Seçimlerde işçilerin duruşu

İstanbul Anadolu Yakası'ndaki seçim çalışmalarının bir haftalık deneyim sentezi

Çarşamba, 27 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Seçim çalışmalarımız hızlı bir şekilde sürerken bir haftayı geride bıraktık. Geçtiğimiz hafta gideceğimiz tüm alanları saat saat, gün gün planlamıştık ve bu nokta da planlarımızda hiçbir aksamaya meydan vermeden çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük.

Bir hafta boyunca işçi ve emekçi havzalarını dolaşıp yaygın biçimde gazete satışı ve bildiri dağıtımı yaptık. Bu arada oluşturduğumuz ekiplerin alanları tanımalarını da sağladık. Bir tarafdan yer yer öncü müdahale ve çıkışlarımız da oldu.

Bu hafta için yaptığımız planlamada hedefimizi, gittiğimiz alanlar da seçimi tek gündem haline getirmek ve yerellerdeki sorunlarla bağlantı kurarak buradan kendi örgütlülüklerimizi yaratma olarak belirledik.

Gittiğimiz alanlarda gazetemizin manşetinde yer alan "Oy verme Oyuna gelme” başlığıyla emekçilerle seçimler üzerine sohbette yoğunlaştık. Emekçi semtlerinde en çok karşımıza CHP çıkıyor. Buralarda yoğunlukla Alevi emekçiler ve geçmişinde bir şekilde devrimcilerle bağı olmuş şimdi ise kendilerini "cumhuriyetçi" olarak nitelendiren mahalleliler, AKP karşıtlığı içerisinde yer alarak taraf olduklarını dile getiriyorlar.

Devletin son dönemdeki Kürt- Türk düşmanlığı propagandası bir tarafdan şeriatçı- laik kutuplaşması kitleler arasında o kadar yaygınlaşmış ki son iki hafta içerisinde yaptığımız çalışmada bunu rahatlıkla gözlemleyebildik. Özellikle CHP’li ailelerle konuşmaya ve derdimizi anlatmaya çalıştığımızda bazen tartışma boyutuna geçebiliyorlar: "Siz AKP'ye kan taşıyorsunuz, bu yaptığınız çalışma AKP’ye hizmet ediyor". Arada çok bilmişlik taslayanlar da çıkıyor: "Sizin bugün yaptığınız çalışmaları ben 20 yıl önce yapıyordum. Geçti artık bunlar, başka şeyler yapmalısınız".

Benim içim yanıyor gençler sokaklarda vurulduğunda, gözaltına alındığında ama meclise işçiden, emekçiden yana biri girmeli ve bizlerin sesi olmalı. Ben yıllardır mücadele ettim. Fakat devrimci hareket olarak biz halkla bütünleşemedik, biz bir araya gelemedik. Bugün maalesef devrimci hareket kan kaybetmiştir.
Diyerek kaygılarını dile getirenlere, "Bizim sorunlarımız parlementoda çözülmeyecek. Orada demokrasi yok, TÜSİAD var, MGK var, ordu var, ABD var. Dolayısıyla çözüm bizim öz örgütlülüklerimizi yaratmaktan geçiyor" dediğimizde ise "bana ve bu halka önderlik edecek bir hareket lazım ama ben malesef bunu göremiyorum" diyerek bizden beklentilerini dile getiriyorlar.

Sabah atelyelerine fabrikalarına giden Gebze‘deki Organize Sanayi işçilerine Tuzla‘daki tersane işçilerinden, Dudullu İMES‘te çalışan işçilere gazetemizi vererek "Seçimler hakkında ne düşünüyorsun" sorusunu soruyoruz. Genelde ya susarak veya "Beni ilgilendirmiyor", "Karar vermedim" yanıtı ile karşılaşıyoruz. Bazense "Vereceğim tabii, vermeyeyim de birilerimi güçlensin" gibi ataklarda bulunanlar da var tabii.

Bu haftayı en verimli şekilde kullanmaya devam edeceğiz. İşçi ve emekçi aileleriyle sohbetlerimizi doğal toplantılara dönüştüreceğiz. Yolumuzda hızlı adımlarla yürümeye devam ediyoruz, edeceğiz. Tam olarak işçi ve emekçilerin gündemi seçim olmasa da önümüzdeki süreçte ortalık dahada ısınacak. Her ne kadar hava sıcaklıklarının aşırı yüksek olması bizleri yorgun, bitkin düşürse de bizi işimizden alıkoyamayacak.