Cumartesi, 30 Haziran 2007 (19 yıl 3 ay önce)
DHP, ESP, HÖC, ODAK, ÖMP ve Partizan tarafından bugün Taksim Tramvay Durağı'nda "Hapishanelerde Tecrit İşkencesi Sürüyor. Tecrite Son!" pankartı altında bir basın açıklaması yapıldı.
Kurumlar hasta tutsakların tedavileri önündeki tüm engellerin kaldırılmasını; görüş, haberleşme vb. hakları ortadan kaldıran keyfi disiplin cezalarına son verilmesini; tüm hapishanelerde derhal 10 saatlik görüş hakkının uygulamaya sokulmasını talep ettiler.
Kazanılmış haklar gasp edilemez!
Açıklamada, 122 tutsağın yaşamına mal olan ölüm orucu sürecinin, tecridin devlet tarafından kabul edilmesi ve tutsaklara haftada 10 saatlik sohbet hakkının tanınmasıyla birlikte sonuçlandığı hatırlatıldı. Fakat bu gelişmenin üzerinden geçen yaklaşık 5 aylık süreçin devletin tecrit politikasındaki ısrarını gözler önüne serdiği belirtildi:
Tutsaklara haftada 10 saat hiçbir önkoşul olmadan ve disiplin cezalarıyla geri alınmayacak şekilde tanınan sohbet hakkı değişik hapishanelerde değişik gerekçelerle keyfi olarak uygulanmamaktadır. Mimari yapısından içişleyişine, personelin şekillenişine kadar herşeyiyle aynı olan F tipi tecrit hücrelerinde 10 saatlik sohbet hakkının değişik "gerekçelerle" uygulanmamak istenmesi devletin işkencedeki ısrarını göstermektedir.
Disiplin cezalarına son!
Açıklamada, disiplin cezaları nedeniyle 15 aydır aile görüşüne çıkamayan, 15 aylık ceza süresinin tamamlanmasının hemen ardından tekrar 15 aylık yeni görüş yasakları başlatılan tutsaklar olduğu söylenerek, disiplin cezalarının keyfiliği ve nasıl tırmandırıldığı ortaya konuldu. Tutsakların siyasi kimlikleri ve onurlarına yönelik saldırılara direndikleri için aldıkları disiplin cezalarının aileleri de cezalandırmanın bir aracı olduğu belirtildi:
Disiplin cezaları tutsakların başta direnme hakkı olmak üzere tüm haklarının önündeki en büyük engellerden, tehdit araçlarından biridir. En küçük bir şey bile tutsakların haklarının ellerinden alınmasına yılları bulan disiplin cezaları verilmesine, görüş, haberleşme vb. haklarının gasbına neden olmaktadır. İşkenceyle, tecrit hücreleriyle sindirilemeyen tutsaklar ayları, yılları bulan disiplin cezaları ile sindirilmeye çalışılmaktadır.
Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!
Tutsakların sağlık sorunlarının her geçen gün arttığına da dikkat çekilen açıklamada,
"Sağlık sorunlarının bile tredmana bağlı olarak 'çözülmeye çalışıldığı' tecrit sisteminde elbette ki en doğal hak olan sağlıklı yaşama hakkı hiçe sayılmaktadır" denildi. Başta
Erol Zavar, Hatice Polat olmak üzere hayati tehlikesi olan tutsakların tedavi koşullarının yaratılmadığı ve ölüme terk edildikleri vurgulanarak şöyle denildi:
Kanser hastalarını bile tecrit hücrelerinde "tedavi etme" iddiasındaki bir zihniyetin tecrit işkencesinde ısrar etmesi bizleri şaşırtmamaktadır.
Yaşamlarından endişeliyiz!
Basın açıklamasının okunmasının ardından eşi Tekirdağ F Tipi Hapishanesi'nde tutulan bir tutsak yakını söz aldı. Eşiyle
25 Aralık'tan bu yana açık ya da kapalı görüş yapamadığını belirten tutsak yakını
"Tecridin bir üst boyutu mahkemelerde yaşanıyor" diyerek görüş yasaklarının mahkemelere de taşındığına dikkat çekti. Tutsakların mahkemelerde askerler tarafından barikat altına alındığını ve orada da yakınlarına gösterilmediğini anlattı.
Ayrıca hafta 10 dakikalık telefon hakkının ise çeşitli dayatmalarla gasp edildiğini duyurdu.
Sincan F Tipi'nde 1.5 ay önce
Cengiz Kahraman adlı tutsağın saldırıya uğrayıp 15 günlük rapor aldığını, bu saldırıdan üzerinden
20 gün geçtikten sonra haberdar olunduğunu hatırlatarak,
"Görüş yapamaz, telefonla görüşemezken ben eşimin yaşamından nasıl haberdar olacağım" dedi.
Sözler tutulsun!
Eylemde TAYAD'lı bir tutsak yakını ve Halkın Hukuk Bürosu'ndan bir avukat da söz aldı. Yapılan konuşmalarda, Adalet Bakanlığı'nın sendika ve meslek örgütü başkanlarına verdiği sözleri yerine getirmesi ve 22 Ocak tarihli genelgedeki tutsaklar lehine olan hakların kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması istendi. Bunun ölümlerin yeniden başlamaması amacını taşıyan bir uyarı olduğu vurgulandı.