"Parti öldü başkan. O deyyus sadece kendini değil partiyi de öldürdü..."
Aldıkları darbın şiddetine göre bazıları hafif iyileşmeye yüz tutmuş, bazıları iltihap bağlamış yaralarını gösteriyor köylüler. Vücutlarının çeşitli bölgelerinde çizikler, ekimozlar, morluklar kafada yarıklar oluşmuş. O yaralar ki "ananızı…" diye küfürler eşliğinde resmisi siviliyle saldırıya geçen polisin iğrenç sesinin kulaklarda çınlamasıyla, üstlerine çullanan polislerin ellerinin yapıştığı yerde bıraktığı morluklarla, üstlerine boca edilen biber gazının yakıp kıvrandırdığı ihtiyar anacığın acısıyla, babasından, köylüsünden koparılarak saçından sürüklenip götürülen genç kadının içine yerleşen nefretle hala taze ve kapanmamış. Ve öyle görünüyor ki içine girdikleri hak mücadelesini kazanıncaya kadar da kapanmayacak.
Onlar "Çöp köy olmak istemiyoruz" dedikleri için devletin sopa gösterdiği genci, yaşlısı, kadını , erkeğiyle hep bir olan Kabazlı köylüleri. "Hayır" demenin bedelleri olduğunu çok iyi bilen bir toplumun evlatları olarak biliyoruz ki insanca, onurlu bir yaşam için mücadele edenler her saldırıdan başı dik çıkarlar. Korkacak, çekinecek, utanacak, saklayacak bir şeyleri, birşeyimiz yoktur. Darp edilmiş insan bedenlerini gösteren fotoğraflar da yabancımız değildir. Bazı zaman cezaevinde tutsak edilmiş bedenler olur, bazen sesini sokakta duyurmaya çalışan işçi, memur, köylü olur… ve her fotoğrafın görünür kıldığı acıyı, öfkeyi, direnci yaşayarak saygıyla ve sahiplenerek bakarız.
Ve Manisa’nın Salihli ilçesinden Kabazlı köylüleri saldıranlardan hesap sormak için herkes duysun, görsün diye kendilerine yaşatılanları, onurluca, çekinmeksizin gösteriyorlar aldıkları yaraları. Belediye önünde yaptıkları protesto gösterisini, polisin saldırısını ve bu saldırı sonrası aldıkları yaraları, hepsini bir CD’ye kaydetmişler. Gerçeğin mümkün olduğunca çok insana anlatılabilmesi için düşünülmüş olan bu CD’lerden bir kopya da bize ulaştı. Görüntüler çok şey anlatsa da öne çıkan görüntülerin ardında kaldığı için göremediğimiz ama seslerini belli belirsiz duyduğumuz kadınların konuşmalarına kulak veriyoruz.
Saldırı anını en ince ayrıntısına dek nasıl yaşadıklarını birbirlerine anlatırken kimi sonuçlar da çıkarıyorlar. Çünkü içlerine sinsice sızıp fısır fısır gaz sıkan sivil polislerin saldırısından sonra yaşanan gerçeklik elbetteki kimi yalanların foyasını ortaya serecekti. Saldırıyı yaşayanlar aynen böyle anlatıyor; "Karıların içine girmiş sivil polis. Vere sıkıyor, fısır fısır sıkıyor. Gaz olmasaydı hiçbir şey yapamayacaklardı. Sinsi bastırdılar…" Ve artık böyle söylüyor bir ana; “Parti öldü başkan. O deyyus sadece kendini değil partiyi de öldürdü”. Daha önce telefonla aranıp "gelin görün halimizi" diye Kabazlı’ya davet edilen CHP İl Sekreteri Ahmet Çiftçi, saldırı sonrası oy kaybetme telaşıyla, konuyla ilgili olduğunu göstermek için bu kez kendisi aradığında aldığı yanıt bu oluyor: "Parti öldü başkan".
