biz işçi emekçilere yıkmak. Sömürüyü artırmak.
Gelelim biz işçiler cepesine; büyük bir çoğunluğumuz seçimde oy kullanmayı düşünüyor. Sonucun aynı olacağını da biliyor üstelik. Bir kısmımız laiklik elden gitmesin diye, diğer kısmımız sözde mağdur olanın mağdurluğunu gidermek için sandığa gidip oy kullanacak. Birkaç bağımsız aday Meclise girdiğinde her şeyin değişeceğine inanıp bu yanılsamaya kapılıp oy verecek olanlarımız da var.
Oysa burjuva parlamentoda sermayenin çıkarları dışındaki seslere yer yoktur. Eğer işçi ve emekçiler, Kürt halkı kendi talepleri, özlem ve gelecekleri için sokaklara dökülmezse, oradan bizim lehimize en küçük bir karar çıkmaz, çıkamaz. Buna rağmen kimi sol gruplar bağımsız adaylarla seçime girip işçi ve emekçileri oy kullanmaya çağırıyorlar. İşçi ve emekçilerin sırtındaki süngüleri yok sayıp birkaç kişi Meclis'e girdiğinde her şeyin değişeceği yanılsaması yaratarak bizden oy istiyorlar. onlara verecek oyumuz da yok bizim.
Burjuvazi her defasında farklı sloganlarla farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Bugün bu sahneyi kaplayanlar dini de milliyetciliği de kullanıyorlar. Çünkü onların dini imanı, milleti paradır. Bizi seçim oyununa çekmek için her şeyi kullanıyorlar; kendi gücümüze olan güvensizliği, örgütsüzlüğümüzü, insani duygularımızı… On yıllardır bu oyun oynanıyor. Ama artık bu oyuna dur demenin zamanı geldi de geçiyor.
Bizi birbirimize düşman ederek, bizi dinci-laik diye bölerek, bizi darbe gelir, şeriat gelir tehdidiyle korkutarak oylarımızı avlamaya çalışıyorlar. Bizim bu palavralara verecek oyumuz yok. Biz bir tek proletarya (işçi sınıfı) ve burjuvazi (patronlar sınıfı) arasındaki bölünme ve düşmanlığa inanırız. Düşmanın sınıf kardeşlerimiz, Kürt halkı değil, bizi ezen ve sömürenler olduğunu biliriz.
Oy vermeyeceğiz ve bu oyunu izlemeyeceğiz! İkna edeceğiz sınıf kardeşimizi, ikna edeceğiz annemizi, babamızı, kardeşimizi, çocuğumuzu, bizim olmayan bu oyuna katılmamaya. Oy vermeyeceğiz ve fabrikalardan, işyerlerinden sokaklara kendi taleplerimizle çıkacağız. Bizim seçimimiz sandıklarda değil sokaklarda olacak.