Baştakiler hep aynı

Türkmenistan'da gelen gideni aratıyor. Niyazov'un ardından gelen de bi garip...

DÜNYA
Pazar, 1 Temmuz 2007 (19 yıl 1 ay önce)

Doğalgaz zengini, Hazar petrollerinin ucundan azıcık ortağı, Sosyalist Sovyetler Birliği şanlı geçmişinden kalan sanayi ve kültürü yiyip tüketen Türkmenistan...

İşte bu Türkmenistan'da tüketilen yalnızca sosyalist geçmişin bıraktığı sanayi vd. değil, işçi sınıfına dair onurlu olan ne varsa apaçık bir faşist saldırganlıkla sindirildi ve geriye şimdiki "şey" bırakıldı. O "şey"de olanlarsa, kapitalist Türkiye'nin işbirlikçi burjuva aydınları tarafından bile alay konusu edilir derecede rezillikten başka hiçbir anlama gelmiyor.

Türkmenistan’ı aralıksız 21 yıl yöneten Saparmurad Niyazov adlı garip yaşam formu geçtiğimiz Ocak ayında "ani" bir şekilde ölmüştü. Adını şehirlere, ay ve gün isimlerine, yıldızlara, Ay üzerindeki karaterlere vb. vb. vermek gibi "üstün" hizmetlere sahip bu zatın yerine gelenler de Türkmenbaşılığının hakkını veriyor.

Bir dönem Türkiye'nin de ABD politikasına ayakçılık ederek Azarbeycan üzerinden Hazar petrol ve Kafkas Doğalgazı'nı, iç çatışmalarla uğraşan Rusya'nın denetiminden çıkarıp ayrı bir hattan "Batı"ya ulaştırma projelerinin tamamlayıcısı olarak işlevlendirilen Türki devletler toplantılarında muktedir tiran edasıyla katılan Niyazov gibi ardılı Kurbanguli Berdimuhammedov da, altın zenginiymiş!

Hem de, kendi kendisini ödüllendirerek elde edilen altınlarla, yani resmi/olabildiği kadar yasal yollardan cukkaladığı altınlarla ölçülen bir zenginliğin sahibiymiş. İşbirlikçiliğinin gereği olarak yediği herzelerin karşılığı olarak cebine sıkıştırılıveren rüşvetler aşağıdaki listede yok.

Ancak varolanlar bile bu ülke işçi sınıfının, yoksul/emekçi köylülerinin aşağılanma derecesini göstermeye yeter de artar bile.

Türkmenistan Başkanı kendisine 1 kilogramlık altın taktı.

TürkmenistanEvet ne biz yanlış yazdık ne de siz yanlış okuyorsunuz. Türkmenistan Devlet Başkanı Kurbanguli Berdimuhammedov, kendini, "üstün başarılarından ötürü" altın ve mücevherlerle süslü yaklaşık 1 kilogramlık bir nişanla ödüllendirmiş.

Devlet güdümlü "Tarafsız Türkmenistan" gazetesine göre, "Anayurt Nişanı" adlı ödülde, büyük bir altın zincir ve çok sayıda değerli taş bulunuyormuş.

Devlet Başkanı, törende yaptığı konuşmadaysa; "Tüm çabam, Türkmenlerin iyi bir hayata sahip olmaları, hiçbir şeye gereksinimleri kalmaması ve mutlu olmaları için" şeklinde sayıklamış ve nişana paralel olarak 20 bin dolar da ödül ile maaşına yüzde 30 zam yapıvermiş.

Elbette asalak tiranlara bunlar yetmez.

Berdimuhammedov, 50'inci yaş günü gibi "kutlu" bir vesileden tebasını mahrum etmemiş. Üzerinde portresinin basılı olduğu 200 altın ve 200 gümüş para hazırlatıp nicedir yoksulluk ve sefalet içinde yaşama mücadelesi veren Türkmenistan işçi sınıfının ve köylülerinin bunları alıp ''onurlanmalarını'' buyurmuş.

Hakkını yemeyelim, bu megolomanca fikir ve eylemlerin başta vurguladığımız gibi mucidi o değil. O basit bir takipçi. Saparmurad Niyazov da bu türden yaklaşık 40 ödül almış ve yaş günlerinde paralar bastırmış.

Ve hem o, hem önceli hem de bütün Orta Asya/Kafkaslar bölgesi Türkmen, Abhaz, Kazak, Gürcü, Azeri ülkeleri devlet başkanları ve askeri-sivil bürokrasileri ülkeleri, emperyalistlere peşkeş çekerken madden tüketilen ve kültürel olarak aşağılanan ulusları uyutmak için faşizan bir milliyetçiliğin gaz pedalını köklemişlerdir.

Sonuç her zaman ve her yerde olduğu gibi burada da aynı oldu. İşçi sınıfı, asalakların, patronların ve onların devlet erkanlarının körüklediği faşist-milliyetçi homurtular yayan motorun egzosundan yayılan yalanlarla zehirlendiğiyle kalırken, sürücü koltuğuna kurulanlar cukkalarını sağlama almış olarak yola koyulmuşlar bile.

Faşist milliyetçi homurtu sahiplerini tanıyalım, neler söylüyor olurlarsa olsunlar asıl ne yaptıklarına bakalım ve kararımızı ona göre verelim.

Şimdi yine, yeniden bir erken seçim arabasına koşulmaya çalışıyoruz ya; patronların partileri birbirleriyle yarış halinde, sanki sorumlusu, aleti kendileri değillermiş gibi emperyalizm tarafından hem de her saniye aşağılanan bizleri, milliyetçi yalanlarla aşağılayıp diğer uluslardan işçi kardeşlerimizle düşmanlaştırmaya çalışıyorlar.

Böylece bizim, safça bir gönüllülükle diğer uluslardan sınıf kardeşlerimize düşmanlaşıp, onlardan daha ucuza, daha çok ve daha hızlı üreterek mecbur oldukları tekel karlarının yaratılmasına kölelik etmemizi istiyor, umut ediyorlar.

Hayır biz "Tanrı dağı kadar Türk, Hıra dağı kadar müslüman" olduğumuz masallarıyla uyuyup sırtımıza basıp yükseklere tırmanmaya çabalayan kapitalistlere ne proleter sınıf onurumuzu ne de şanlı sınıf savaşları tarimizi çiğnetmeyeceğiz.

Bizler, 15-16 Haziran, Kavel, faşizme ihtar eylemleri, şanlı 1 Mayısları yaratan Türkiye işçi sınıfının çocukları, torunlarıyız. Yalnızca onları örnek alır, onlardan öğrenmeye çalışırız. Yüzümüz sırtımız onlara yaslamanın güveniyle geleceğe dönüktür.

Geleceğimizde faşist tiranlara ve onların tasmalarını tutan kapitalistlere yer yoktur.