Salihli Belediye binası önünde saldırının yaşandığı sarı kartlı protesto eylemi ve Newroz kutlamasının üzerinden iki ayı aşkın zaman geçti. Köylerinin "çöp köye" dönüştürülmesine karşı mücadelede kararlı olan köylüler bu süre içerisinde de boş durmadılar. Eski adıyla çöplük AB standartıyla etiketlenip piyasaya sürülen yeni adıyla Katı Atık Bertaraf Tesisi'ni köylerinde istemediklerini en geniş kitlelere anlatmak ve seslerini duyurabilmek için köylerinden dışarıya çıktılar.
İzmir’e doğru uzanıp mitinglere katıldılar. 1 Mayıs’ta "Kabazlı köylüleri yalnız değildir!" sloganları eşliğinde işçi ve emekçilerle mücadele kardeşliği kurdular. Öte yandan egemen sınıflar arasında keskinleşen iktidar savaşlarında emekçileri darbecilerin safında mevzilendirme işlevi gören cumhuriyet mitinglerinin İzmir ayağında "çöpe hayır" haykırışlarıyla kalabalık içinde eriyip giden bir renk olabildiler ancak.
Zamanın daha yavaş ve sakin aktığı rivayet edilen köylerde, geçimini topraktan sağlayan köylüler; "Çöpe hayır", "Çöp köy istemiyoruz!", "Çöpçü şirket köyümüzü terket!" sloganlarıyla eylem alanlarına çıktılar. Önce Develi sonra Kabazlı köylülerinin eylem sloganları kentlerin işçi ve emekçilerine, yoksullarına ulaşmaya başladı. Develi’liler Manisa’nın Kabazlı’lılar Salihli’nin çöplüğü olmak istemiyorlardı. Ve tüm işlerini güçlerini bırakıp üstlerine dökülmek istenen çöpün altında kalmamak için “çöp”e karşı mücadeleye başladılar.
Bizler işimizi gücümüzü bıraktık. Bütün işimiz şimdi bertaraf tesisini buraya kurdurmamak. Bunun için eylemlerimiz sonuna kadar sürecektir.Diyordu Kabazlı köylüsü, çöp tesisi kurulması planlanan alana giden yolu kesip ulaşıma kapattıklarında. Köylerine çöplük kurulması kararı alıp bunun için bir de birlik (Manisa İl Özel İdaresi, Salihli İlçe Belediyesi ve 8 belde belediyesinin ortak olduğu Katı Atık Bertaraf Tesisi Birliği) oluşturanlara karşı vakit kaybetmeden harekete geçti Kabazlı’lar. Bergama köylülerinin siyanürlü altına karşı uzun soluklu direngen mücadelelerinden ve Develi köylülerinin başarıyla sonuçlanan eylemlerinden tanıdıkları Oktay Konyar’la bağlantıya geçerek köylerine sahip çıktılar. Ve toprağın yaşam çağrısı olup çam kokulu, keklik cıvıltılı, üzüm tadında eylemleriyle gelip oturdular soframıza. Bugüne kadar bir çok eylem yaptılar.
Başarının sırrı tek. Eğer bir ilde, ilçede memleket idarecileri arasında ahenk varsa, oranın çehresi değişiyor.Değişim, kapitalizmin artık atık hale gelen eski üretim sanayisini bağımlı, yarı sömürge ülkelere defederek emperyalist işbölümü temelinde yeniden oluşturduğu üretim zincirine eklemleme iştahası yönünde gerçekleşiyor. İmalat sanayinin çeşitli sektörlerinde ucuz emek sömürüsüyle kanatlanıp gelişme gösteren yeni sermayedarlar ve marka şehirler ortaya çıktı. Bahsi geçen ahenk, uyum güzellemeleri önlerine atılan sömürü artıklarıyla sermayeden kendilerine düşen payı el birliği ile çoğaltabilmek için tüm kurumlarıyla devlete düşen role işaret ediyor. Ve Ege’nin incisi İzmir, İzmir’in incisi Salihli de bu yönde gelişiyor. Salihli Organize Sanayi Bölgesi’nin aç gözlü patronları "istihdam yaratıyoruz" ikiyüzlülüğüyle kölelik koşullarında çalışacak işçileri topluyor.