Yaşanacak Dünya, AvEG-Kon, ATİK, ADHK, BİR-KAR: Pir Sultan’dan Madımak’a, asan da yakan da devlettir, hesabını soracağız!
2 Temmuz 93... Bu tarih, tarihe kara bir leke olarak geçen Sivas katliamının yıldönümüdür. Her yıl bu tarihte, geleneksel olarak gerçekleştirilen Pir Sultan şenlikleri için Sivas'ta bulunan 37 devrimci, demokrat, aydın, ve sanatçı Madımak Oteli'nde ateşe verilip diri diri yakılarak katledildiler. Tam bir gözü dönmüşlük örneği olan ve tüm dünyanın gözleri önünde TV’lerde canlı yayın yapılarak gerçekleştirilen bu insanlık dışı katliamın üzerinde 14 yıl geçti. Fakat, Madımak Oteli'nin üzerinde hala dumanlar yükselmekte, hala insan çığlıkları yankılanmaktadır. Bu otelin ‘müze’ yapılması talebine bile tahammül gösterilememekte ve orası bir lokanta olarak işletilmektedir.
Bu vahşi katliamı yapanlar, yalnızca ortaçağ kalıntısı gerici-yobaz güçler değildir. Tam tersine, bu katliam, bizzat polis ve diğer kolluk kuvetlerinin desteğiyle gerçekleştirilmiştir. Öyle ki, gerek katliam anında ve gerekse katliam sonrası, Türk devletinin cumhurbaşkanından başbakanına, tüm bir devlet erkanı yaptıkları açıklamalarda, katliamı gerçekleştirenleri değil, bu insanlığın yüzkarası katliamda yaşamlarını yetirenleri suçlamışlardır ve onları ‘tahrikçi’ olarak gösterip yapılan katliamı desteklemişlerdir. Hatta, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, daha da ileri gidip, katliamı yapanları kast ederek "Çok şükür otelin dışındaki vatandaşlarımızın burnu bile kanamamıştır" şeklinde utanç verici bir açıklamada bulunmuş, katliamı yapan gerici-faşist güruhu kutlamıştır.
Dahası var... Katliam sonrası süreçte vahşetin arkasında katliamcı faşist devletin olduğu tüm yalınlığı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Faşist devlet, katliamın üstünü örtmüş, katilleri göstermelik bir yargılamanın ardından serbest bırakmıştır. Dahası da, katliamda rol oynamış kimi unsurları, parlamentoya taşıyarak adeta ödüllendirmiştir.
Esasen, biz bu devletin katliamcı kimliğini bizzat onun kanlı tarihinden biliyoruz. Her türlü toplumsal muhalefeti baskı ve zor yoluyla bastırmak onun mayasında vardır. Ve katliamlar bu topraklarda her zaman güncel bir tehlikedir. Öncekiler bir yana, Maraş, Çorum, Sivas'ın ve Gazi’deki katliamın anıları hala taptazedir. Devletin bu katliamcı geleneği ise sürmektedir. Dün Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta gerici yobazları tetikçi olarak kullanıp gerçekleştirdiği katliamları bugün Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da, resmi üniformalı kolluk güçleriyle gerçekleştirmektedir. Irkçı-faşist saldırganlık günümüzde daha da azdırılmış bulunuyor. Örneğin Kürt halkına dönük ırkçı-şoven saldırganlık toplumsal linç düzeyine çıkmıştır. Öte yandan, faşist devlet, bir yandan demokrasi ve insan hakları laflarını ağzında sakız gibi düşürmezken, bir yandan da en sıradan demokratik hak ve özgürlük talebini şiddete başvurarak bastırmaktadır.

27 Haziran 2007
Demokratik Kitle Örgütleri Platformu-Avrupa
Yaşanacak Dünya Gazetesi
yasanacakdunya@yahoo.com
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon)
aveg-kon@hotmail.com
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)
konsey@atik-online.net
Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)
info@adhk.de
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR)
birkar@msn.com